Adı:
Kavgam
Baskı tarihi:
Kasım 2019
Sayfa sayısı:
600
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786057936301
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Agapi Yayınları
Çoğu kişi böyle bir kitap hazırlamam için beni zorluyordu, ben de davamız için bunun zamanı olduğunu düşünüyordum.Bu nedenle , bu kitapta sadece hedeflediğimi değil , onları oluşturan gerçekleri de belirleme , açıkca gözler önüne sermeye karar verdim.Böyle bir kitabın , tamamıyla doktrinlere dayalı bir kitaptan daha yararlı olacağını düşündüm. Bu , kendi formasyonumu gösterme fırsatını da sağlayacaktır.

Kitabın anlaşılması için olduğu kadar , Yahudi basınının benim hakkımdaki yalanlarını çökertmek için de bunun yapılması gerekiyordu.Ben burada yabancılara değil ,bize yürekten inanmı, hareketlerimize katılmış fakat daha geniş açıklama bekleyen yandaşlarımıza sesleniyorum.

İnsanların kitaplardan çok hitaplarla elde edilmiş olduklarını unutmuş değilim; Tarihte yaşanan tüm büyük hareketler , yazarlardan çok hatiplerin eseridir.Fakat bir doktrin özünün ve bütünlüğünün ancak yazılı olarak tespit edilerek korunabileceği de gerçektir ve bir kere yazılması yeterlidir. Bu kitap, ortak yapıya benim koyduğum bir taştır.
544 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
İlk olarak bu kitabı okumamla başladığım kitap serüvenimin devamını YouTube kitap kanalımdaki kitap önerileri videolarımla izleyebilirsiniz: https://www.youtube.com/c/alintilarlayasiyorum

Bugüne kadar 482 tane kitap okumuşum ve 1000kitap sitesinde de 4 yıl boyunca iyisiyle kötüsüyle 254 adet kitap incelemesi yazmışım. Peki benim bu kadar kitabı okumamı sağlayan ve Auschwitz-Birkenau toplama kamplarını bizzat gördükten sonra okuduğum Kavgam kitabı hakkında neden bir incelemem bile yok?

Artık olacak. Hatta siz de bu incelemeyi okuduktan sonra yorumlarınızda "Senin gibi bir çocuk katili olmayı reddediyorum Hitler!" cümlesini söylemek isteyeceksiniz. Çünkü gerek bu sitede gerekse de aramızda elini kolunu sallayarak dolaşıp da ırkçılığın tanımını hala bilmeyenler olduğunu fark ettim. Ben size ırkçılığın sözlükteki tanımını söyleyeyim:
"1. tanım: kendi ırkını öteki ırklardan üstün sayma ve siyasal tutumunu buna dayandırma eğilimi."
2. tanım: insanların toplumsal özelliklerini ırksal özelliklerine indirgeyen ve bir ırkın öteki ırklara üstün olduğunu öne süren öğreti."

Kavgam kitabı hakkında zaten bugüne kadar yüzlerce inceleme yazılıp çizildi, kitabın ne anlattığını, dünyanın en kötü insanlarından biri olan Hitler'in düşüncelerinin nasıl olduğunu, II. Dünya Savaşı sürecinin nasıl geliştiğini az çok biliyorsunuzdur veya Piyanist, Schindler'in Listesi gibi filmlerden izlemişsinizdir diye tahmin ediyorum. O yüzden bu kitap hakkında daha çok kendi düşüncelerime yer vermek istiyorum. Çünkü bilinçli okurlarla dolu böyle bir kitap sitesinde bile "Yahudi'nin olduğu her yerde Hitler'e ihtiyaç var." diyebilenler var!

Bu benim hayatımda içimden gelerek okuduğum ilk kitaptı. 2014 yılının şubat ayında Polonya'nın Oświęcim kasabasındaki Auschwitz-Birkenau toplama kamplarını gezdikten sonra aklımda onlarca soru oluşmuştu, bu kendi açımdan alışıldık bir şey değildi. O güne kadar sürekli yanıtlar aramak için yaşadığımı, kendi kendime hiç soru sormadığımı anlamıştım. 70 yıl sonra bu kampların içerisinde gezerken hayata dair bir şeyler kaçırdığımı anlamıştım.

