- Halil Efendiye sor bakalım: Sivilceye de ilâcı var mı? Bizim hoca hanımın alnında kabarcıklar dolu.
- Efendiye sormaya ne lüzum var? Kefe kimyonu kullansın, hemen geçer. Amma çıban ise çadır uşağı ister. Dam koruğu da deri illetlerine iyi gelir.
Vicdânî, târihî ve içtimâî an'anelerimizi topyekûn hayâtımızdan sürüp çıkarmak isteyen biz, kütleye hudutsuz ve kontrolsüz bir başıboşluk tanıdık ve bunun adına da hürriyet dedik.
Göz ve gönül çelen bir güzel, yalnız ipek saçlardan, kıvılcımlı bakışlardan, sedef dişlerden mi ibaretti? Kan taşıyan damarları, kirlerle dolu bağırsakları, bir bütün olan insanın uzuvları arasında bile tabiatın tercihlerini, derecelerini ve kasıtlarını göstermiyor muydu?
Fakat din, ne sadece bir sezgi ne tefekkür ne de ibadet ve ameldir. Din, doktrin bakımından öyle bir hakikatler sistemidir ki, hulûsla iltizam ve hakkıyla idrak edildiği takdirde, şahsiyeti değiştirip diğer bir hâle koymak tesir ve kudretini hâiz olan bir ilahi heyecandır.