"Halkımın sana iyi bakmasını sağlayacağım. Belki evine dönmen için Astrofaj yaparlar!" "Evet..." diyorum. "O mesele... ben eve dönmeyeceğim. Dünya'yı böcekler kurtaracak. Ama ben bir daha Dünya'yı görmeyeceğim." ​ ​Mutlu hoplamaları kesiliyor. "Niye, soru?" "Yeterli yiyeceğim yok. Seni Erid'e götürdükten sonra öleceğim." "Sen... sen ölemezsin." Sesi pesleşiyor. "Ölmene izin vermem. Seni eve göndereceğiz. Erid minnettar olacak. Sen herkesi kurtaracaksın. Seni kurtarmak için her şeyi yapacağız." "Yapabileceğiniz bir şey yok," diyorum. "Yiyeceğim yok. Erid'e gidip birkaç ay kalacak kadar yiyeceğim var. Hükümetin evime gideyim diye bana Astrofaj verse bile o yolculuktan canlı çıkamam." "Erid yiyeceği ye. Aynı yaşamdan evrildik. Aynı proteinleri kullanıyoruz. Aynı kimyasallar. Aynı şekerler. İşe yaramalı!" "Hayır, senin yiyeceklerini yiyemiyorum, unuttun mu?" "Sana kötü geldiğini söyledin. Çözüm buluruz." Ellerimi kaldırıyorum. "Bana kötü gelmekle kalmıyor. Beni öldürür. Sizin ekolojiniz ağır metal kaynıyor. Onların çoğu da benim için zehirli. Ânında ölürüm." Rocky titriyor. "Hayır. Sen ölemezsin. Sen dostsun." "Önemli değil. Kararımı verdim. İkimizin de dünyasını kurtarmanın tek yolu bu." Geriliyor. "O zaman evine git. Şimdi git. Ben beklerim. Erid belki bir gün başka gemi gönderir." "Saçmalama. Irkının canını bir tahmin üzerine riske atar mısın gerçekten?" Birkaç saniye bir şey demiyor, ardından cevap veriyor. "Hayır."
Alıntı
Bunun yolu da 12 Eylül faşist cuntasıyla açılacaktı…
Türkiye'nin ekonomik ve siyasi yapısını kökten değiştirmek, denetimini tümüyle emperyalist ülkelerin denetimine vermek için 5 Ocak 79 Guadeloupe Zirvesi'nde alınan kararlar neydi? Anımsayalım: a) Türkiye'de uygulanan karma ekonomi anlayışının tamamen terk edilmesi, b) kamunun ekonomiden tamamamen çekilmesi, c) KiT'lerin özelleştirilmesi, d) tüm sübvansiyonların, devlet desteklerinin kaldırılması, e) sermayenin tamamen özgürleştirilmesi, f) kapitalist piyasa ekonomisinin önündeki tüm engellerin kaldırılması. Bütün bunlar, emperyalizmin "globalleşme", "neoliberalizm" dediği, başına "yeni" sözcüğü ekleyerek "yeniden" piyasaya sürdüğü, ama eskisinden çok daha fazla "emek sömürüsüne" dayanan, "emeğe kölelik", "sermayeye sınırsız özgürlük" getirmeyi hedefleyen uygulamalardı.
Sayfa 384 - İmge
Tarih
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Mendilimde Kan Sesleri
Her yere yetişilir Hiçbir şeye geç kalınmaz ama Çocuğum beni bağışla Ahmet abi sen de bağışla. Boynu bükük duruyorsam eğer İçimden böyle geldiği için değil Ama hiç değil Ah güzel Ahmet abim benim İnsan yaşadığı yere benzer O yerin suyuna, o yerin toprağına benzer Suyunda yüzen balığa Toprağını iten çiçeğe Dağlarının, tepelerinin dumanlı eğimine Konya'nın beyaz Antep'in kırmızı düzlüğüne benzer Göğüne benzer ki gözyaşları mavidir Denizine benzer ki dalgalıdır bakışları Evlerine, sokaklarına, köşebaşlarına Öylesine benzer ki Ve avlularına (Bir kuyu halkasıyla sıkıştırılmıştır kalbi) V e sözlerine (Yani bir cep aynası alım-satımına belki) Ve bir gün birinin bir adres sormasına benzer Sorarken sorarken üzünçlü bir ev görüntüsüne Camcının cam kesmesine, dülgerin rende tutmasına Öyle bir cıgara yakışına, birinin gazoz açmasına Minibüslerine, gece kondularına Hasretine, yalanına benzer
Sayfa 50·Kitabı okuyor
Şiir
BABURRAHME MESCİDİ Mescit aslında Mescid-i Aksa'nın ve kadim Kudüs şehrinin Zeytindağı'na doğru açılan kapısıdır. Üzerinde yer alan zaviyede büyük İslam alimi İmam Gazali ders okutmuştur. İmam Gazali, meşhur eseri İhya-i Ulumid- Din'i burada yazmıştır. İhya'nın orijinali de yine Mescid-i Aksâ içinde bulunan Eşrefiye Medresesi'ndedir. Rivayet edilir ki; İmam Gazali Mescid-i Aksa'ya geldiğinde üç bin alim, ilim halkalarında ders okutmaktadır. Mescid-i Aksa'da üç bin alimi az bulan İmam Gazali "Ey-yah!" der... Mescid-i Aksa'da kurulan ilim halkalarındaki üç bin alim azdır İmam Gazali'ye göre. Peki, ya şimdi Müslümanların durumu nasıl? İki Müslüman alimin bir araya geldiğini ve ilmi meselelerle kafa yorduklarını, Müslümanların içtimai meselelerini çözmeye yönelik fetvalar aradıklarını görsek omuzlarımız gülüyor adeta. Ne yazık ki İmam Gazali'nin az bulduğu üç bin alim bize iki olarak çok geliyor, fazlasını göremiyoruz zira!..