Üstümdeki kapkalın kabanla bile iliklerime kadar üşüdüğüm, milyonlarca masum insanın öldürülüp yakıldığı gaz odalarının içerisini görebildiğim, milyonlarca masum insanın nedenini bilmeden gecesini gündüzüne katarak yattığı taştan bile sert ranzalara dokunduğum bu yer, benim hayatım için çok önemli bir dönüm noktası olmuştu. Çünkü Kavgam kitabını yazan Adolf Hitler bütün bu kıyımı ve katliamı yapmadan önce bir RESSAMDI! Ayrıca üç kez sınavlarına girdiği Viyana Sanat Akademisi’ne kabul edilmemişti. Düşünebiliyor musunuz?

Bunları neden size anlatıyorum, çünkü dünyanın en kötü insanlarından biri olan Hitler ve onun kirli düşüncelerini, Aryan ırk teorisini ve Alman ırkının dünyanın en üstün ırkı olduğunu anlatıp da kendisinin bile sarışın ve mavi gözlü bir Alman olamadığı çelişkilerini görebileceğimiz Kavgam kitabı, benim içimden gelerek kitapların dünyasına giriş yapabilmem için bir kapı oldu. Yani evet... Dünyanın en kötü insanı kendisinden çok farklı bir coğrafyada, dünyanın ve kutsal kitapların da öğütlediği kitap okumak eylemine karşı beni merak ettirmişti.

O kampları gördükten sonra kendime her gün "Kavgam kitabı neden yazılmıştı?", "Böyle bir kitaba neden ihtiyaç duyulmuştu?", "Bu adam niye bu kadar masum insanı bir hiç uğruna katletmişti ve kendilerinden sonra gelme ihtimali bulunan milyonlarca insanın kaderini değiştirmişti?" şeklinde sorular sordum. Kendi kendime sorular yönelterek hayatımda ilk kez felsefi bir eylem uyguladığımı hissetmiştim.

Evet, biliyorum. Hitler'in Yahudi düşmanlığının kaynağı ekonomik, dinsel ve sosyolojik sebeplere dayanıyor. Çünkü hem Hristiyanlar Hz. İsa'yı Yahudilerin çarmıha gerdiğini düşünüyordu hem de Yahudiler eskiden beri tefecilik ve tüccarlık gibi mesleklerle paralarına para katıyordu. Fakat bu konunun 20. yüzyıl içerisinde doğan Yahudilerle ne alakası var? Sizin hayatınızda hiç Yahudi arkadaşınız oldu mu? Bazılarınızın içinde tuttuğu ve tepki almamak için söylemekten çekindiğiniz ırkçı düşüncelerinizi Yahudilerin yüzlerine karşı söyleyebilme cesaretiniz var mı? Hayatınızda hiç Yahudilerin şimdiki zamanımızda yaşam kaliteleri bile olmadan yaşadıkları ghettolara gitme imkanı bulabildiniz mi? Polonya'da yaşadığım sırada ben bu imkanı bulabildim ve durum hiç de düşündüğünüz gibi değil.

Dünyadaki her Yahudi Rockefeller ve ailesi gibi kötü değil arkadaşlar, her Yahudi diğer bütün ırklara karşı düşmanlık besleyip Filistin'de bir Yahudi devletinin içerisine yerleşmeyi falan da düşünmüyor. Ben bizzat gittim, gerektiğinde Yahudi arkadaşlar edindim, bir Müslüman olarak da karşıma çıkan sinagogları ziyaret ettim. Onların yüzlerindeki hayal kırıklığını ve acıyı hissettim. Schindler'in Listesi filminde bizzat fabrikasına da gidip gördüğüm Oskar Schindler ile birlikte ağladım. Aklımdaki Amon Göth'leri, Joseph Goebbels'leri, Adolf Hitler'leri bir bir ortadan kaldırdım.

Milyonlarca masum insanın canına kıyan sana sesleniyorum Hitler;
Sanata ilginle belki benim meslektaşım olacaktın, olamadın.
Yazdığın kitapla belki de bir yazar olacaktın, olamadın.
İnsan olmak bu dünya için aşırı kolayken bunu da başaramadın...
Ne yazık ki, başarabildiğin tek şey beni kitap okutmaya başlatmak oldu.

Sana Elem Klimov'un 1985 yılında çekilen Gel ve Gör filmindeki sahneyle veda ediyorum!
Bir ateş ediyorum meymenetsiz suratının bulunduğu fotoğrafa ve 30 yaşına geri dönüyorsun.
Bir ateş ediyorum meymenetsiz suratının bulunduğu fotoğrafa ve Viyana Sanat Akademisi'ne geri dönüyorsun.
Bir ateş ediyorum meymenetsiz suratının bulunduğu fotoğrafa ve çocukluğuna geri dönüyorsun.

