Marai’i ilk “Mumlar Sonuna Kadar Yanar” kitabıyla keşfetmiştim, daha o zaman Marai ile yolculuğumun devam edeceğinin farkındaydım. Elbette yazarlar başarılı, herkese dokunan eserleriyle öne çıkar ama yazarların bilinmeyen geride kalan kitaplarını da sadakatli okurlar bilir zannımca…
Buda’da Bir Boşanma, Sandor Marai’yi keşfimin ikinci kitabı. Kitabın olay örgüsünü kısaca özetleyecek olursak; Yargıç Kristof Kömives’in çocukluk arkadaşı Dr. Imre Greiner’in adliyede boşanma davasına konu olan dosyasına denk gelişiyle başlar, ertesi gün dava görülecek, Imre Greiner ve Anna Fazekas boşanacaktır. Tüm kitap yargıç Kömives’in dosyaya denk gelişinden boşanmanın görüleceği sabaha kadarki süreyi kapsar. Tabi bu süreçte Marai, usta kalemiyle geçmişi gün yüzüne çıkarır ve kendince bir hesaplaşma gecesini okutur bizlere. Olaydan çok durum ve hesaplaşma öne çıkar, hatta ilk 80 sayfaya kadar geçmişi temellendirir, asıl kilit hesaplaşma 90. sayfalardan başlar. Başta sıkıcı gelebilir ama sona doğru oluşan gerilim hele ki son sayfalarda kitabı dinlene dinlene okumayı istetir sanki okurdan..
Bununla birlikte Marai okurlarının çok da yabancısı olmadığı evlilik,sadakat, aşk temalarını felsefik ve psikolojik bir zeminde sunar. İnsanın bilinmeyen karanlık yönü, karakterlerin asıl vurgusudur diyebilirim. Elbette bunun psikolojideki adı bilinçdışı olsa da, kitabın edebik ve felsefik başarısını göz önünde bulundurarak psikolojik tespitlerle bu başarıyı parçalara ayırmayacağım.
Kitabın verdiği zevkin yanında, Marai her zaman olduğu gibi okuru soru işaretleriyle ve kaygılarla bırakmayı ustalıkla başarmış. Tavsiye edebileceğim bir kitap