Din kavramı mesela; dinle, İslâm'la ilgili bütün kavramların hepsi seküler, dolayısıyla da dini, seküler bir şekilde algılıyor. Din kendini seküler bir şekilde algılamıyor oysa, din, hayatın bütününe bakıyor. Mimariye de sanata da, siyasete de, iktisada da sesleniyor yani hepsinden ses veriyor; insanla ilgili hayatla ilgili her şeyde bir sözü var. Din; sanat, felsefe ve bilim gibi hayatın kategorilerinden bir kategori değil.
Yunan kültürü ve felsefesi Musevilik,
Hıristiyanlık ve İslam dinlerinden bağımsız gelişmişti. Antik Yunan kültürü, 1. yüzyılda ortaya çıkan Hıristiyanlık ve 7. yüzyılda ortaya çıkan İslam dinlerinden çok daha eskiydi ve bu dinleri önceliyordu. Musevilik Antik Yunan’dan daha öncesine dayanmakla birlikte, Ortadoğu’da küçük bir azınlık diniydi ve Antik Yunan kültüründe egemen bir din değildi. Nitekim, Antik Yunan felsefesine dair günümüze ulaşan en önemli felsefe metinlerine, Platon’un ve Aristoteles’in metinlerine bakıldığında, Musa ve Musevilik ile ilgili hiçbir referans ve bilgi yoktur. Antik Yunan’da egemen olan din, Homeros’un metinlerinde de sözü
edilen çoktanrıcı bir din idi. Bu dinin tanrıları da, hem fiziken hem de ruhen, insanlardan daha güçlü olmakla birlikte, insani özelliklere sahip, insanlarla büyük benzerlikler gösteren veya Güneş, Ay, ateş, fırtına, deniz, gökyüzü gibi doğadaki varlıklarla özdeşleşen veya kesişen tanrılardı.
Batı buhranını derinlemesine inceleyen İngiliz tarihçi Arnold Toynbee‘nin tesbiti:“İstikbâl İslâm'ındır. Denenmemiş bir o kaldı!”Bu sözün ışığında, Salih Mirzabeyoğlu‘nun 1983 tarihli eseri:“İstikbâl İslâmındır – Denenmemiş Tek Nizâm“… Bu söz, açıkça, Müslüman olan Batılıları ve onların hayattan beklentilerini çağrıştırıyor, eser de zaten bu konuyu ele alıyor.Eserin hikâyesi, 1983 yılında Üstad Necib Fazıl‘ın Salih Mirzabeyoğlu‘ndan böyle bir eser istemesiyle başlıyor. Üstad o yıl Tercüman gazetesinde Ramazan sayfasını hazırlayacak… Tabiî, bugünküler gibi uyduruk kaydırık bir sayfa olmayacak. Fikir dolu, mesele dolu bir sayfa… İslâm denince, sadece basit insanın anladığı bazı dinî meseleleri anlar insanlar. O da vardır ama, İslâm “Çağlarüstü Mutlak Fikir“; o, en basit insan ile en derin insanı bir arada tutan, bütün insanlara hitab eden tek nizâm…Felsefe bunu yapamamıştır. O sadece yarım entellektüele hitab edebilmiş, büyük yığınları kucaklayamamıştır. Büyük yığınları harekete getiren ideolojiler de, hayatı kısmî gerçeklerde özetlemiş, onu bütünüyle anlamlandıramamıştır. Bugün görüyoruz, bazı kısmî gerçekler etrafında dolanan, bütün bir hayatı kuşatıcı olmayan, sadece belli bir dönemi veya belli bir alanı açıklamaya yarayan, bütünlükten haber vermeyen bir takım sistemler veya sistem girişimleri…
İSTİKBÂL İSLÂMINDIR -Denenmemiş Tek Nizâm-, 18 Aralık 2011, Çarpıcı Kitap·Kitabı okuyor