Polisiye bir roman tadında başladı. Kendini okutturan bir kitap. Sonrasında olay çözüldü ve karakterin itirafını oluşturan bölümde güzel bir teori var. Sanırım en çok bu bölümden dolayı takdir topluyor. İnsanlar olarak iki yüzlülüğümüzle yaşamaya alışkınız, rahatsız olmuyoruz. Belki çok da umursamıyoruz. Günahlarımız gizli kaldığı ölçüde yokmuş gibi davranabiliyoruz. Ama Dr. Jekyll karakteri çok hassas bir kişi ve bu durumdan hoşnut değil. Deneyi ile bu ayrışmayı gerçekleştiriyor. İki ruh tek bedeni kullanıyor sırayla. Dr. Faust gibi ikilemler ve yüzleşmeler yaşıyor. Ne kötü şu insanoğlu, ne iyi işler yapabilir oysa ki. Ve her seferinde kötülük tarafı ağır basıyor. Eline imkan geçen herkes karanlık tarafa geçiyor eninde sonunda. Star Wars'taki Skywalker gibi. Dark City'deki ana karakter gibi. Sen gibi, ben gibi... Bir yanım yüceler ulaşabilecek potansiyeli barındırıyor, uzansam ulaşacağım sanki. Diğer yanım tembellik, zalimlik, hile peşinde koşuyor. Müsaade etmiyor insan kendi kendisine. Bir tarafa yol alsa ne var? Ya ışık ya zulmet! Boyumuzun ölçüsünü alıp gideceğiz dünyadan. Kendimizin yargıcı olacağız, pişmanlıkla kıvranacağız.
İyi olma ihtimalim vardı, iyi davranabilirdim, iyi bir hayat sürebilirdim, topluma faydalı olabilirdim, iyi bir eş-evlat-baba-ağabey-arkadaş... olabilirdim. Hepsini olabilirdim. Bir derviş, bir ermiş, bir keşiş, bir rahip, bir şaman, bir Zerdüşt, bir filozof olabilirdim.
Velhasıl hiçbirini olmadım. Potansiyelimi kullanmadım.
Kendi kendimin celladıyım. Kendimi kendim yargılayacağım ve
belki de kendimle kendimi cezalandırıyorum.
Ölümden sonra bizi bekleyen sonsuz bir pişmanlık olabilir. Belki yeni bir şansımız vardır. Yeniden başlarız, yine deneriz, tekamül ederiz belki de. Her ne olacaksa olacak. Ama insan denen varlığın "çift" yüzlü var