Puan vermedi·304 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
Kitapta yabancı ifadeler, cümleler vardı bu benim açımdan okumayı biraz zorlaştırdı. Bir de resimli bölümleri ayırmış yazar ama keşke bahsettiği yere resmi ekleseymiş daha anlamlı olurmuş. Yine de okuması keyifli bir kitaptı. *Kapitalizmin doğuşuna Protestan mezhebinin neden olması beni şaşırttı. (Protestanlar işinde çok titiz, iş disiplini olan insanlarmış.) *Devşirme sistemi, bize hep halkın çocuklarını devşirme olarak vermek isteği söylenmişti ama çoğu aile bunu zorunluluktan yapmış. İsteyerek gidenler çocuklarını isteyerek verenler de illa ki olmuştur. *İstanbul'un fethi için peygamber efendimizin hadisinin olup olmaması hakkında da net bilgi olmamakla birlikte böyle bir hadisin olmamasının daha doğru olduğu yazılmıştı. Öyle bir hadis olsaydı sahabeler de İstanbul'a fethe çıkmak isterlerdi ve gaybı yalnızca Allah bilir ifadeleri çok mantıklı geldi. (İstanbul elbet bir gün fetholunacaktır. Onu fetheden komutan ne iyi bir komutan, onu fetheden ordu ne iyi bir ordudur.) *Roma fethedilseydi Osmanlı çok daha iyi olurdu ifadeleri dönemin coğrafi şartları, lojistik durumlar gibi nedenlerle fethetsek bile elimizde tutamayacağımızı yazmış yazar. *Coğrafi keşiflere katılmama sebebimiz olarak da ihtiyacımızın olmadığını çünkü zaten o dönemde Osmanlı, elinin altında pek çok zenginliği ve ticaret yollarını barındırıyordu. *Peki Osmanlı bu kadar ileri durumdayken nasıl böyle geri kaldı sorusuna ise Osmanlı geri kalmadı Avrupa ileri gitti diyor. Sanayi devrimi, üretimin, eğitimin artmasıyla Avrupa çok ileri gitmiş. Osmanlı ise geleneksel olarak kalmaya devam etmiştir.
Bunu Herkes BilirEmrah Safa Gürkan · Kronik Kitap · 20204,413 okunma
Ahrar Kime Yarar?
Puan vermedi·640 syf.·
2026 3. kitabı
Takdim Ömer Cömert nam muhterem olmasa, inceleme yazmaya beni teşvik edecek bir adem bulamayacak, bu gibi mühim teşebbüslerden bigane kalacağım handiyse. erhanerhan Burtul’un Ahrar’a dair dört başı mamur, efradını cami, ağyarını mani bir inceleme yazmış olması; bu kitabı tahlil etmemem için yeterli bir sebep olabilirdi. Şayet kitap her ikimize de farklı bakış açıları sunmuş olmasa idi. Sözü daha fazla yormadan Bismillah diyelim. Teessür-i Evvel “‘Kitaplar ikiye ayrılır’ demiş Pârisa. ‘Tekrar tekrar okunacak olanlar ile hiçbir vakit okunmaması gerekenler. Şayet kitabın bu ikincilerdense ‘anlaşılsın’ diye tasa etme. Şayet birincilerdense ya seçkinlere hitap ediyordur ki onlar anlarlar ya da anlayana kadar okurlar. Şu halde zor olanı yap çünkü sen insansın; senin bir seciyen olmalı.’” (Sy. 338) 4 ay kadar önce, kitabı okumaya başlamış, 3. günün sonunda 300 küsür sayfaya ulaşmıştım. Bütün büyük hazlar gibi; henüz ortada hiçbir sebep yokken ani bir terk ile 4 ay boyunca dönüp yüzüne bile bakmamıştım. Geçtiğimiz haftalarda tekrar elime aldığımda, “Aramıza bir soğukluk girmiş olmalıydı. Peki neden öyle olmadı?” demekten kendimi alıkoyamayacak sempatiklikte içine çekmişti beni Ahrar. Tüm dünya nimetlerinde olduğu gibi bu güzelliğin de son sayfaya kadar devam edeceği yanılgısını tatmıştım. Rafet Elçi’nin üslubu, gerçek bir roman okuduğunuzu size henüz ilk sayfalarda deruhte ediyor. Devreden cümlelerdeki titizliği başta olmak üzere romanın muharrirden talep ettiği hemen her unsuru ustalıkla işlemiş zat-ı şahaneleri. Neyse, sadede gelelim. Ömrün sayfaları tükeniyor. Göz gördüğü ile, kulak işittiği ile vesair organlarımız fonksiyonel amaliyeleriyle tanıklık ediyor bu tükenişe. Ama el… o el yok mu o el! “Dünyayı hafife almayın efendimiz. İsa’ya rağmen,
