Kitapların suç sayıldığı, sayfaların alevler içinde küle döndüğü ve zihinlerin ekranlarla uyuşturulduğu o karanlık gelecekte, insan kalabilmek adına kelimeleri ezberleyenlerin ve düşünceyi savunanların o muazzam direnişine ortak oldum. Fahrenheit 451, Ray Bradbury’nin o insanı ilk satırdan itibaren avucunun içine alan, toplumsal hafızamızın en kırılgan, en sarsıcı sayfalarına ışık tutarken insan zihninin o en aydınlık, en dirençli odalarını aralayan şefkatli kalemiyle ruhumda silinmez izler bıraktı. Yangın hortumlarından fışkıran o yıkıcı alevlerin ortasında yükselen sessiz kitap çığlıklarını duymak, insanın o her şeye rağmen yok edilemeyen asil doğasına tanıklık etmek ve kelimelerin o insanı sarsan, küllerinden yeniden doğuran gücünü hissetmek isteyen herkesin mutlaka okuması gereken zamansız bir klasik.