Puan vermedi·195 syf.·
2026 391. kitabı
Ba­zen bir sonrakine yol açmak için Eskisine yol vermek gerekir.Robert Seethaler 1937 yazının son günleri... Göl kıyısındaki küçük bir kasabada yaşayan on yedi yaşındaki Franz, annesinin isteğiyle “eski bir tanıdık” olan tütün mamulleri satıcısı Otto Trsnjek’in yanına, Viyana’ya gider. Böylece hem bir meslek edinecek hem de Viyana gibi bir yerde daha iyi bir gelecek kurabilecektir. Genç Franz bir yandan mesleğin inceliklerini öğrenirken bir yandan da dükkâna uğrayan ünlü tiryakilerle tanışır. Bu müşterilerden biri olan Profesör Sigmund Freud ile dostluk kuran Franz, Anezka adlı gizemli bir kıza âşık olduktan sonra profesörle görüşmeyi daha da sıklaştırır. Ancak o günlerde Viyana’ya gelen bir tek Franz değildir; gamalı haçlar, Führer posterleri, Gestapo da gelip yerleşmiştir Viyana’nın kalbine. Sersemletici bir aşkın pençesindeki Franz, içinde yaşadığı toplumun, siyasetin kısacası etrafındaki her şeyin dönüşümünü geç de olsa fark etmeye başladığında artık dönülmez bir yola girmiştir hayat. Tütüncü Çırağı Evet, insanın sorumlulukları var! Her şeyden önce kendi vicdanına karşı! S:98
Roman-Edebiyat
Tütüncü ÇırağıRobert Seethaler · Jaguar Kitap · 20211,703 okunma
Tulia, Anita,Behice ve Anna...4 kadın, 4 ayrı hikaye
8/10
·513 syf.··
Beğendi
·
2026 224. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2026 13:51
Roma, Kudüs, İstanbul ve Münih'te geçen bir Mayıs ayı... Zehra Tezvaran Dişidir Mayıs Ayı kitabında aslında aynı kadının zamanın düşey düzlemindeki versiyonlarıyla buluşturuyor okuyucuyu. Dişidir Mayıs Ayı yalnızca bir roman değil, kimlik, kader ve insan olma hali üzerine düşündüren felsefi bir yolculuk. Yazar roman boyunca sık sık "Ne kadar kendinsin, hayatındaki seçimlerin ne kadarı sana ait, kendinden ayrı gördüklerin, bu benden değil deyip ötelediklerin ne kadar ayrı senden?" soruları ile baş başa bırakıyor okuyucuyu. Zehra Tezvaran oluşturduğu karakterler ve sade, anlaşılır, akıcı anlatımı ile din, dil, milliyet, aidiyet kavramlarını sorgulatırken empati yapmaya da itiyor. Kitap başlıkta da belirttiğim gibi her biri 28. yaşının Mayıs ayını yaşayan, farklı yıllarda, farklı ülkelerde, farklı yollarda dört kadının içsel sorgulamalarını, yaptıkları seçimleri, farklı seçimler yapsalardı ne olurduyu anlatıyor. Tüm karakterler beni çok etkiledi ancak Behice ve Anna karakterlerini okurken kalbim sancıdı. Behice 1599 yılında, İstanbul'da Mayıs ayını yaşayan 12 yıllık evli ancak çocuğu olmamış, bu yüzden de kayınvalidesinin türlü zorlukları ile baş etmeye çalışan bir karakter. Behice, yıllar sonra İstanbul'da yaşasaydım acaba ne olurduyu, kayınvalidesinin kendisine karşı olan tutumu ve sözlü şiddetini daha ne kadar sineye çekmesi gerektiğini, eşini çok sevse de annesine karşı tutumunda yanında olmayışının kendisinde bıraktığı etkiyi sorgularken kendisini seçen bir karakter. Her kadın güçlüdür, Behice'nin üzerine kuma getirilmesi sonucu başı dik bir şekilde üstelik o dönem Osmanlı İstanbul'unda evini ve yuvasını bırakması insanın kendisini seçmeninin önemini bir kez daha hatırlattı.. Kitabın son karakteri Anna ise 1939 yılında Münih'te Mayıs ayını yaşayan bir hemşire. Nazi Almanyası...Diktatör bir
Dişidir Mayıs AyıZehra Tezvaran · Tilki Kitap · 202115 okunma
Reklam
