Sevilmek beğenilmek için kaybedilen bedenler-ruhlar
Puan vermedi·240 syf.··
2026 68. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 26 Mayıs 2026 07:55
FLAŞ bana güzellik ver ! FLAŞ bana kusursuzluk ver ! FLAŞ bana ruhun da dahil tüm varlığını ver! İnsanlara özellikle kız çocuklarına küçüklükten beri aynı şey öğretiliyor. Güzel ol, dikkat çek, beğenil, kusursuz görün. Daha ince ol, daha bakımlı ol, daha çekici ol. Aynaya baktığında eksik bir şey bul ve onu düzeltmeye çalış. Sonra bir eksik daha bul. Sonra bir tane daha... Sanki hiçbir zaman tamamlanamayacak bir listenin peşinden koşuyoruz. Bu kitap Görünmez Canavarlar tam burada ben burdayım diyor. Sadece güzelliği eleştiren bir kitap değil; insanın 'başkalarının gözünde yaşayarak' kendi benliğini nasıl yavaş yavaş kaybettiğini gösteriyor. Dışarıdan bakınca makyajlar, markalar, mükemmel görünen hayatlar var ama içeriye girince herkesin sakladığı kırıkları görüyorsunuz. Kitap boyunca en çok beni etkileyen şey, bir insanın sahip olduğu en değerli şeyden yorulabilmesi fikriydi. Çünkü bazen insanlar yıllarca ulaşmak için savaştıkları şeylerin içinde boğulabiliyorlar. Gerçekten istediğimiz şey bunlar mı, yoksa bize istenmesi gerektiği mi öğretildi? Karakterleri çok sevdim çünkü hiçbiri tamamen iyi ya da tamamen kötü değildi. Her biri eksikti, kırılmıştı, karmaşıktı. Ama kitabın tek zorlayan tarafı bazı yerlerde zihnini tamamen kitaba vermen gerekmesi. Küçücük ayrıntılar sonradan gelip bütün düşüncelerini altüst edebiliyor. OKUYACAKLARA TAVSİYE : Kitabın arka kapağını ya da bu platformda yazılan hakkında kısmını OKUMADAN kitaba başlayın, ben direkt yazara Chuck Palahniuk odaklanarak , kitabın konusuna bakmadan başladım, iyi ki de öyle yapmışım çünkü müthiş ters köşeler yaşadım. Keyifli okumalar!
Görünmez CanavarlarChuck Palahniuk · Ayrıntı Yayınları · 20132,603 okunma
Puan vermedi·152 syf.··
2026 8. kitabı
·
28 günde okudu
·
Okunma: 25 Mart 2026 10:41
Beyaz boya ile boya yaparken  beyaz kazak üzerine damlayan boya leke değil midir ? Günlük yaşamınız içinde bir anda bir flaş patlıyor ve o an resim olarak karşınızda.  İncelemeye başlıyorsunuz, içinde olduğunuz karede ilginç ama sizin için sıradanlaşan ne çok şey varmis. Modern aforozmalar. Yazardan okudugum ikinci kitap, yazım tarzı değişik ama seviyorum  tarzını.  Yazar beyaz renk ile tanımlanan kelimeleri listeliyor ve her kelimenin ona çağrıştırdığı anlamları ya da bir hatırasını yazıyor.  Kitabi okuduktan sonra etraftaki beyaz olan tüm nesneler dikkatimi çekmeye başladı. Ve her bir nesnenin ayrı  bir hikayesi olduğunu düşündürdü. 23 yaşında bir köyde tek başına doğum yapan bir anne ve erken doğum sebebiyle sadece 2 saat hayata tutunabilen  bir bebek. Yazar bütün hayatı boyunca annesinden bu hikayeyi dinlemis. Annesinin ölen yavrusuna özlemini ve keşkelerle dolu acı çekişini izlemiş. Bu hikaye çocukluğundan itibaren omuzlarına ağır bir yük olarak eklenmiş, başkasının hayatını yaşadığını düşünüp suçluluk hissetmiş. Bu etkinin altında bir ömür sürmüş. Yazarin kendi hayatından gercek bir parça mı yoksa kurgu mu bilemiyorum .
