وَأَمَّا إِذَا مَا ابْتَلَاهُ فَقَدَرَ عَلَيْهِ رِزْقَهُ فَيَقُولُ رَبِّي أَهَانَنِ
"Onu imtihan edip rızkını daralttığında ise(isyana düşerek)<<Rabbim beni önemsemedi>>der."(el-Fecr, 16)
Yani bazı kullar, bollukta şükreder de darlıkta şükür halini kaybederler.Halbuki makbul olan;zenginlikte de fakirlikte de hamd,şükür ve rıza halini muhafaza ederek kalbi muvazeneyi korumaktır.
Cenab-ı Hak şöyle buyurmaktadır:
فَأَمَّا الْإِنْسَانُ إِذَا مَا ابْتَلَاهُ رَبُّهُ فَأَكْرَمَهُ وَنَعَّمَهُ
فَيَقُولُ رَبِّي أَكْرَمَنِ
"İnsan var ya,Rabbi kendisini imtihan edip de ikramda bulunduğunda ve bol nimet verdiğinde <<Rabbim bana ikram etti >>der."(el-Fecr, 16)
Ey asırlardan beri Kur'anın bayraktarlığı vazifesiyle cihanda en mukaddes ve muhterem bir mevki-i muallâyı ihraz etmiş olan ecdadın evlâd ve torunları! Uyanınız! Âlem-i İslâm'ın fecr-i sadıkında gaflette bulunmak, kat'iyyen akıl kârı değil! Yine Âlem-i İslâm'ın intibahında rehber olmak, arkadaş, kardeş olmak için Kur'anın ve imanın nuruyla münevver olarak, İslâmiyet'in terbiyesiyle tekemmül edip hakikî medeniyet-i insaniye ve terakki olan medeniyet-i İslâmiyeye sarılmak ve onu, hal ve harekâtında kendine rehber eylemek lâzımdır.
Vur pençe-i Alîdeki şemşir aşkına
Gülbankı âsmâni tutan pîr aşkına.
Son savletinle vur ki açılsın bu surlar
Fecr-i hücûm içindeki tekbir aşkına.
Yahya Kemal