“Şimdi beni iyi dinle. Ezanı senin okuman şart değil. Ezan okunurken çocuğu kucağına alır, üç kere adını ünlersin kulağına. Hayırlı ve salih bir evlat olması için dua edersin. Tamamdır. Ha... bir de akika kurbanı kesmelisin.”
“O da ne demek?”
“Verdiği çocuk nimetine karşılık Allah’a şükretmek için kesilen kurban. Çocuğu belalardan, musibetlerden, hastalıklardan korur.”
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Kalp, kırılıp yapışa yapışa Frankenstein gibi bir sey oluyor. İnsan desen değil, canavar desen değil. Ama evlat gibi bir sey yine de, ne yapabilirsin ki?
Alicia bizi, terapiye inancımızı paramparça edecek kayalara çağıran sessiz bir denizkızı, evlat." Gülümsedi. "Bana başarısızlık üzerine müthiş bir ders verdi.”
Abdülmelik b. Ömer, babası Ömer'in yanına gelerek şöyle dedi: "Sana bildirilen zulümleri kaldıracağına ilişkin verdiğin söz nerede? Sözünü tutsana!". Ömer;
"Hemen başlayacağım, kararları yürürlüğe koyacağım" dedi ve ellerini şükre-dercesine göğe kaldırarak; "Soyumdan dinim konusunda bana yardımcı olan bir evlat verdiği için yüce Allah'a sonsuz övgüler olsun. Evet ey oğulcuğum, inşaallah öğleyi kılıp minbere çıkacak ve gereken duyuruyu yapacağım!" dedi.
Fakat Abdülmelik pek tatmin olmuşa benzemiyordu: "Ey emîr! Öğleye sağ çıkacağın ne malum? Öğleye kaldığını düşünelim, senin amacını kim anlayacak ve cankulağıyla dinlemeye gelecek seni?" dedi. Ömer; "İnsanlar şu anda dağınık durumda" deyince Abdülmelik ona şu tavsiyeyi yaptı: "Bir tellal çağırırsın, insanları camiye toplar".
Ömer ilgili konunun görüşüleceğini duyurmak üzere kente tellallar gönderdi. Halk camiye doluştu. Ömer de namazdan sonra meseleyi halka açtı.