Mitolojik güzellik zamanla önemini kaybeder …
Puan vermedi·
Hayatının sonuna gelen, gözleri kör olan ama içi aydınlanan Faust, binlerce insanın özgür ve mutlu bir şekilde çalışacağı bu topraklara bakarak hayatın gerçek anlamını çözer: "Özgürlük de hayat da her gün onu fethetmek zorunda olanlarındır." Bu muazzam vizyon karşısında büyülenen Faust, o meşhur cümleyi kurar: "Dur ey zaman, ne güzelsin!" ve anında cansız benden yere düşer. Anlaşma gereği Mephistopheles tam Faust’un ruhunu ele geçireceğini sanırken, gökyüzünden melekler iner. Melekler, Faust'un ruhunu şeytanın elinden kaparak göğe yükseltirler. Çünkü Faust, hayatı boyunca hatalar yapmış, günahlar işlemiş olsa da her zaman aramaya, çabalamaya ve daha iyiye ulaşmaya çalışmıştır. Goethelik anlayışa göre, sürekli çabalayan insan (ve Gretchen'in saf sevgisiyle arınan ruh) nihayetinde bağışlanır.
FaustJohann Wolfgang Von Goethe · Oda Yayınları · 201216,9bin okunma
10/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2024 46. kitabı
·
31 saatte okudu
·
Okunma: 28 Kasım 2024 22:20
On iki sene boyunca onu dünyaya geldiği adaya geri götürecek gemiyi bekleyen El Mustafa, sonunda geminin gelişini görür. Ancak dönmeden önce Orfales halkının cevaplamasını istediği sorular vardır. Arkasında "Gitme!" diye seslenen halk. "Ey Orfales halkı, neyden söz edebilirim ki size, zaten sizin içinizde akıp durandan başka?" diye seslenen El Mustafa'nın cevaplaması gereken sorular Orfales halkının sözü geçen büyükleri tarafından soruluyor. Soru-Cevap şeklinde devam eden kitap Orfales halkıyla okuyucuların da merak ettikleri soruların cevaplarını bulmalarını sağlıyor. Ve El Mustafa yanıtladı "Siz ölümün sırrını bilmek istiyorsunuz. Ama onu hayatın kalbinde aramadıktan sonra nasıl bulabilirsiniz ki? Gözleri geceye sınırlanmış ve gündüzleri kör bakan baykuş, aydınlığın gizeminden peçeyi kaldıramaz. Ölümün ruhunu gerçekten kavraya bilmek istiyorsanız, kalbinizi tam anlamıyla hayatın kendisine açın. Çünkü hayat ve ölüm tıpkı sevdikleriniz gibi, birdir.
ErmişHalil Cibran · Olympia Yayınları · 202085,4bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi
Muzaffer izgü ve kahramanları Kuzguna yavrusu zümrütüanka görünürmüş Muzaffer izgü İnsanları öyküleri ile güldüren değerli kitap ve kalem ehli yazarlarımızdan olan Muzaffer izgü aynı zamanda iyi bir öğretmen ve usta bir hiciv ustasıdır yazarın eserleri defalarca yeşil çam ekranına taşınmıştır en ünlü filmi aynı zamanda Kemal Sunalın oynadığı öğretmen adlı filmdir bu filmde yazar köyden kente göçü bir insanın şehirde nasıl kaybolduğunu o kemal sunalın eşsiz sanatkârlığı ile ekranlara taşır her evladın annesi için bir zümrüdü anka kuşu olduğunu söyleyen yazar belkide en büyük hatamızın bu olduğunu ifade eder bir annenin evladı kuzgun olsa o zümrüdü anka kuşuna benzetilebillirmi Hz Muhammed efendimiz kızım fatma hırsız