Menfaatler, ikiyüzlülük, dalkavukluk en büyük marifetimiz, diplomatlığımızdır. Çünkü dün istibdadın parçası olan dimağlar, bugün Meşrutiyet yanlısı kesildi. Bu iki zıt özelliğin birinden diğerine geçişte çarçabuk eski alışkanlıktan kurtulabilmek mümkün müdür? Mademki o uzun istibdat son buldu. Bu kısa komediler geçer. Zaman her şeyin foyasını meydana çıkarmak kuvvetine sahiptir.
Kitabın önsözünde 'toplum hayatımız ve alafranga' başlıklı kısmından güzel bir alıntı. Hüseyin Rahmi bu yazıyı 1909 yılında kaleme almış. 116 yıl geçmiş ve Türkiye Cumhuriyeti hala istibdatla mücadele içerisinde. Ancak bu tek adam rejimi de yıkılacak ve zaman her şeyin foyasını ortaya çıkaracak. Gerçi her şey gün gibi açık ve ortada. Gücün yanında yer almak için siyasi görüşü, dünya görüşü 360 derece farklı olmasına rağmen 2 konser daha fazla ayarlayayım, 3 yazım daha gazetede yayınlansın, 5 değil de 10 kazanayım diye kendini satan onca kişi ne olacak? İşte zaman dediğimiz o kesin hüküm verici her şeyin ve herkesin foyasını bir kez daha ortaya çıkaracak.
İnsanlar 'Apollonculuğu' 'yumuşak' ve 'sakin' olarak algılar. Ama 'Apolloncu' ve 'Dionysosçu', aynı madalyonun iki yüzüdür... hücresinde bütünüyle hareketsiz, yüz kasları gevşek, diz çökmüş duran bir rahibe, bahar gündönümünü kutlayan bir Priapus* rahibesinden daha çılgınca bir huşu içinde olabilir. Huşu kafanın içindedir, yaptığın gösterişli hareketlerde değil.
9 Novalis, Alman şair Georg Friedrich Phillip von Hardenberg'dir (1772-1801). Alıntı, 1798'de yayımlanan ve bir grup aforizmayı içeren "Blütenstaub"dandır (Polen).
İçeri girenler, dışarıda bırakın her umudu*. Bu ne anlama geliyordu? Umut olmadan yaşayabilir miydiniz? Bir kitapta bir Japon atasözü okumuştu: Yaşa, zaten ölmüşsün gibi.