📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
James Joyce'un 1922 yılında yayımlanan şaheseri Ulysses'i bitirmiş bulunmaktayım. Daha önce Nevzat Erkmen çevirisiyle Yapı Kredi Yayınları Kazım Taşkent serisinden okumuştum ancak pek verimli bir okuma olmamıştı. Ulysses Sözlüğü kitabı dahi kitabı anlamama yardımcı olmamış, aksine çıkışı olmayan bir labirentte kitabı anlamaya çabalayarak bitirmiştim. Biraz araştırma yapınca Nevzat Bey'in kitaba yıllarını harcayıp kitapta yer alan tüm şifreli metinleri deşifre etme çabasına girdiği için zaten zor okunan bir eseri daha da zorlaştırdığını fark etmiştim. Fuat Sevimay çevirisi gayet anlaşılır düzeydeydi bence. Neyse, kitabı bölümler halinde inceleyip karakterleri irdelemek istiyorum. Şimdiden keyifli okumalar.
1. Bölüm: Kitaba Giriş
Bu roman 20. yüzyıl edebiyatının temel taşlarından biri olmanın ötesinde, roman sanatının sınırlarını yeniden tanımlayan devrimci bir eser olma özelliği taşıyor bana göre. Modernist hareketin de zirvesi olarak kabul edilen roman, Dublin'de geçen tek bir günü, 16 Haziran 1904'ü, üç ana karakterin zihinlerinin en derin ve karmaşık labirentlerinde gezinerek epik bir boyuta taşıyor. Biz okuyucuları geleneksel anlatının konforlu sularından alıp dilin, bilincin ve insanlık durumunun çalkantılı denizlerine bırakan Ulysses, zorlu olduğu kadar ödüllendirici de bir edebi deneyim sunuyor.
Romanın yapısal iskeletini Homeros'un Odysseia destanı oluşturuyor. Ancak Joyce, Antik Yunan'ın mitolojik kahramanları ve tanrısal maceraları yerine, Dublin sokaklarında dolaşan sıradan insanları koymuş. Bu modern destanın merkezinde, Yahudi bir reklam pazarlamacısı olan Leopold Bloom (Odysseus), genç ve idealist sanatçı Stephen Dedalus (Telemakhos) ve Bloom’un karısı, şehvetli ve yaşam dolu Molly Bloom (Penelope) yer alıyor. Joyce, bu üç karakterin bir gün boyunca yaşadıklarını,