Parfüm yapan da sanatkâr. Doğanın kokularını birleştirip azıcık gülden, azıcık geyik taşağından yeni bir koku yaratıyor. Sorun sanatın tanımından biçilen değerden kaynaklanıyor. Değerliyse sanat. Kim karar veriyor? Kim ödül veriyor, birinci, ikinci, üçüncü yapıyor. Sanata hakaret değil mi? Sanatçı para kazanmak için şeytanla el sıkışmış, kitabım "Kaç satar? diye düşünüyor. Piyasaya göre müzik, resim, film. ABD'de bir yayınevi çoksatar kitap peşinde. Formül belli; azıcık seks, azıcık heyecan.
ya
Dostum, ben de her şeye rağmen centilmen olmak, başkalarının gözünde de böyle görünmek isterim. Fakirim ama, pek namuslu olduğumu söyleyemem. Toplumun bem düşkün bir melek sayması genelleşti. Ama nasıl, ne zaman melek olabildiğimi hiç aklım almıyor. Böyle bir şey varsa da çok eski bir geçmişe ait olmalı; artık unutulsa da günah sa yılmaz... Şimdi yalnız şerefli bir insan adına değer veriyorum; gelişigüzel yaşıyor, hoş görünmeye çalışıyorum. İnsanları iç ten severim ben. Ah, pek çok bakımdan kötü şeyler söylediler benim için! Şurada, bazen, aranıza katıldığım zaman hayatım gerçekleşiyor; en çok bundan hoşlanıyorum zaten. Senin gibi benim de fantastik şeylere hiç tahammülüm yok, bunun için yeryüzündeki gerçeği severim. Burada her şey belli; formül ler, geometri falan var. Oysa bizde sadece birtakım belirsiz denklemler.. Burada dolaşıp hayal kurarım. Hayal kurmayı severim. Ayrıca yeryüzündeyken kendimi kör inançlara kap tırıyorum. Evet, gülme rica ederim: Bu durumdan hoşlanıyo rum üstelik. Aranıza karışınca bütün âdetlerinize ayak uydu ruyorum. Hamama gitmeye bayılırım, inanır mısın? Orada tüccarlarla, papazlarla birlikte kızgın taşın üstünde buharda terlemek pek hoşuma gider. Biricik emelim, temelli, kesin olarak
insan haline girip şöyle yedi pud'luk 21 şişko sko bir tüccar ka-olmak, onun inandıklarına inanmak. Kiliseye uğrayarak yürekle bir mum yakmak; idealim bu oldu, gercekten raşmaktan zevk almaya başladım. Baharda çiçek hastalığı O zaman bütün acılarım dinecek. Bir de hastalıklarımla hoy gosterince çocuk bakım evine koştum, aşılandım. O gün, asal keyiflendiğimi bilemezsin! "İslav kardeşlerimiz" için on mable bağışta da bulundum. Ama sen dinlemiyorsun. Bugün
testin yerinde değil galiba. Centilmen bir an sustuktan sonra.
-Biliyorum, dün o doktora gittin, diye
Bu yüzden hayalini kurduğum okul da hatalara izin veren, yan yollara sapmayı cesaretlendiren, büyük düşünmenin
bir süreç olarak -sonuç ne olursa olsun- el üstünde tutulduğu bir yer olacak. Bu çocukları daha yaratıcı yapmak için sihirli
bir formül değil; her birimizin içindeki yaratıcılığa ışık, yer ve zaman sağlamanın bir yolu sadece; bu yaratıcılık da, içimizi
den birkaç gizemli insanda dünyayı değiştirmelerini sağlayacak deha düzeyine çıkıyor.
İşte size temel bir teolojik formül: Bir tanrı, manevi bir gücün kişileşmiş halidir. Tanınmayan tanrılar da iblislere dönüşür, tehlikeli hale gelirler. Onlarla irtibatta olmadığınızda, mesajları duyulmadığında veya gözardı edildiğinde ve bu mesajlar nihayetinde kaçınılmaz olarak yüzeye fırladıklarında bilinç düzeyindeki yaşamınız alabora olur. Kelimenin tam manasıyla kıyamet kopar.