Edebiyat & Roman
Beyaz KitapHan Kang · April Yayıncılık · 20242,039 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
10/10
·668 syf.·
2025 142. kitabı
İkinci Yeni dediğimiz günümüz şiirini belirleyen ve hala etkileyen şiir anlayışının en önemli temsilcilerinden Edip Cansever'i, diğerlerinden hep ayırmışımdır. Kendime -Son zamanlarda Turgut Uyar'a meyletsem de- en yakın şair olarak buldum Edip'i. En çok yakındığım hususlardan biridir şiire, ikinci yeniyle başlamamak. Bugün şiire başlayacaklara en başta Edip Cansever, Turgut Uyar, Cemal Süreya, Sezai Karakoç (bu dönem şairi olamasa da İsmet Özel, Hilmi Yavuz, Haydar Ergülen, Gülten Akın vs) öneriyorum. Geç keşfettiğim ve eserlerini 3,4 kez okuduğum bir şair tıpkı Turgut Uyar gibi. Edip Cansever (1928-1986), sadece şiir (ya da şiir üzerine deneme) yazmış şairlerden, işi gücü şiir. T.Uyar'ın söyleyişiyle "çok şiirden öldü" Edip. Onu, çok şiir yazmış olması tanımlamaz. Esas gücü imgeye dayalı ve benzersiz bir şiire erişmiş olmasındadır. Şiiri derin, imgesel, soyut, bazen kurduğu karakterlerle ve hikayelerle dramatik ve öyküsel. En bilinen ve ustalıklı şiirinin yüz akı şiir kitapları sırasıyla Yerçekimli Karanfil, Umutsuzlar Parkı, Petrol, Nerde Antigone, Tragedyalar, Çağrılmayan Yakup ve Ben Ruhi Bey Nasılım... Okuduğum bu kitap, şairin tüm şiirlerinin derlenip toplandığı eserinin 1. cildi. İçinde İkindi Üstü, Dirlik Düzenlik, Yerçekimli Karanfil, Umutsuzlar Parkı, Petrol, Nerde Antigone, Tragedyalar, Çağrılmayan Yakup, Kirli Ağustos ve Sonrası Kalır. Bu kitapların içerisinde en beğendiğim şiirler ise şunlar oldu: Masa da Masaymış Ha..., Yerçekimli Karanfil, Umutsuzlar Parkı, Şey Şey Şey ve Şeylerden, Phoenix, Acı Bahriyeli, infilak, Salıncak, Ne Gelir Elimizden İnsan Olmaktan Başka, Tragedyalar V, Çağrılmayan Yakup, Flaş, Mendilimde Kan Sesleri, Gül Kokuyorsun, Sonrası Kalır ... Bu kitabında en beğendiğim ve altını kalın çizgilerle çizdiğim dizeleri ise
Sonrası Kalır 1Edip Cansever · Yapı Kredi Yayınları · 20253,344 okunma
Teşekkürler
Puan vermedi·128 syf.··
2025 37. kitabı
Yeri geldi tebessüm ettirdi, yeri geldi yerini yadırgattı. Ama çok şey anımsattı. Aşk ve devrimin, bir barut gibi nasıl yok olarak varoluşunu yerine getirdiğini ve böylelikle de anlık bir flaş patlaması gibi varlığını yaratan dinamiklere veda ettiğini bir kez daha görmüş olduk. Şimdi onu, o sesin anısına yazılan şarkılarla sonsuz düşler ülkesine uğurlama vakti…
Kimi Sevsem SensinAttila İlhan · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20225,4bin okunma
Puan vermedi·320 syf.··
2026 12. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 24 Şubat 2026 16:10