10/10
·198 syf.··
Beğendi
·
2026 14. kitabı
·
9 saatte okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2026 17:19
ÇİZGİLİ PİJAMALI ÇOCUK – JOHN BOYNE Yıllardır okumak istediğim ama bir türlü okuyamadığım bir kitaptı benim için. Elime geçer geçmez okumaya başladım ve bir solukta bitirdim. Kitabın filmi de var ve instagramda karşımıza çıkan o film sahnesinin kitabın bir yerlerinde karşıma çıkacağını bilerek okudum. Bu durum da kitabın sonuna gelmek istemememe neden olsa da kitap o kadar akıcı ki elimden bırakamadım. John Boyne bu kitapta ırkçılığı çok iyi bir şekilde anlatmış. II. Dünya Savaşı sırasındaki Holokost yani Yahudi Soykırımı trajedisi iki çocuğun gözünden anlatılıyor. Baş kahramanların çocuk karakterler olması ve çocukların dostluğu üzerinden olayın anlatılması kitaba farklı duygular katmış. Bir tarafta çocukların masumiyeti bir tarafta dünyanın karanlık yüzü var. Yazar burada okuyucuda duygusal farkındalık ve empati yaratmaya çalışmış. Adolf Hitler kitapta Führer olarak Auschwitz Toplama Kampı ise Out-With olarak geçiyor. Yazar kitapta tarihi birebir yansıtmak istemese de kitap bize gerçekleri hatırlatıyor.
Duygu ve Düşünce
Çizgili Pijamalı ÇocukJohn Boyne · Tudem Yayınları · 202150,6bin okunma
Kavgam
Puan vermedi·600 syf.··
2026 34. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2026 19:51
Bu kitabı içinizde hiç bir duygu barındırmadan okumanızı tavsiye ederim. Ben günümüz de dahi kullanılan "Hitler gibi" deyimini anlamak için okudum. Kulaktan dolma değil, birinci ağızdan dinlemek ve anlamaktan yola çıkarak kitabı okumaya karar verdim. İyi veya kötü bir liderin kitlesine nasıl bu kadar etkili bir şekilde hitap edebildiğini sosyoloji açısından incelemek istedim. Göze çarpan ilk cümlesi "Babam gibi adam olmak". Bir çocuğun ailesinden ne şekilde etkilendiğinin en önemli kaynağı burası. Babasına saygı ve özen duyuyor ama annesini kalpten seviyordu. Çocukluğunda fark edilen resim yeteneği sayesinde gençliğinde ressam olmayı hedefledi fakat sınavlar da başarısız oldu. Sebebi ise resim tekniğinin daha çok mimar çizimlerine benzemesiydi. Bu sebeple mimar olma hedefine yöneldi. Gençlik yılların da sendikalar ve parlemento ile tanıştı. Orada Alman ırkının çürüyüp çökertileceğini anladı ve yeni hedef artık Alman ırkını güçlendirmek, dilini ve kültürünü sürdürmek oldu. Münih'e gitmesi ile birlikte Alman halkına ilk temaslarda bulunuyor. Halkın ümitsizliği ve ırklarının tehlikede olduğunu düşünmeleri Hitlerin Alman geleceğini kurtarma arzusunu güçlendirmeye yetmiş. Birinci dünya savaşında hedefi uğruna altı yıl boyunca çıkarmayacağı üniformasını giymiş. Savaş yıllarını kurtuluş gibi anlatıyor çünkü hedefe ulaşmanın sadece savaş ile sağlanacağını düşünüyor. Askeriye de iken çeşitli derslere katılmış, tartışmalar için de bulunmuş ve halkın nabzını ölçmüş. Daha sonra eğitimci olarak Alman ırkı, halkı ve Almanya'nın yüceltilmesi konusunda eğitimler vererek örgütlenmeyi başlamıştır. Alman İşçi Partisine katılmaya karar verdiği sırada konuşmalar yapılırken bir broşür veriliyor. Broşür "Siyasi uyanışım" adını taşıyor. Yazıyı sonuna kadar okuduğunda oniki yıl önce yaşadığı
KavgamAdolf Hitler · Agapi Yayınları · 201912,8bin okunma
Üçüncü Reich Yılları İncelemesi
9/10
·632 syf.··
2026 8. kitabı