Senin fotoğraflarına ateş etmeyi tam da burada kesiyorum, çünkü senin gibi bir çocuk katili olmayı reddediyorum!
544 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Burada sizlere hem kitap hakkında, hem o zamana ait, hem sonrasında yaşananlar için az biraz bilgi vereceğim. Umarım konu ile ilgili sizleri çok sık boğaz etmemişimdir? Evet, az uzun oldu ama böylesi bir eser de ancak böyle anlatılabilirdi diye düşünüyorum.

1925 yılında, hiperenflasyonun bitiminden kısa bir süre sonra Almanya'da, o günlerde sağcı politik ölçekten bir aktivist tarafından yayınlanan, aşırı görüşlere sahip politik bir kitap ortaya çıktı. Bavyera dışında henüz iyi bilinmeyen ve edebiyat camiasınca da tanınmayan bu yazar, 9 Kasım 1923'te Bavyera’nın başkenti Münih'te başarısız bir darbe girişimi (Birahane Darbesi) sonrasında, işlemiş olduğu bu suça istinaden 1924 yılında dokuz ay hapis cezasına çarptırılmıştı. Cezasını çektiği ve tutuklu kaldığı Landsberg cezaevinde geçen süre zarfında, “Mein Kamf – Kavgam” başlıklı ilk kitabının birinci cildini kaleme aldı ve yazdı. 35 yaşında olan bu genç yazarın adı Adolf Hitler'di. İşin ilginç olanı şudur ki, bu kitabın yazarının on yıl içinde Alman hükümetinin en başına geçeceğinden, altı yıl sürecek insanlık tarihinin en yıkıcı, en acımasız, en kanlı savaşından birisi olan, İkinci Dünya Savaşına baş aktörlük edeceğinden, ölüm ve tehditler ile geçen 20 yıllık diktatörlük süresinden sonrada intihar edeceğinden hiçbir kimsenin zerre şüphesi ve kuşkusu olmadı.

İki bölümden oluşan bu kitabın içeriği, başta politik düşmanlara karşı açık saldırganlığı, demokrasi ve esas olarak Hitler'in gözünde Alman halkının "düşman ırk" olarak adlandırdığı Yahudi karşıtlığı ile bilinir. “Mein Kamf – Kavgam” adlı eserinde Hitler iki ana konuyu birbirine bağlamıştır: otobiyografik bölümler ve bunun yanında detaylı politik programları. Hitler kitabında, o günlerde kendi düşüncesiyle büyük bir tehdit olarak gördüğü "Bolşevik-Yahudi" kitleye, Komünizme ve aynı zamanda yine ona göre uluslararası finans sermayesini elinde bulunduran asıl Yahudi’lere karşı izlenecek politik yolları ele aldı. Adolf Hitler, kitabında kendince bir takım siyasi ve politik taleplerde de bulundu. Avusturya’nın Almanya’ya bağlanması, her ne pahasına olursa olsun, jeopolitik anlamda üstün bir ırk olan Almanların sıkışıp kaldıkları bu dar topraklardan, diğer aşağılık devletlerin/ırkların ellerinde bulunan topraklara/alanlara doğru “Lebensraum - Yaşam Alanı” için genişlemesini ve dünya hâkimiyeti için emelleri olan Yahudi planlarının "açıklamasını" istedi. Bunun dışında, sahte senaryo ile dünya egemenliği için iddia edilen ve bir Yahudi projesi olan, "Siyon Liderlerinin Protokolleri" ‘ni "delil" olarak gösterdi ve dik duruşundan taviz vermedi.

Bu kitabın planlanması ve yazılması/yaratılışı hakkında birkaç varyasyon, hikâye, efsane ve dedikodu da yok değil. Hitler'in kitabının önemli kısımlarının yazılı olmadığı söylentiler arasındaydı. Başka bir iddiaya göre, metnin bazı kısımlarını sırdaşı Rudolf Hess'e dikte ettiği de iddia edildi. Daha çok Hitler'in tek başına, içinde bulunduğu psikoloji ile bu denli ağır bir kitabı kaleme alabildiğine ve tamamladığına inanmakta zorlananlar da yok değildi. Tüm bu özellikler ve soru işaretlerinin beraberinde getirdiği gizem ile birlikte, kitabın çok popüler olduğu ve Nasyonal Sosyalistler’in Ocak 1933'te iktidara geldiği o zamana kadar 240.000'den fazla kopyasının satıldığı, ama hiç kimsenin de konuyu/kitabı ciddi anlamda ele almadığı anlaşıldı. Fakat bir diğer önemli hususta, son araştırmalara göre, bu kitabı okuyan kişilerinde kitapta geçen düşünce ve fikirlere ilgi duyduğunu kanıtlar yöndeydi. "Mein Kampf - Kavgam" kitabının belli başlı başarısı ve yanlılarının olmasına rağmen, basında ona olan ilgi başlangıçta oldukça düşüktü. Almanya'daki faşist hareketle özdeşleşenler haricinde, kitap Weimar Cumhuriyeti'ndeki siyasal kitap eleştirmenleri tarafından pek de ciddiye alınmadı.