AhrarRafet Elçi · Litera Yayınları · 2013255 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi
Herkese merhabalar Yine bir Aytmatov eseri ile buradayım. Yüreğimi alıp götüren, beni hüzne boğan , bir çok yerinde olamaz dediğim, beni benden alan #Cengizaytmatov eserlerinden ##cengizhanaküsenbulut Bu eser Gün Olur Asra Bedel eserinin içinde bulunması gereken bir bölüm olduğunun bilgisini öğrenmekteyiz. Gün Olur Asra Bedel eserinde bulunan karakterlerimizden Kuttubayev'in askeri bir Savcı tarafından suçlanması ve tutuklu kaldığı süre boyunca yapılan psikolojik ve bedensel baskının devam eden bir süreci. Bir örgüt var ve bu örgüt içerisinde inanılan şey aynen şudur; " Devlet bir sobadır ve yakıtı da yalnız insandır. Yakılacak insan olmazsa soba söner sönen yanmayan sobanın da hiçbir yararı yoktur. Ama öte yandan bu insanlarda devlet olmadan yaşayamazlar. Sobayı tutuşturan yakan onlardır. Soba yanar, tutmakla görevli olanlar da ona yakıt temin etmelidirler ve her şey buna bağlıdır" diye bir kalıp oluşturulmuştur. Eser'in bir bölümünde Mesih kavramı ile karşı karşıya kalıyoruz. Bu cümle aynen şu dur; "Gök Tanrı'nın onu özellikle seçtiğine , Tanrı'nın oğlu olduğuna inancı pekişiyordu" sayfa /40 Hristiyanlık'ta tanrısal Oğul'un yeryüzünde bedenleşmiş hâli, ilahî kurtarıcı oldugu ifade edilir. Buradaki cümle ise eser içindeki cümle ile örtüşmektedir. Eser içerisinde Kuttubayev'in bir efsane olayını Kaleme aldığı bölüm var bu bölüm okuyucuyu o kadar içine çekiyor ki iki farklı dünya yaşatıyor bizlere. Cengiz Han'ın Avrupa'yı fethi sırasında yüzbaşı Erdene ve Togulan'ın aşk hikayesi. Cengiz Han bu Fethe çıkarken bir kural koyar. Der ki; "hiç bir kadın gebe kalmayacak!" gebe kalan kadınların grubu yavaşlatacağını ve savaş sırasında ilk öldürülecek olan onların olduğunu söyler ve bu yasağı böyle koyar. Ama yine de Erdene ve Togulan aşık olurlar ,gizli bir
Edebiyat & Roman
Cengiz Han'a Küsen BulutCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 202520,1bin okunma
10/10
·220 syf.··
Beğendi
·
2024 111. kitabı
Türk futbolu federasyon, hakem kalitesinin vasatlığı, yanlış hakem kararları ve topun oyunda kalma süresi üzerinden tartışıla dursun; en büyük problem transfer ve scouting konusunda yaşanıyor. Ülkemizde henüz olumlu bahsedilebilecek bir scouting olgusunun kurulmadığını Gökhan Bozkurt'un yazmış olduğu "Scouting ve Transfer" adlı kitabı okuyarak daha derinlemesine anlıyoruz. Bozkurt, futbol ve yönetimine son derece hakim biri olarak dikkat çekiyor. Lizbon Teknik Üniversitesi'nde spor yöneticiliği bölümünden mezun oluşu, İspanya'da Johan Cruyff Institute'da futbol yönetimi konusunda eğitim almış olması aslında sektör için ne kadar değerli olduğunu gösteriyor. Bu kitabını yazma amacını "Türkiye'de az bilinen ancak çok konuşulan scouting ve transfer konularını aydınlığa kavuşturmak" olarak ifade ediyor. Futbol sektörü ve scouting alanında geniş ve değerli fikirleri olduğunu sayfaları çevirdikçe anlıyorsunuz. Özellikle Türkiye futbol sektörü hakkındaki görüşleri tam bir nokta atışı, keskin gözlemleriyle de büyük bir tebriği hak ediyor. Zaten Avrupa'da bu sektörde binlerce zeki ve kaliteli insan olduğu aşikar; lakin Türk futboluna Gökhan Bozkurt bakış açısı ve kalitesinde yüz binlerce insan gerekiyor. Acı gerçekler! Bir yandan scouting'i derinlemesine incelerken diğer yanda ülkemizde yapılan yanlış uygulamalardan bahsedişi okuma kalitesini arttırıyor. Yazarımız scouting konusunda son derece yalın ve sürükleyici bir üslup kullanıyor. Kitap, altı çizilecek cümleler ve faydalı bilgilerle dolu! Çok çok beğendiğim bir okuma oldu, buradan da yazarımıza teşekkürlerimi iletiyorum. Ülkemizde bir futbolcu için "scouting transferi" denilip scouting'in dört ilkesinden yalnız biri kullanılınca farkına varıyorsunuz durumun vehametinin... Peki hala bilmeyenler için nedir bu scouting? Temel
