Başlangıç olarak: Uyuma isteği ve dış dünyadan kasıtlı uzaklaşma. Daha sonra, zihinsel donanım için bunun iki sonucu oluşur: Öncelikle, daha eski ve daha ilkel bit çalışma yönteminin devreye girme ihtimali - geri çekilme, ikinci olarak, bilinç dışının üzerindeki baskının azalmasıyla direncin azalması. Bu son faktörün sonucu olarak rüya oluşum ihtimali doğmaktadır ve bu durum tetikleyici unsurlar, yani aktif hâle geçen iç ve dış uyarıcılar tarafından avantaj olarak kullanılır.
Geceleri zihinsel yaşantının kendini gerçekliğe kapatması ve bunu mümkün kılan ilkel işleyişe gerilemesi, istek güdümlü içgüdüsel tatminin o anda gerçekleşiyormuş gibi varsanısal biçimde deneyimlenmesini sağlar. Yine bu aynı gerilemenin sonucu olarak fikirler rüyada görsel resimlere dönüşür: Gizli rüya düşünceleri, demek oluyor ki dramatize ediliyor ve görselleştiriliyor.
Çünkü şuna hiç şüphe yoktur: Bu bilinç dışı dürtü rüyanın asıl yaratıcısıdır, tüya oluşumu için psişik enerjiyi üretendir. Diğer içgüdüsel dürtüler gibi, kendi tahmini dışında başka hiçbir şeye açlıköç çekmez, ayrıca rüya yorumlamadaki deneyimlerimiz bütün rüyaların mantığının bu olduğunu göstermektedir.
Uykunun sağlamaya çalıştığı, uyarıcılardan uzak dinlenme hâli üç yönden tehdit altındadır: Uyku esnasında kısmen ranstlantısal biçimde gerçekleşen dış uyarıcılar tarafından, ilişkinin kesilemediği bir önceki güne ait ilgi alanları tarafından ve kaçınılmaz bir biçimde kendini ifade etmek için fırsat kollayan doygunluğa ulaşmadan bastırılmış içgüdüsel dürtüler tarafından.
Psikanaliz, bizi baba kompleksi ile tanrı inancı arasındaki yakın ilişkiye aşina kıldı; bize kişisel bir tanrının psikolojik olarak yüce bir babadan başka bir şey olmadığını gösterdi ve bize her gün gençlerin babalarının otoritesinden kurtulur kurtulmaz dini inançlarını nasıl kaybettiklerine dair kanıtlar sundu.
Temkinli bir işadamının bütün sermayesini tek bir işe yatırmaktan kaçınması gibi, aklımız da bize bütün mutluluğumuzu tek bir kaynaktan beklemememiz konusunda nasihat verir.