olsa onun elini keserim buyurur ve yine her çocuğun islam fıtratı ile doğduğunu bu ahlâkın ise yine aile sayesinde korunduğunu ifade eder efendimiz SAV Perişanım,berbatım,halim duman diyen Muzaffer izgü hikayelerinde perişanlığı berbatlığı anlatır ve biz onun hikâyelerinde ağlanacak perişanlığımıza berbat halimize güler geçeriz eserleri ve yazım tarzı Aziz Nesine benzetilen yazar birbirine rakip olarak görüldükleri için Aziz Nesin tarafından pek sevilmez Muzaffer izgünün öykülerinin kahramanları içimizdendir kimi zaman işportacı kimi zaman simitçi Muzaffer izgü lüp lüp makinası biz yazarların resimleri, öyle artist resimi gibi gün aşırı gazetelerde boy göstermez. Yalnız, büyük bir başarı kazandığımız, ya da öldüğümüz zaman basarlar resimleri İşte, bu da bizim için ayrı bir övünç. Lüp Lüp Makinesi Ayşe Karakuş Ayşe Karakuş Lüp lüp makinası öykü severler tarafından okunması gereken kitaplardan biri her gün karşılaştığımız yok olan insanların o trajik ve dram dolu hayatları büyük bir gülmece ustalığı ile siz okurları bekliyor yazar hayatlarının kimsenin
1000Kitap
Lüp Lüp MakinesiMuzaffer İzgü · Bilgi Yayınevi · 2000161 okunma
10/10
·88 syf.··
2026 63. kitabı
Evet, beni Ayfer Tunç okumaya iten cihan2239 aşkitomu öpücüklerimle selamlıyorum. Yazardan bu ay iki kitap okudum. Ama toplamda 3 kitap okumuş oldum. İlki araştırma türündeydi, diğeri romanı bu kitabı da daha çok öykü gibi. Ama tek öykü. Bu kitabında o eski üstad klasik öykücülerin havasını aldım. Ayfer Tunç daha yenilikçi ve çok anlaşılır dile sahip. Ne yazdığı #kurukız romanına ne de #azizbeyhadisesi 'ne sadece kurgu gözüyle bakamadım. İkisinde de birileri yaşamış, birilerinin hayatından kesintiler geçmiş gibi düşündüm. Geçen ki incelemede de gördüğüm gibi bir kez daha Cihan' ımın yazara olan tutkusunu anladım. Sanırım ben de onun kulübüne üye olacağım. Konuya geçelim diyeceğim ama aslında anlatılacak bir durum yok. Burada mesele Aziz Bey nasıl Bi tip olduğunu anlatsam hikaye zaten ortaya çıkar. Bi kere bence Aziz efendi, aslan burcuydu. Yoksa bu kadar ego takıntı başka kimde olur? Yükseleni ya yaydı ya da balık. Takıntısını ve depresyonunu tamamlayacak başka burç yok yani Bi kere kızın tekine aşık oluyor ona takılıp ülke dışına çıkıyor. Orada hâlâ gerçeği görmezden gelip sersefil olup tekrar yurda dönüyor. Burcuna tükürdğm, ailesi kucak açacak sanıyor ama onları hiçe sayıp gidince olanlardan birhaber derken o baştacı ettiği egosunu cebine sokup meyhanecide müzisyen oluyor. Ego geliyor, yeniden aşık oluyor diyeceğim. Ama olmuyor... Aziz efendinin gözleri kör, kulağı sağır ve dünya etrafında pervane sanıyor. Ve nihayetinde sonuç pişmannlığa ulaşıyor. Ey gidi aziz saçmalamasaydın olmaz mıydı he? Esefle Gınadım, cıkcıkladım. Ama 10 puan verdim
Aziz Bey HadisesiAyfer Tunç · Can Yayınları · 202416,7bin okunma
Tarih, İnsanlık ve Kırık Yankılar..
