Hangi fotoğraf daha çok beğeni alır? Hangi paylaşım daha fazla etkileşim üretir? Ne zaman paylaşsam görünür olurum? Ne kadar görünür olmalıyım ne kadar geri çekilmeliyim?
Bu hesap, Foucault'nun “disiplin” dediği şeye benzer. Dışandan sert bir baskı kurulmasına gerek kalmadan, sistemin mantığını içselleştirirsiniz; davranışınızı ona göre ayarlarsınız. Platformlar böylece yalnızca dikkati çekmez; zamanı parçalara böler, davranış örüntülerini biçimlendirir, benlik sunumunu ince bir çizgide tutar. Dışarıdan bir gardiyan görünmez; ama içeride, “acaba nasıl görünüyorum?” diyen bir iç denetçi büyür. Bu da dikkatin, bir anda uçup giden basit bir kaynak olmadığını gösterir: dikkat, kim olduğumuzu anlatma biçimimize kadar uzanan bir örgüye dönüşür.
Fotoğraflar bir anlık eyleminizi alışkanlığınız kılar, o anki durumunuza sizi hapseder. Daha doğrusu, resimdeki asla siz değilsiniz. Bunu yalnızca siz bilirsiniz.
Evet, aslında insan güzellikleri yakala telaşı içindeyken hep gergin ,diken üstünde oluyor . Ne zamanki o an geride kalıyor, 'oh be' diyorsunuz . Mesela gün batımını seyrederken değil ,gün battıktan sonra ya da hiç bilmediğimiz muhteşem bir şehirde saatlerce dolaştıktan sonra ,şehirden uzaklaşırken o güzelliğin tadına varırsınız. Çünkü artk tum kaslarınız gevşemiştir. Yakalanacak bir şey kalmamıştır ..