Edebiyat
Futbolda Scouting ve TransferGökhan Bozkurt · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 20232 okunma
Nestor İskender'in Gözünden İstanbul'un Fethi
7/10
·96 syf.··
2023 51. kitabı
·
19 saatte okudu
·
Okunma: 17 Temmuz 2023 13:46
İstanbul'un Fethi, günümüze kadar gündemdeki tazeliğini yitirmeyen tarihi bir olay olarak kalmaya devam etti. Fetihten bugüne kadar her daim bir şeyler yazıldı. Yazılan metinler arasında en önemli addedilebilecekler ise fethe şahit olan veya fethin hemen ardından yaşayan kişilerin kaleme aldıkları. Nestor İskender aslen Rus olan ve bir şekilde Türklere esir edildikten sonra fethe şahit olanlardan. Eserinde öncelikle şehrin kuruluşunu efsaneye dayandırarak anlatıyor, sonrasında ise Sultan Mehmed'in şehri kuşatması ve şehrin düşüşünü esere başlarken kurmuş olduğu kehanet çerçevesinde ele alıyor. Kehanete göre şehri kuran Konstantin idi ve şehir başka bir Konstantin'in hâkimiyetinde düşecekti. Ve şehir düştü...
Tarih
Nestor İskender'in Gözünden İstanbul'un FethiNestor İskender · Timaş Yayınları · 202315 okunma
Kütüphanemin En Güzel Kitabı
9/10
·339 syf.··
Beğendi
·
2020 29. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2020 17:25
“Bu Ülke” Cemil Meriç’in eşsiz bilgi kütüphanesinden bizlere sunduğu bir mükafat. Onun engin irfan deryasına bir kap daldırıp kendimize ne alabilirsek kar. Bu Ülke’nin eşi olan bir kitap yok. Bunları çok beğendiğim için mi söylüyorum, hayır. Bu Ülke’yi hakkıyla anlamak, her satırını, her sayfasını idrak etmekse bir Cemil Meriç olmadıkça neredeyse imkansız. “Bir adamı tanımak için, düşüncelerini, acılarını, heyecanlarını bilmemiz lazım hiç değilse. Hayatın maddi olaylarıyla ancak kronoloji yapılabilir. Kronoloji aptalların tarihi.” diyor Cemil Meriç. Bu sebeple öncelikle hayatına bir göz atalım. Cemil Meriç, çocukluğunu Fransız mandası altındaki Hatay’da çok zor şartlar altında geçirmiş. Aile ve çevre şartları onu zor yıllara mahkum etmiş. Arkadaşlarından dışlanmış, okulda istenmeyen bir öğrenci olmuş. Hayat onu şu satırları yazdıracak kadar zorlamış: “Düşman bir çevrede ister istemez kitaplara kaçıyorum. Yaşamak için kendime bir dünya inşa etmek zorundayım. Anlıyorum ki, zalim ve kıyıcı bir gerçekten kurtulmanın tek çaresi, reel dünyadan kitaplar dünyasına sığınmak.” Her şey de bir hayır vardır deriz ya hani. Cemil Meriç’te de aynen böyle oluyor. Dış dünyadan uzaklaştıkça iç dünyasına kapanıyor. Kitaplara. Kendi deyimiyle kitap, yani ışık. Ardından şu sözler dökülüyor kaleminden “İnsanlar kötüydü, kitaplara sığındım.” Kitaplara sığınmasının ardından yazı hayatına atılıyor. İlkokul ve Lisede tüm kompozisyon yarışmalarında birinci oluyor. Sonrasında ise “Başka bir iklimde, başka bir çağda doğam düşüncenin kendi toprağımızda dirilmesi” olarak nitelendirdiği çeviri hayatına başlıyor. Balzac ve Fransız Edebiyatı başta olmak üzere ülkemize birçok kitap kazandırıyor. “Hayatı kalemiyle kazanmak zorunda olan bir adam... Yıllarca yaşamak ve yaşatmak için Balzac çevirdim.”
Bu ÜlkeCemil Meriç · İletişim Yayınları · 202425,3bin okunma