Kaderin Sessiz Rızası ​İnsan, çoğu vakit kendi kurguladığı hikâyenin kahramanı olduğuna inanır. Oysa kalem çoktan mürekkebini kâğıda akıtmış, yazgı, düşlerin çok ötesinde bir manzarayı hazırlamıştır. Bizler, avuçlarımızda tuttuğumuz daracık planlarla yarınlara yetişmeye çalışırken, Hakîm olanın hükmü, eşyanın hakikatine bizi çoktan ulaştırmıştır. ​Bilmek gerekir ki; bazen bir yolun kapanması, başka bir kapının ardındaki ikramı saklar. Fettâh isminin tecellisiyle açılan kapılar, sadece mekânın değil, gönlün de düğümlerini çözer. İnsan, kendi zihninde bir düğüm atar; O, o düğümü çözerek bizi bambaşka bir bahara taşır. Bazen de yollar bizi kendimizden uzaklaştırır; ne var ki Muîd olan, bizi her seferinde kendi özümüze, hakikatimize geri döndürmeyi bilir. Ruhumuzun daraldığı, nefesimizin düğümlendiği o anlarda Müferric ismi, bir fecr gibi karanlığın üzerine doğar ve ferahlığı müjdeler. ​Şimdi anlıyorum ki; zihnimde ördüğüm kurgular, O’nun yazdığı o sonsuz ve eşsiz hikâyenin yanında sadece gölge kalır. Muhakkak ki O’nun takdiri, benim acizane düşündüğümden çok daha hayırlı, çok daha derin ve çok daha hikmetli. ​Artık teslimiyetin o huzurlu limanındayım. İsteğim; sadece nefsimin arzularına göre bir yön tayin etmek değil, O’nun tayin ettiği yöne razı olmaktır. Senden gelecek her hayra, nasibimin bereketine ve takdirinin güzelliğine muhtacım Allah’ım.. ​İmanım odur ki her nasip vaktine esirdir ve her vakit O’nun rahmetiyle hayat bulur. ___ /Güven Taşdemir ​
1000Kitap
Çalışmak!
Sen ey bîçâre dindaş, sanki, bizden hayr ümîd ettin; Nihâyet, ye’se düştün, ağladın, ağlattın, inlettin. Samîmî yaşlarından coştu rûhum, hercümerc oldu; Fakat, mâtem halâs etmez cehennemler saran yurdu. Cemâ’at intibâh ister, uyanmaz gizli yaşlarla! Çalışmak!.. Başka yol yok, hem nasıl? Canlarla, başlarla. Alınlar terlesin, derhal iner mev’ûd olan rahmet, Nasıl hâsir kalır “Tevfîki hak ettim” diyen millet? İlâhî! Bir müeyyed, bir kerîm el yok mu, tutsun da, Çıkarsın Şark’ı zulmetten, götürsün fecr-i maksûda? İstanbul, 24 Teşrînievvel 1334 (24 Ekim 1918) Mehmet Âkif Ersoy
Şiir
Reklam
15-İnsan varya, rabbi ona imtihan için ikramda bulunduğunda ve onu nimetlere boğduğunda, "Rabbim bana ikram etti" der (mutlu olur). 16-Onu imtihan edip rızkını daralttığında ise "Rabbim beni önemsemedi" der (mutsuz olur). Fecr suresi
Din
Zâniyeler Salahaddin Enis Türk Modernleşmesinin Yapısal Yarılması ve Bir Semptom-Metin Olarak Zaniyeler: Selahattin Enis'in Natüralizminde Sınıfsal Dışarıdalık, Salon Nihilizmi ve Taşra Ahlakçılığı Bu çalışma, Selahattin Enis’in 1924 tarihli Zaniyeler romanını, erken Cumhuriyet dönemi edebiyat kanonunun dışına itilmiş kurucu bir "semptom-metin" olarak yeniden okumayı amaçlamaktadır. Eser, sadece Mütareke dönemi İstanbul’unun ahlaki ve toplumsal çöküşünü natüralist bir laboratuvar titizliğiyle teşhir etmekle kalmaz; aynı zamanda Türk modernleşmesinin köksüz kozmopolitanizm ile savunmacı taşra muhafazakârlığı arasında sıkışan yapısal şizofrenisini de belgeler. Çalışmada, Yakup Kadri’nin "içerideki isyankâr" konumu ile Selahattin Enis’in "taşralı dışarıdalığı" sınıfsal ve konumsal bir perspektifle karşılaştırılacak; eserin didaktik kusurlarının zihniyet tarihine dair epistemolojik birer kanıt olma niteliği tartışılacaktır. Kanon Dışılık ve Birincil Kaynak Olarak Roman Erken Cumhuriyet dönemi edebiyat kanonu, ulus-devlet inşası sürecinde "makbul", steril ve kurucu bir aydın/vatandaş kimliği üretmeyi hedeflerken, bu idealize edilmiş anlatının dışında kalan yapıları sistematik olarak marjinalleştirmiştir. Selahattin Enis’in Zaniyeler romanı, bu tasfiye ve unutturma mekanizmasının en radikal kurbanlarından biridir. Eser, edebiyat tarihi tarafından uzun süre "çiğ", "pornografik" veya "didaktik açıdan kusurlu" bulunarak halının altına süpürülmüştür. Oysa roman; Cenap Şahabettin’in salon elitizmini, Celal Sahir Erozan’ın Fecr-i Âti çizgisindeki bohem kadın avcılığını ve mütareke basınının (Ali Kemal, Refik Halit varyasyonları) oportünist kalemşorluğunu deşifre eden yapısıyla, salt bir kurgu olmanın ötesine geçer. Zaniyeler, dönemin entelektüel tarihi için pürüzsüz resmi anlatıları
Edebiyat
O gün cehennem de getirildiğinde, insan işte o gün yaptıklarını birer birer hatırlayacaktır. Fakat bu hatırlamanın ona ne faydası var? Fecr - 23
Yorgun gözümün halkalarında Güller gibi fecr oldu nümayan, Güller gibi... sonsuz, iri güller Güller ki kamıştan daha nalan; Gün doğdu yazık arkalarında! Altın kulelerden yine kuşlar Tekrarını ömrün eder ilân. Kuşlar mıdır onlar ki her akşam Alemlerimizden sefer eyler? Akşam, yine akşam, yine akşam Bir sırma kemerdir suya baksam; Üstümde sema kavs-i mutalsam! Akşam, yine akşam, yine akşam Göllerde bu dem bir kamış olsam! Ahmet Haşim
Edebiyat
Reklam
Reklam