Instagram'da güzeliz ama ulaşılmazız, Twitter'da zekiyiz ama ukalayız, Facebook'ta samimiyiz ama bıkmışız, Tinder'da evliyiz ama sorarlarsa bekârız, Linkedin'de kariyerliyiz ama orada bile millete yürüyecek kadar sapığız. Bir Pinterest kaldı geriye... Oradan da foto araklayıp diğer mecralarda pazarlarız...
Afrika’da, Hindistan’da, Güneydoğu Asya’da, Güney Amerika’da, açlıktan kemikleri çıkmış bebelerin resmini çektirmek için yarışa giren ve bu yarışta binlerce lirayı bir kalemde sarf edenilen gazete ve dergilerin bulunduğu bir dünyada, en aç insanın fotoğrafını çeken foto muhabiri altın madalya ile taltif edilirken, fotoğrafı çekilen aç bebenin sırtından para kazanabilen becerikli gazeteciler tebriklere boğulurken, aç insanların kendi hâlleriyle baş başa bırakılmasında bir bozukluk olsa gerek.
Yüzlerce fotoğraf çektim, röportaj yaptım. Yaptıklarımı National Geographic dergisinin foto editörü Bob Gilka'ya vermek için dergiye götürdüğümde Gilka'nın ilk sorusu, “Moğolistan'da kaç gün kaldın?” oldu. 10 gün kaldık deyince, 'Gösterme röportajını bakmayacağım' dedi. 'Aman ne yapıyorsunuz! 1500 kareden fazla fotoğraf çektim, yazılar yazdım hiç mi bir şey çıkmaz” dedim. Bana verdiği yanıt şuydu; "Bir ülkeyi iyice tanımak için önce oranın havasına girmeli, insanlarını tanımalısın. Bu da 3 aydan önce olmaz. Biz ancak böylesi röportajları koyarız dergimize."
“Hakikat” gazetesinde çıkan bir başmakalede, Demirel’i tutmayı ibadet diye gösteren satırlar çıkmıştır ki, artık buna “pes” demekten başka çare yoktur.
“Günaydın” gazetesi Allah Resûlü’nün mukaddes hayatını foto-roman hâline getirir, Kâinatın Efendisini gûya yüzünü saklayarak iğrenç bir teşhis plânına çıkarmaktan haşyet duymaz ve mübarek Peygamber zevcesi Hazreti Ayişe’yi âdeta bir rakkase şeklinde gösterirken ve daha ne rezalet ve kepazelikler işlenirken, ağızları açılmayan ve süklüm püklüm oturan bu gazeteler arasında hakikatsiz “Hakikat”i, sade vazifesini yapmamakla değil, dâvaya ihanet etmiş olmakla suçluyor ve aydın İslâm zümresinin artık incelikleri farkedici bir idrak kıvamına ermesini bekliyoruz.
Yüreğimiz oyulurcasına bir acı ile bildiriyoruz ki, sağ basındaki 5 gazeteden hiçbiri vazifesini yapamaz, gazete olamaz, giyim ve kuşam ölçülerinden bile anlayamaz, fezayı delici bir projektör hâlinde gözlerini İslâm zaviyesinden dünya ve kâinata çeviremezken, biri de aynı vazifeyi böyle yaparsa hâlimiz nice olur.
Böyle olmaktansa hiç olmamak evlâdır.