“Zamanın kıvamı insanı daima şaşırtır, akıcılığı andan ana değişiklik gösterirdi. Bazen boza kadar koyu, bazen su gibi seyreltilmiş olurdu. Tüy gibi hafifleyebilir, taş gibi ağırlaşabilirdi. Göl kadar durgunlaşabilir ya da grizu gibi patlayabilirdi. Hatta canı isterse durabilirdi bile.”
“.. inanç, yalnızca mantıkla kavranamaz. înanç evreninde yolculuğa çıkan biri için mantık, kötü bir kılavuzdur, inanmak için içgörünüzün gelişmesi gerekir. Beş duyunuzun algılayamayacağı gerçekler vardır.”
“Bu dünyayı da, bu bedeni de Tanrı yaratmıs olsa bile, gerçek dünya, gerçek yasam bu değil. O nedenle yıpranmalarını sevinçle bile karsılarım, çünkü bedenin dayanıksızlığı, ilahî bir mesajdır aslında. 'Bu bedene inanma, onun arzularının esiri olma, daha derindekine, daha içerdekine bak. Onu görmeye çalıs, çünkü o hiç yaslanmaz' diyen bir mesaj.”