Hep bir hayret halinde değil midir âşık? Şaşkınlık değil midir aşk? Yeryüzüne öykünür âşık, gökyüzüne vurulur, sonra perde aralanır, onların Malik’ine, şeylerin Halik’ine, mülkün gerçek sahibine tutulur. Sıtma olmuş gibi titrer, titrer de ölmeden ölümü hisseder.
Ben insana gerçeğin yardımcı olacağına inanmıyorum. Tam tersine ona bir yanılsama vermek gerekiyor, kendi kendini yememesi için dört elle sarılabileceği bir yanılsıma.
“İnsanın yüreğinin iyi olması için akla ihtiyacı yoktur. Bana zaten bu ikisi birlikte pek olmuyor gibi geliyor. Gerçekten akıllı bir adama bakıyorsun, hiç de iyi biri olmadığını görüyorsun.”
Bazen düşünüyorum da dünyaya gelmek bir afetken, sonra bu memlekette, üstelik kadın olarak doğmanın dayanılmaz azabına nasıl tahammül ettiğime hayret ediyorum.