Bir mankenin kaleminden çıkan eşsiz bir yalının hikâyesi… Kitaba ilk başladığımda bu kadar sürükleyici olacağını açıkçası beklemiyordum. Ancak her sayfa, her olay ve her cümle şaşırtıcılığını koruyarak birbirini kovalıyor. Okurken zaman zaman gerçekten ağzınız açık kalıyor. İşin en çarpıcı yanı ise anlatılanların gerçek yaşanmış bir hikâyeye dayanması. Karakterlerden özellikle bahsetmek istemiyorum; çünkü bu kitabın büyüsünü bozmak istemem. Keşfederek okunması gereken bir hikâye bu. Bu eser, magazin programlarında izlediğimiz sıradan dedikoduların ya da “flaş haberlerin” çok ötesinde. Boğaz geceleri, sabaha kadar süren partiler, şatafatlı hayatlar, yalanlar ve ihanetler… Ama tüm o gösterişli dünyanın yalnızca görünen yüzü bu. Deniz Akkaya gibi magazin dünyasının içinden gelen bir ismin kaleminden çıkması, metne ayrı bir merak ve güçlü bir gerçeklik hissi katıyor. Okur, satırlar arasında ilerlerken sürekli şu soruyu soruyor: Ne kadarı kurgu, ne kadarı gerçek? Boğaz’ın ışıltılı geceleri ile o gecelerin ardındaki karanlık yüz arasındaki sert karşıtlık, hikâyeye etkileyici bir dramatik zemin hazırlıyor. Dışarıdan kusursuz görünen hayatların iç dünyasını anlatan bu tür hikâyeler hem büyülüyor hem de rahatsız ediyor — ve belki de tam da bu yüzden unutulmaz oluyor. Her bir karakter; televizyon ekranlarından tanıdık gelen, magazin sayfalarının çarpıcı manşetlerinde büyük harflerle karşımıza çıkan isimler kadar gerçek ve tanıdık. Boğaz’da gezerken o yalılara bakıp “Keşke ben de burada yaşasam” dediğinizi duyar gibiyim. Peki her şey gerçekten uzaktan göründüğü gibi mi? Bu sorunun cevabını Akkaya, cesur ve çarpıcı anlatımıyla gözler önüne seriyor.
Aç KuşlarDeniz Akkaya · Destek Yayınları · 2026159 okunma
8/10
·408 syf.·
Beğendi
·
2026 5. kitabı
Rüya Ev Gece okumaları yapanlara ışık açıkken flaş ile odalar arası tur attıracak bir öneri bırakıyorum. Kâbusa taşınan bir aile. Victorya tarzında inşa edilmiş , Adam ve eşi Jess'in hayallerindeki ev, fiyat tekliflerinin kabul edilmesiyle onların oluyor. Başlarda 30-40 sayfa taşınma ve gizli oda betimlemeleri okusak da devamında freni boşalan kamyon misali bölümler yokuş aşağı akıp gidiyor. Bölümlerin kısa kısa oluşu da okunmasını kolaylaştırıyor bu haliyle de çok keyifliydi. Adam , bulduğu gizli odada yer alan şifonyerde anlamsız 7 parça eşya buluyor ve biri de değeri yüksek bir Rolex saat. İşinden yeni çıkarılınca eşine ve onun harcamalarına yetişememe korkusuyla saati satıyor. Başlarda eşinden sakladığı bu gerçekler zamanla onun ayağına dolanıyor. Çekmeceden çıkan eski tip telefona yapılan arama ise işleri daha da kötüleştiriyor. Ardı arkası kesilmeyen tehdir mesajları, kapıya bırakılan ölü hayvanlar, çocukların takip edilmesi ve daha neler neler. Bu gizemli eşyaların bağlantısını çözmek ve gizli odanın tarihçesini öğrenmek isteyen Adam öğrendiği sırlarla farklı insanlara ulaşıyor. Peki tüm bunların arkasında kim ya da kimler var ? Psikolojik gerilim türünde okuru yormadan konusunun içine hapseden en az o gizli oda kadar klostrofobik bir kurgu. Okuyun, yorumlarda sohbet edelim.
Rüya EvT. M. Logan · The Kitap Yayınları · 2025164 okunma