Hudeybiye Musâlahası'nda (Anlaşmasında)
Hicretin altıncı senesi Kâbe'yi ziyâret maksadıyla Peygamber Efendimiz sallallâhu aleyhi ve sellem ashâbıyla radıyallâhu anhum ecmaîn berâber Medine'den çıkmıştı. Mekke'ye yaklaştıkları sırada mukâvemetle müşkilat çıkarılacağı anlaşılması üzerine Peygamber Efendimiz sallallâhu aleyhi ve sellem ashâbıyla istişâre eyledi. Hz. Ebû Bekir radıyallâhu anh şu mütalâayı dermiyân etti: - Ya Rasûlallah bizim maksadımız harp ve darp değildir. Kâbe'yi ziyarettir. Onun için yolumuzda durmakta mânâ yoktur." dedi. Rasûl-i Ekrem Efendimiz sallallâhu aleyhi vesellem de bu fikri kabûl ile Hudeybiye musâlahası akd olundu. Bu muâhede Müslümanlardan ziyâde müşriklerin lehinde gibi görünüyordu. Hz. Ömer radıyallâhu anh bundan son derece muzdarip olmuş, Hz. Ebû Bekir'e gitmiş anlatmış, Hz. Ebû Bekir de O'na: "Hz. Muhammed bir Peygamberdir. Ne yaparsa Allah Celle Celâluhu'nun emriyle yapar, Allah Celle Celâluhu onun her zaman Nâsırı ve Muînidir." demiştir. Bilâhare Hz. Ömer radıyallâhu anh de bu muâhedenin hakikaten bir feth-i mübin olduğunu anlamıştı.
Alıntı
Mustafa Kemal'in corinne'e gönderdiği on ikinci mektup
Siirt, 6 mart 1916 Aziz Madam, Bu defa hakiki dostluğumuzu hatırlatmak için ilk önce ben kalemi elime alıyorum. Batıdan doğuya kadar devam eden uzun ve yorucu bir yolda iki ay kadar seyahat ettikten sonra bir istirahat anı bulunabileceğine inanılır, değil mi? Fakat heyhat! Görülüyor ki, bu ancak ölümden sonra mümkün olacak. Fakat bu hayali rahata kavuşmak için Allahımızın cennetine gitmeye kolay kolay razı olacak değilim. Yarın başka bir seyahat istikametine gideceğim. Diyarıbekir'e gelen Nuri'ye beni, bugün bulunduğum Siirt'ten üç gün uzakta Miyafarkin'de bulmasını emrettim. Nihayet üç gün sonra birbirimizi göreceğiz ve eminim geçmiş günlerden ve bilhassa sizin aziz varlığınız sayesinde yaratılan iyi ve sevimli hatıralardan hararetle bahsedeceğiz. Bu satırları yazarken Doktor Hüseyin Bey yanımda, size ne yazdığımı soruyor ve bunların Matmazel Edith'e ait olacaklarını anlamakta ısrar ediyor. Çok memnun olsun diye, aziz Edith'in melekane tavırlarla fala baktığı tatlı anları hatırlamaklığınıza müsaade ediniz Valideniz hanımefendiye seçkin hürmetlerimi arz ederim. Doktor, Matmazel Edith için yazdığım cümleyi dinledikten sonra beni yalnız bırakı. Ben yalnızım, fakat her şeyi tasvirden acizim! Bu sayfanın geri kalan kısmını önümde bulunan bir kitaptan aldığım bazı sözlerle dolduruyorum: "Orduların hala devam eden mekanik hareketleri sona ermek üzereydi. Zira halkın hareketi sündüğü zaman askerler bulunmaz. Ruhların takati bittiği zaman generaller kendilerine gelemezler ve zaferler askerlerle, generallerle ve para ile birlikte sona erer..." Mignet. Son söz: "ya hiç doğmamış olmak veya hiç unutulmamak isterdim." Chateaubriand. M. Kemal Adres: General Mustafa Kemal Diyarıbekir.
Sayfa 58·Kitabı okudu