(...) Atatürk hakkında, yaşamının değişik veçheleri üzerine kaleme alınan çalışma sayısıyla orantılı "entelektüel biyografi" denemesi bulunmamasının temel nedeni "kaynak" eksikliği değildir. Bu alanda görülen noksaniyet, büyük çapta, etrafında oluşturulan kült çerçevesinde, Atatürk'ün içinde yaşadığı ortam, Zeitgeist (zamanın ruhu) ve "ne okuduğu"nun önemsizleştirilmesinden kaynaklanmaktadır. İnsanüstü bir lider, öncesizlik çerçevesinde her konuda yeni ve eşsiz fikirler üreten bir düşünür, bütünüyle orijinal, çağının önünde olmasından dolayı ondan etkilenmeyen bir felsefeci-kral, tarih yapıcı bir kahraman imajı, son tahlilde, "entelektüel biyografi"yi gereksiz kılmaktadır.
Sayfa 18·Kitabı okuyor
Dünyada eksikliği duyulmayan insan tipi yarı aydın tipidir.
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Daha iyi anlatılamazdı, teşekkürler Abdullah Temsil Hocam
"İmayla da olsa dini suçladınız. Oysa eksiklik dinde ya da ruhunu ondan alarak Müslümanları kucaklayan ümmet kavramında değildir. Eksiklik, dini uygulama sahasına yanlış aktaranlardadır. Grup çatışmalarının temelinde Hz. Muhammed (s.a.s.)'i asli manada anlayamamak yatıyor. Onu ve Kur'ân'ı anlayan ve özümseyen bir mümin, diğer müminlere karşı merhametli, kâfirlere karşı ise şiddetli davranması gerektiğinin bilincindedir. Bu ise çatışmayı önler." "Ben işte bu şiddeti anlayamıyorum," diyor Kapaksız. "Niçin ille de birilerine karşı şiddet?" "İşte onu anlayamazsınız," diyor Temsil. Üst üste iki defa öksürdükten sonra devam ediyor: "Size Hz. Muhammed (s.a.s.)'in başından geçmiş bir olayı nakledeyim. Mekke'deki kabilelerden bazıları Kâbe'yi onarmaya karar verirler ve duvarların, Hz. İbrahim'in attığı temellerden yukarısını yeniden yaparlar. Sıra Hacer-ül-Esved'i yerine koymaya gelince anlaşmazlık çıkar. Her kabile büyük şerefe kendisi ermek istemektedir." Üçü de dikkatle dinliyor fakat Kapaksız'ın tavrındaki soğuk ve kuşkucu görünüm sürüyor. Devam ediyor Temsil; "Neredeyse kılıç kılıca savaş yapılacak ve kan akacaktır, içlerindeki yaşlılardan birisi "Durun!" diyor. Bekleyelim, Beni Şeybe kapısından ilk girecek kişiye hakem olması için başvurup onun bulacağı çözümü uygulayalım. "İyi de, bunları bize niçin anlatıyorsunuz," diye soruyor Kapaksız. O sırada, önce felsefeci Cengiz Polathan, sonra da kimyacı Sakine Şirinoğlu içeri giriyorlar ve uzak bir köşeye oturarak sessizce konuşmaya dalıyorlar. Polathan arada bir başını kaldırıp Temsil'e bakıyor. "Biraz sabredersiniz, anlarsınız," diyor Temsil. "Yaşlı adamın teklifi kabul edilir ve heyecanlı bir bekleyiş başlar. Durum çok hassastır ve Beni Şeybe'den girecek şahsın kimliği çok önemlidir. Nihayet Beni Şeybe'den Muhammed-ül-Emîn
Sayfa 69 - 70·Kitabı okudu
Felsefede sık sık özgür eylemden ve zorunlu eylemden söz edilir. Belki de bu zorunlu eylemlerden en fazla boyun eğdiğimiz, hareket sırasında bastırılmış tırmanıcı bir kuvvet sayesinde, zihnimiz dinlendiğinde bir hatırayı bu şekilde, daha önce dikkatin dağılmasından kaynaklanan bastirici güç yüzünden diğer hatıralarla aynı duzeydeyken yukarıya çıkartan, biz farkında olmasak da yirmi dört saat sonra fark etsek de diğerlerinden farklı bir büyüsü olduğu için onu ortaya fırlatan eylemdir.
Sayfa 355 - YKY·Kitabı okudu
Geçmişin yeniden ele geçirilmesi konusu çok yeni ve çok güzel. Ancak bu derin felsefeye, Pascal''ın dediği gibi, lakin "sadece belli bir noktaya kadar", daha derin bir tanesi cevap verir: "Hayır, yolun dönüşü yoktur, Zaman'dan biraz gençlik geri almak isteyen kişi mutsuz olacaktır."
Sayfa 104 - YKY, Birinci Baskı, 2018 ~Henry Bordeaux·Kitabı okudu
“Felsefede sık sık özgür eylemden ve zorunlu eylemden söz edilir. Belki de bu zorunlu eylemlerden en fazla boyun eğdiğimiz, hareket sırasında bastırılmış tırmanıcı bir kuvvet sayesinde, zihnimiz dinlendiğinde, bir hatırayı bu şekilde, daha önce dikkatin dağılmasından kaynaklanan bastırıcı güç yüzünden diğer hatıralarla aynı düzeydeyken, yukarıya çıkartan, biz farkında olmasak da, yirmi dört saat sonra farketsek de, diğerlerinden farklı bir büyüsü olduğu için onu ortaya fırlatan eylemdir.
Sayfa 352 - Yapı kredi yayınları