9/10
·195 syf.··
Beğendi
·
2026 46. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 02:04
Sahi kaç veda kaldırabilir insan? Hikaye, 17 yaşındaki Franz’ın annesinin isteğiyle küçük kasabasından çıkıp Viyana’ya, tütün satıcısı Otto’nun yanına çırak olarak gönderilmesiyle başlıyor. Franz, o küçük dünyasından çıkıp büyük şehre adım attığında hayatı tanımaya başlıyor. Ve bu süreçte yolu Sigmund Freud ile kesişiyor. Yaş farkına rağmen aralarındaki o derin dostluk, Freud’un hayat ve ilişkiler üzerine Franz’a rehberlik edişi okurken içimi ısıtan en güzel detaylardan oldu. Bir gün Franz, Anezka adında bir kıza aşık oluyor ve biz kitap boyunca bu aşkın karşılık bulup bulmayacağının izini sürüyoruz Arka planda ise Nazilerin, Gestapo’nun gölgesi o döneme hakim. Ve Franz’ın hayatındaki önemli figürler birer birer eksilmeye başlıyor. Bu sırada annesiyle kartpostallar aracılığıyla haberleşmeye, bağını koparmamaya çalışıyor. Otto’nun o korumacı tavrı, annesiyle olan mektuplaşmaları beni o kadar etkiledi ki… Kitabı okurken Franz’ın zihinsel ve duygusal olarak büyümesine tanık oluyoruz. Yazarın duru, sade ama bir o kadar da derin bir anlatımı var. Kitabın sonu ise öyle pat diye biten cinsten değildi, sonrasını biraz okuyucunun hayal gücüne bırakan, düşündüren ama kesinlikle tatmin eden bir finaldi Kalbimin en özel köşesine kurulan bir kitap oldu. Yazarın kalemiyle tanıştığım için çok mutluyum, diğer kitaplarını da okuyacağım. Franz’ın hikayesini deneyimlemenizi çok isterim. Okuyacak olanlara şimdiden keyifli okumalar!
Tütüncü ÇırağıRobert Seethaler · Jaguar Kitap · 20211,703 okunma
Freud Etkisi Altında Kalmış Bir Kitap: Geçmişe Yolculuk
6/10
·56 syf.··
2026 2. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 21:01
İnsanların Zweig'ın kitaplarını hevesle okumasına ve beğeniyle karşılamalarına hep özenmişimdir; ama bu hissi şu ana kadar okuduğum hiçbir kitabında da yaşayamamışımdır (ki bu okuduğum 3. kitabı). Zweig'ın önceden okumuş olduğum kitaplarındaki zorlama ahlaksızlık ve cinsellik burada da devam ediyor. Ayrıca Zweig'ın büyük bir ihtimamla Freud'un biyografisini yazdığının farkındayım. Ancak bütün kitaplarına Freud'un etkisi sirayet etmek zorunda mıymış, anlamıyorum. Freud'un biyografisini dünyaya sunduğu için bütün dünya gibi ben de ona müteşekkirim ve eserlerinde ondan aldığı etki, aynı dönemde çıkan birçok esere göre onun eserlerini psikoloji bilimi açısından çok daha gerçekçi kılıyor. Lâkin bu durum da iyi değil: Aşk gibi yüzyıllarca yüceltilmiş bir duyguyu kitap sayfalarında okurlara zihnin gerçekleriyle takdim edemezsiniz. Bu bilimsel gerçeklilikle etkileyici, unutulmaz cümleler kurmanız olanaksızlaşır; kitabın başına gelen de tam olarak bu. Ancak kitaba verdiğim altı puanı getiren iki husus var: Birincisi, geçmişe ve yaşlanmaya dair çok güzel sorgulamalar içermesi. İkincisi ise özellikle kitabın sonundaki dönem Almanya'sının betimlemeleri; benim gibi, İkinci Dünya Savaşı sizin için büyük bir ilgi alanıysa sizin de çok hoşunuza gider. Sonuç olarak, incelemem kötü bir tonda seyretmiş olabilir. Ama bu Stefan Zweig'ın ne kadar değerli bir şahsiyet olduğu gerçeğini hiç de zedelemiyor. Novellaları hâlâ elinize kısa, tek oturuşta bitirebileceğiniz bir kitap almak istiyorsanız biçilmiş kaftan. Ben yine de Zweig'dan umudumu kesmeyip birkaç adet novellasını okuyacağım. Hayatım boyuna okuyacağım hiçbir novellasını beğenmesem dahi okuyacağım biyografileriyle benim hatırımda kendine yer kazanacaktır. Umarım sizler incelememin başında kulaklarını çınlattığım, Zweig'ın eserlerini