9/10
·80 syf.··
2026 30. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 06 Nisan 2026 23:37
Kudüs Konçertosu, yaralı bir şehrin, tarihin içinden yükselerek gelen kırık seslerini insanlığa karşı yankıya dönüştüren nadide bir eser, adeta ağıttan yapılmış bir şiir demetidir. Eserde Kudüs, haritada bir nokta değil; zamanın kalbinde atmayı sürdüren kadim bir nabızdır. Şair, bu şehri anlatmaz yalnızca; onu dinler, onu konuşturur, onunla birlikte susar.. Her dize, taşların hafızasına sinmiş bir yankı gibi yükselir. Kudüs, yaralanmış bir beden gibidir. Her sokak, geçmişin silinmeyen izleriyle örülüdür; her duvar, hem bir dua hem bir ağıt taşır. Kudüs burada bir mekân değil, bir sesler toplamıdır; kırılmış duaların, yarım kalmış tarihlerin ve suskun çığlıkların birbirine karıştığı bir iç müziktir sanki. Adonis’in üslubu ise, yoğun imgelerle örülü, çağrışımsal bir dille işleyen, kırık ve parçalı bir yapıya sahiptir. Yani hem lirik hem felsefi, çok sesli ve düşündürücüdür. Her satır, her bir kelime, başka bir anlamın parçalanmış izini taşır. İşte bu saklı sesler, satır aralarından gelen bir davettir bizlere, anlamın derinliklerine doğru çağıran bir sessizliktir görüneni değil, gizlenenin izini sürebilmemiz için.. Kudüs Konçertosu’nda zaman, doğrusal bir akış içerisinde değildir; kırılmış bir ayna gibidir. Geçmiş şimdiye sızar; gelecek çoktan yaşanmış gibi yankılanır. Kudüs ise, bu parçalanmış zamanın merkezinde durur, hem başlangıçtır hem de bir son.. Unutuşa direnen bir acı olur, ne geçmişte kalır ne de bugüne sığar. Ayrıca eserde güçlü bir tarihsel ve politik arka plan vardır fakat bu durum hiçbir zaman doğrudan ifade edilmez. Adonis, açık söylemler yerine ima ve sezdirme ile bizlere aktarır o üstü örtülü dünyayı. Yani, bağırmaz; fısıldar.. Bu yüzden şiirin etkisi daha derindir. Kudüs üzerinden anlatılan, yalnızca bir coğrafyanın hikâyesi değildir, insanın
Edebiyat
Kudüs KonçertosuAdonis · Yapı Kredi Yayınları · 2014104 okunma
Hangisi gerçek hangisi rüya..
Puan vermedi·238 syf.··
2026 3. kitabı
Puslu kıtalar atlası; İnsan zihninin düş ile gerçeği ayırt etme karmaşası, sanırım yazar da böyle bir karmaşa içindeyken yazmaya çalıştı çünkü olaylar ve kişiler çoğu zaman askıda kaldı. Çoğunluğa nazaran ben pek hoşnut değilim kitaptan ne okudum inanın hiç anlamadım, uzun ve karma karışık bir masal sanki. Anar'ın üslubu, tarihi dil ile modern ironiyi birleştiriyor. Hikâye içinde hikâye olan anlatış şeklinden oluşuyor. Büyülü gerçeklik, üst kurmaca, postmodernizm'i harmanlamış fakat pek becerememiş gibi. Beklentilerimi ne yazık ki karşılayamadı okurken yarıda bırakmamak için çok çabaladım belkide benim tarzım değildi bilemiyorum zaten felsefe ile de pek aram yoktur özetle kitabı okurken inanılmaz yoruldum. Biran hiç bitmeyecek sandım. Kitap hakkında söyleyebileceğim tek şey tarihi bir düşün içinde uyandığını gören bir uyuyanın düşü. Kitapta en çok hoşuma giden, rüyanın varoluşunu simgeleyen bir alıntı ile bitireyim yorumumu. -"Ey kör! Aç gözünü de düşlerden uyan. Simurg'u göremesen de bari küçük bir serçeyi gör... Daha hayattayken bir taşı bir taşın üstüne koy. Gülleri ve bülbülleri göremeyip gün boyu evinde oturan adam Dünyanın kendisini hiç görebilir mi?" Dilan Yamaç Puslu Kıtalar Atlası İhsan Oktay Anar
1000Kitap
Puslu Kıtalar Atlasıİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202467,9bin okunma