Mantıku’t Tayr’dan esinlenilerek yazılmış ve ‘çizilmiş’ bir hikaye…
Uzun zamandır kütüphanemde beklettiğim, sonra okurum diye erteleyip yıllarca kütüphanemde bir rafta onu okumam için beklettiğim bu eseri tam da doğru zamanda ve doğru ruh halimde okudum. Çizimlerini dakikalarca inceledim, kısacık bir kitap olsa da derinliği içerisinde yüzmesini bilene çok şey öğretiyor. Kıyamasam altını çizmek istediğim birçok cümle vardı.
Kitabın sayfaları mükemmel bir kaliteye sahip, parmaklarımı her sayfada gezdirip resmin bütün dokusunda ve renklerinde izim olsun istedim. Şahane bir renklendirme, şahane bir çizim, harika bir anlatım…
Tekrar okuyacağımdan emin olduğum bir kitap. Tatilde, küçük ders molalarımda, yolculuk yaparken ya da sebepsiz daha önce hiç görmemişim gibi dakikalarca inceleyeceğim.
Gogol’dan okuduğum ikinci eserdi.
Bir önceki eser, bayıla bayıla okuduğum ‘Ölü Canlar’.
Gogol’un o içten, şefkatli, sıcacık kalemi beni çok etkiliyor ve bu sebeple Gogol okurken dinleniyorum.
Gogol hayranlığımı anlattıktan sonra şimdi gelelim eserimize!
Yapıt, altı öyküden oluşuyor. Teker teker yorumlamak istiyorum.
Neva Bulvarı Neva Bulvarı , öykünün 15. sayfasında çok sevdiğim bir alıntı üzerine birkaç şey yazayım. “Kadın güzel ağzını açtı ve bir şeyler söylemeye başladı; ancak söyledikleri öyle bayağı, öyle saçma sapan şeylerdi ki… Şaşılacak şey: Demek iffet kaybetti mi insanı, akıl da terk ediyordu.”
Kitabıma kıyamasam muhtemelen altını kırmızı kalemle çizerdim. Kadın… Tazecik, turu, körpe… İçi ise bir o kadar kirli, hayatsız ve boş. Dışını sevdiğimiz şeyin içini de sevmemiz ne zor şey!
Gogol’un Neva Bulvarı sevgisini her sayfada severek okudum.
Beni çok güldüren eserine gelelim!
Burun Burun, inanılmaz keyifli ve eleştirel bir öykü. Burnunu ararkenki o telaşı, utancı; beni çok içerisine çekti. Demek ki neymiş herkesin işine burnunuzu sokarsanız sokak sokak burnunuzu ararsınız. En iyisi burnunuzun yerinde kalması!
Ah! O muazzam öykü! Kesinlikle bu öyküyü başucumda tutup ara ara okuyacağım.
Portre Portre! O nasıl bir anlatım, o nasıl bir kurgu. Altını çizmemek için kendimi zor tuttuğum bir öykü. Palto öyküsü de çok güzel ana Gogol’un Portresi’ni okurken öyle keyif aldım ki! Galiba ben Gogol’un Portre’sini daha çok beğendim.
Ve ünlü öykü: Palto
Palto, beni çok hüzünlendirdi. Üzerine çok düşündüm. Karakterimizin her davranışının altında yatan sebebi sorguladım. Geçen yıllarda lisans dersimizde çok sevdiğim hocamın anlatımıyla aklıma kazınan bir öyküydü. Gogol’u öyle güzel anlatmıştı ki defterimin bir köşesine “mutlaka oku” diye not almıştım. Şimdi kitabı