Geçmişe YolculukStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202533,6bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
rüyalar vs gerçekler
9/10
·336 syf.·
2026 66. kitabı
Nermin Yıldırım’dan okuduğum dördüncü kitap ve onun oyunbaz, katmanlı dilini çok seviyorum. Birçok romanında olduğu gibi burada da geçmiş bugünü belirliyor. Kimse konuşmasa bile travmalar yaşamaya devam ediyor. Karakterler geçmişte yaşanan olaylarla değil, o olayların zihindeki izleriyle mücadele ediyor. Bir kuşağın sustuğu şey, sonraki kuşağın yükü oluyor. İlk bakışta bir aile hikâyesi ya da bireysel bir yüzleşme romanı gibi görünse de, aslında hafıza, travma, sırlar içeren derin bir metin. Kitaptaki rüyalar yalnızca bilinçaltının ürünü değil; karakterlerin bastırdığı duyguların, unutmak istediği anıların ve yüzleşemediği gerçeklerin dili hâlinde. Sigmund Freud ve Carl Jung’ın rüya üzerine düşünceleri aklıma geliyor ayrı ayrı; * Freud için rüya bastırılmış arzuların yoludur. * Jung için rüya kolektif bilinçdışına açılan kapıdır. Peki rüyalar neden anlatılmaz.? Çünkü anlatıldığı anda yalnızca rüya değil, onun sakladığı gerçek de ortaya çıkacaktır. Romanda yalnızca rüyalar değil, acılar, utançlar ve sırlar da anlatılmaz. Belki de romanın temel fikri şudur: İnsan hayatını çoğu zaman anlattıkları değil, anlatamadıkları şekillendiriyordur. Roman boyunca karakterler doğrudan konuşamazlar. Acıları, suçlulukları, özlemleri ve korkuları açıkça ifade etmekte zorlanırlar. İşte rüyalar burada devreye girer: Söylenemeyenin söylenme biçimi, bastırılanın geri dönüşü, geçmişin bugüne sızması olarak… Kitabın son kısmını okuduğunuzda her şey çözülüp bitmiyor içinizde, bazı sorular da peşinden geliyor son sayfayı çevirdiğinizde. İyileşmek için illaki gerçeği mi öğrenmeli insan, yoksa kendi hikayesini yeniden mi kurmalı her şeyden bir haber? Geçmişi keşfedip onun değiştirilemez olduğunu gördükten sonra ne yapacağız peki? Olduğu gibi bilmek mi daha çok iyileştirir yoksa daha az
1000Kitap
Rüyalar AnlatılmazNermin Yıldırım · Hep Kitap · 20194,383 okunma
Puan vermedi·240 syf.·
2026 132. kitabı
Sis - Miguel De Unamuno Kendi deyimiyle bir roman degil "nivola" olan bu eser yaygın görüş üzerine varoluşçu felsefe öğeleriyle bezenmiş. Okumaya başlamadan biraz bu akıma gözgezdirmek iyi olur kanısındayım. Akıcı yapısı, yer yer nükteleri ile hızlı ve eğlenceli bir okuma sağladı. Önsöze cevap niteliğinde ikinci bir önsöz yazması, finalde yazarla başkahramanı konuşturması gibi alışılmamış işleri var Unamuno'nun. İlgi alanım olduğu için mi bilmiyorum okurken bana sık sık Freudyen düşünceye atıflarda bulunuyor hissi verdi. Bu eser genelde varoluşçu felsefe üzerinden incelenmiş ben ise başka bir perspektif sunmak adına temel psikoloji kavramları üzerinden birşeyler yazmak istedim. Kitabın kahramanı Augusto, hayatının merkezine koyduğu ve yakın zamanda kaybettiği annesinin gölgesinde yaşayan bir karakterdir. Yetişkin bir erkek olmasına rağmen kendi kararlarını alamaması ve dünyayı bir "sis" gibi muğlak görmesi, sembolik olarak anne rahmindeki güvenli ortamdan tam olarak çıkamadığını gösterir. Sokakta tesadüfen gördüğü Eugenia’ya aniden tutkuyla bağlanması, aslında kaybettiği anne figürünün ve onun şefkatinin yerine koyacak bir nesne arayışıdır. Eugenia'dan sonra Rosario'ya da ilgi duyması, bastırılmış cinsel dürtüler ile anne şefkati arayışı arasındaki bölünmeyi andırır. İd, Ego ve Superego Savaşı! Augusto'nun iç dünyasını, Freud'un meşhur kişilik kuramına göre irdelediğimizde; İd : Augusto'nun rasyonel gerekçelerden uzak, anlık gelişen yoğun aşk ve sahip olma arzusu id'in kontrolündedir. Superego: Sürekli olarak kendini sorgulaması, felsefi açmazları, vicdan azapları ve annesinden miras kalan toplumsal normlar. Ego: Augusto'nun can çekişen Ego'su, Id ile Superego arasında bir denge kuramaz. Dış dünyayı algılamakta zorlanır ve gerçekliği bir "sis" (illüzyon) olarak