Adolf Hitler'in mimarı ve 1942-1945 yılları arasında Üçüncü Reich'ın Silahlanma ve Savaş Üretimi Bakanı olarak görev yapan Albert Speer'in 1969 yılında yayımlanan hatırat kitabı. Sahip olduğu mimarlık yetenekleri sayesinde genç yaşta Hitler'in gözdesi hâline gelen ve Yeni Şansölyelik binasının mimarlığını bizzat emanet ettiği Speer'in, yüksek potansiyelli genç bir mimarken kendisini bir anda İkinci Dünya Savaşı'nın Almanya açısından en kritik dönemlerinde Silahlanma ve Savaş Üretiminden sorumlu bakan olarak bulduğu süreci detaylıca anlatan kitapta Speer; ilk yıllarını, Hitler'le tanışmasıyla başlayan yükselişini, yükselişine ve bakan yapılmasına paralel olarak Hitler'in çevresindeki kişilerle (Bormann, Goebbels, Göring ve Himmler) girdiği güç mücadelelerini ve dönen entrikaları, NSDAP üst yönetimindeki isimlerin ruh hâllerini, ihtiraslarını ve karakterlerini, Führer'le birlikte tasarladıkları ve kazanılacak zafer sonrasında Berlin'i bambaşka bir çehreye sokacak olan Welthauptstadt Germania (Dünya Başkenti Germania) projesi gibi birçok projeyi, savaşın Almanya açısından kötüye gitmeye başladığı 1943 yılı ve yenilginin neredeyse kesinleştiği 1944 yılı itibarıyla Hitler'in giderek gerçeklikten kopan bir kişiye dönüşme sürecini ve nihayetinde Almanya'nın koşulsuz teslimiyetiyle birlikte içine düştüğü esir hayatını oldukça detaylı bir şekilde okuyucuya aktarıyor. Her ne kadar kitabın, Speer'in Nürnberg Mahkemelerinde çizdiği “İyi Nazi” profiline uygun şekilde yazıldığı hissedilse de, Üçüncü Reich'ın üst yönetiminde bilfiil görev almış ve Hitler'in yakın çevresinde bulunmuş birisinin hatıratını okumak son derece etkileyiciydi. Yalnızca bir milletin değil, bütün dünyanın kaderinin Hitler'in aldığı kararlara bağlı olarak şekillenmesi ve bir kişinin aldığı kararların
İnceleme
Üçüncü Reich YıllarıAlbert Speer · Kronik Kitap · 20267 okunma
8/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2026 9. kitabı
2.5yıl boyunca Hitler'in özel Sekreteri olarak görev yapan ve her an yanıbaşında, her anına tanıklık eden,yemeklerde Hitler ve askeri danışmanlarıyla,en yakın dostları,diğer ülke liderleri,sevgilisi Eva Braun ile beraber olan savaşı birebir yaşayan Almanya'nın yıkılışına ve teslimiyetine şahit olmuş ama tüm Nazi soykırımından hep uzak kalmış (Bu soykırımı maalesef savaştan sonra Nürnberg mahkemeleri zamanında öğrenmiş ve çok büyük suçluluk duymuştur)Traudl Jungenin yaşadıkları ve hissettikleri özellikle de savaşın son günlerinde Führer Merkez Karargahındaki sığınakta son anları beklerken, yaşanılan umutsuzluk ve herşeyin bitmiş olduğunun hayal kırıklığı, acı ve pişmanlık dolu çaresizliğini okumak çok dokunaklıydı.(Hitler'in son anlarında çok güvendiği askeri generaller tarafından nasıl ihanete uğrayıp yalnızlaştığı)intiharına ve askeri çevrenin sonraki tutumuna şahitlik etmiştir. Bu kadar yakınında olupta toplama kamplarında olan olaylardan uzak olması oldukça şaşırtıcıdır.Savaş sonrasında öğrendiklerinden dolayı hayatı boyunca pişmanlık çekmiş ve çok mutlu olamamıştır. Traudl Junge 2002 yılında vefat etmiştir. Kitap belgesel tarzında o dönemde yaşadığı olayları ve hissettiklerini unutmamak için kaleme aldığı notlardan derlenerek aktarılmıştır.
Hitler’in SekreteriTraudl Junge · Alfa Yayınları · 202665 okunma
Reklam
Reklam