Fırtınadır bu, şehvet fırtınadır, fırtınadan da ileridir! Güzellik korkunç, dehşet verici bir şey! Tarif edilemediği, tarife sığamadığı için korkunç. Tanrının yarattığı ne varsa muammadır zaten. Burada kıyılar birbirine yaklaşır, zıtlar yan yana yaşar. Ben koyu cahilim kardeşim, ama bunlara epey kafa yordum. Sayısız esrar var. İnsanın yeryüzünde rahatını kaçıran muammaların haddi hesabı yok! Bildiğin gibi çöz, sonra da zeytinyağı gibi üste çık. Hele o güzellik! Hem kalbi, hem zekâsı çok yüksek bir adamın bazen Meryem Ana ideali ile başlayıp Sodom'da karar kılmasına dayanamıyorum. Daha korkuncu, Sodom idealini içinde taşırken ruhu Meryem Ana'yı inkâr edemiyor; tıpkı temiz, ilk gençlik yıllarındaki gibi bunun uğruna için için yanıyor. Yo, insan varlığı1 çok geniş, gereğinden fazla geniş; ben kendi hesabıma bunu sınırlardım doğrusu. Şeytanın bile içinden çıkamayacağı bir karışıklık var. Aklın aşağılık saydığında kalp çoğu zaman güzellik buluyor. Sodom'da mı bu güzellik? İnan ki, insanların çoğu için bundadır; bu sırrı biliyor muydun? Feci olan yanı, güzelliğin yalnız korkunç değil, aynı zamanda esrarlı oluşu... Bu, şeytanın Tanrıyla boy ölçüşmesi; dövüş alanı olarak insan kalbini seçmiş. Kısacası, herkes kendi derdine yansın bakalım. Biz asıl konumuza geçelim. Dinle.
Sayfa 139·Kitabı okudu
Birinci Neden: Hızın, Geçişlerin ve Süzme Faaliyetinin Artışı "NE İSTEDİĞİNİZİ ANLAMADIM," deyip duruyordu Boston'daki Target mağazasında çalışan adam. "Elimizdeki en ucuz telefonlar bunlar. İnternetleri feci yavaş. İstediğiniz bu değil mi?" Hayır, dedim. İnternete hiç bağlanamayan bir telefon istiyorum ben. Şaşkın şaşkın kutunun arkasını inceledi. "Bu çok yavaştır. E-posta alabilirsiniz muhtemelen, ama-" E-posta da internet de istemiyorum, dedim. Üç aylığına uzaklara gideceğim, tamamen çevrimdışı olabilmek için. Arkadaşım Imtiaz'ın yıllardır internete bağlanamayan eski dizüstü bilgisayarını yanıma almıştım. İlk Uzay Yolu dizisinin setinden çıkıp gelmiş gibiydi, boşa çıkmış bir gelecek hayalinin kalıntısıydı sanki. Yıllardır yazmayı planladığım romanı yazmak için kullanmaya karar vermiştim bu bilgisayarı. Şimdi de, numarasını vereceğim altı kişi tarafından acil durumlarda aranabilmek için bir telefona ihtiyacım vardı. Herhangi bir internet seçeneği olmaması gerekiyordu; böylece sabahın üçünde uyanıp da zayıf düşmüş irademle çevrimiçi olmak istersem elimden bir şey gelmeyecekti. İnsanlara ne yapmayı planladığımı anlattığımda üç farklı tepkiyle karşılaştım. İlki Target mağazasındaki adamın tepkisine benziyordu: Söylediğim şeyi akılları almıyor gibiydi. İnternet kullanımını azaltacağım diyormuşum gibi düşündüler. Tamamen çevrimdışı olmak onlara o kadar tuhaf geldi ki tekrar tekrar açıklamam gerekti. "İnternete hiç giremeyen bir telefon istiyorsunuz, öyle mi?" demişti adam. "Niye ki?"
Sayfa 27 - Metis/Ağustos 2025/10.basım/İstanbul
Kitap Alıntısı
Reklam
Ah Martin!
Ölüm acı vermezdi. Hayattı, hayatın sancısıydı bu feci, bu insanı boğan his.
Sayfa 480·Kitabı okudu
Avrupa bizim için, 'Türkün ayağını bastığı yerde ot bitmez.' demiştir. Allah için söyleyin, biz mi öyleyiz, yoksa onlar mı? Bizim fethettiğimiz yerlerde Hristiyan unsuru ve mezhepleri, kendi ülkelerinden daha serbest olarak yaşamışlardır. Nitekim Ubucini, 'İzmir'de, İstanbul'da, Trabzon'daki Katolik, Paris ve Lyon'dakinden daha serbest.' demiştir. Avrupalı için bunu söylemek mümkün müdür? Mesela, kendi azdırdıkları Balkan kavimlerinin Müslüman nüfusunu feci surette katliam etmelerine karşı, medeniyet havarisi olan Avrupalı tasvipten başka bir ses yükseltmiş midir?
Sayfa 90
❝ Tarih, kendisinden ders almayanlar için feci sayfalar açar. ❞
Um-ag vakfı yayınları·Kitabı okuyor
Bu feci durumun ne kadar sürdüğünü söyleyemem; böyle saniyelerin hayatın ölçülmüş saniyelerinden farklı bir uzunluğu vardır.
Sayfa 97 - Can Yayınları·Kitabı okudu
Reklam
Reklam