Psikoloji
SisMiguel de Unamuno · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20236bin okunma
Puan vermedi·526 syf.·
2026 4370. kitabı
Psikanalizin Kara Kitabı, Sigmund Freud'un ortaya koyduğu psikanalitik kuramı eleştirel bir gözle inceleyen kapsamlı bir çalışma. Birden fazla yazarın katkısıyla hazırlanan eser, psikanalizin bilimsel dayanaklarını, tarihsel gelişimini ve psikoloji üzerindeki etkilerini sorguluyor. Kitabın en dikkat çekici yönü, Freud'un görüşlerini kutsallaştırmadan ele alması. Yazarlar, psikanalizin bazı kavramlarının deneysel olarak doğrulanamadığını, Freud'un bazı vakaları seçici biçimde yorumladığını ve kuramın zamanla bilimsel psikolojinin gerisinde kaldığını öne sürüyorlar. Bu nedenle kitap, psikanalize karşı bir reddiye olmaktan çok, onu eleştirel düşünce süzgecinden geçirme çabası olarak görülebilir. Eserin dili yer yer akademik olsa da, psikolojiye ilgi duyan okurların takip edebileceği bir anlatıma sahip. Kitap boyunca yalnızca Freud değil, psikanalitik geleneğin genel yaklaşımı da mercek altına alınıyor. Bu durum okuyucuyu tek taraflı bir kabule değil, sorgulamaya davet ediyor. .. Bir düşüncenin değerini anlamanın en iyi yolu, onu yalnızca savunanları değil eleştirenleri de okumaktır.
Psikanalizin Kara KitabıCatherine Mayer · Albaraka Yayınları · 031 okunma
Necip Mahfuz , Midak Sokağı
Puan vermedi·304 syf.··
2026 27. kitabı
Necip Mahfuz , Midak Sokağı Nobel ödüllü (Nobel edebiyat ödülünü alan ilk ve tek Müslüman -Arap yazardır Mısırlı yazar Necip Mahfuz’un ikinci Dünya Savaşı sırasında Kahire’de Midak sokağı sakinleri arasında geçen toplumsal gerçeklik türünde yazdığı bir romandır. Necip Mahfuz ulusal solcu El-Akram gazetesinde 40 dile yakın yazı yazmıştır Romanlarında eserlerinde kahve kültürü önemli bir yer edinir Midak Sokağında da olaylar bir kahve etrafında şekillenir ki Necip mahfuzda sürekli gittiği iki kahve bulunmaktadır ve Necip mahfuz çok fazla gezmeyi sevmez kahire dışına da çıkmamıştır Kendisine Mısır’ın Balzac ı ve Mısır’ın Yaşar Kemal’i de denilmektedir Romanlarında genellikle sade bir dil kullanmıştır ağdalı dilden oldukça uzaktır Roman belli karakterleri odaklamak yerine sokakta yaşayan sokağın önde gelen tüm sakinlerine odaklanarak farklı bir deneyim sunar, bir nevi sokağı canlı bir organizmaya sokak sakin yerinde canlının uzuları gibi anlatmıştır. Kitabı okurken bir Kızılderili atasözü geldi aklıma” bir derede iki balık kavga ediyorsa oradan İngilizleri geçmiştir.” Savaş ve İngiliz askerlerinin varlığı babanın Oğla geçen geleneksel meslek anlayisini değersizleştirerek İngilizlere hizmet ederek daha iyi yaşam standartları sunarken onları köklerinden koparır İngilizlerin varlığı gençlerin batıya açılma isteği doğu batı çatışması beraberinde getirir yani gelenek ve medeniyetin çatışmasıdır, çünkü Midak sokağı sakinleri geleneksel yaşam biçimlerine bağlıdır ancak savaşın etkisiyle dış dünya sokan içine girer ve nüfuz eder bu da bir gerilime neden olur Kitapla işlenen diğer bir konuda sınıf atlama arzusudur kültürel uzlaşma karakterleri incelerken bunu daha net bir şekilde göreceğiz Kitap temel çatışmalar üzerinde kurulmuştur İnançlar ve kültürel uzlaşma Kanaat etme ve
Midak SokağıNecib Mahfuz · Kırmızı Kedi Yayınevi · 20201,767 okunma