Hitler'in siyasi bir kitap yazma isteğine ek olarak, Mein Kampf – Kavgam’ın yayımlanması için bir başka sebep daha vardı: Hitler'in mali kaynak ve finans ihtiyacı. Kitabın satışından gelen gelirlerin, kendisinin Reich Şansölyesi olarak atanmasına kadar elinde tuttuğu sayısız hukuk danışmanını finanse etmek için yeterli gelir sağlayacağını umut ediyordu. Kitabı 1933 yılının başlarına kadar iyi kazanç sağladı ama asıl popülaritesini 1933 yılı sonrasında yakaladı diyebiliriz. Bu pek de şaşılası bir durum değildi Kitap adeta "Yeni Almanya" yol haritasında iktidara gelen Naziler’in fiili temel siyasi programı haline geldi. Hemen yeni basımlar için emirler verildi ve yeni evli çiftlere (İncil yerine) verildi veya insanlar çalışma arkadaşlarına hediye olarak Kavgam’ın birer kopyasını verdiler. Tarihçiler, sadece Almanca olarak Nazi döneminin sonunda 11 milyondan fazla kopyanın basıldığını tahminini yürüttüler. 1945 yılına kadar 15 dile yetkili ve yetkisiz çeviriler yapıldı. Bu yüksek baskı rakamları yüksek telif haklarını da beraberinde getirdi ve Hitler, yüksek kazancı riske etmemek adına ikinci el kullanılmış kopyaların satışını yasakladı. Bu şekilde resmi olarak sadece yeni kopyaların basımı mümkündü ve satışının yapılması sağlandı.


Adolf Hitler’e karşı Irene Harand’ın Kitabı, "Sein Kampf – Onun Kavgası", 1935.

"Kavgam" kitabında yer verilen birçok hitam ve iftiralara karşı verilen yanıtların arasında, Avusturya’lı Katolik Irene Harand tarafından yazılan kitap bir göze çarpıyor. 1935'teki kaleme aldığı kitabı " Onun Kavgası" adını taşır. Bu kitap Yahudiler için taraf olur ve Hitler'in yazlı olarak ele aldığı vahşi anti-semitik suçlamalarına karşı onları savunmaya çalışır. Harand kitabında, Hitler'in yalanı bir politik malzeme aracı olarak kullandığını ve iddiaları güçlendirmek içinde Yahudileri iddialarının en temel merkezine oturttuğunu belirtir. Harand, Hitler için tarihi bir kaynak değeri olan " Siyon Liderlerinin Protokolleri” iddiasını da bu kitabında yalanlar. Bir mucize gerçek olmuştu ve Irene Harand’ın şansı bir kere daha ona gülmüştü! Neden derseniz; İngiltere'de bulunduğu 12 Mart 1938 yılında, "Anschlusses" (Avusturya’nın ilhakı) esnasında kesin bir tutuklamadan ve belki de ölümden kıl payı kurtulmuştu. Kendisi daha sonra Amerika Birleşik Devletleri'ne göç etti.

Hitler'in fikirleri, düşünceleriyle ele aldığı liderlik yönetimi ve kariyeri, İkinci Dünya Savaşı'ndaki Almanya yenilgisiyle sona ermiştir. Nazi rejiminin çöküşünden hemen sonra, korkuya kapılan milyonlarca Alman vatandaşı, ellerinde bulundurdukları bu kitabın bir suç sayılmasından korktukları için Kavgam kitabını imha etmeye başladılar. Basım ve yayım hakları Bavyera Eyaletinin elinde olan ve uzun zaman yeni basımı yasaklı olan "Kavgam" kitabının, 02.12.2015’te alınan bir karar ile tekrar basımına müsaade edildi. Ancak kitabın politik ve tarihsel bağlamda ele alınarak, uzman araştırma ekibi eşliğinde bilimsel açıklamalı yayınlaması adına gayret ve çabalar vardır. Farklı dillerde yayınlanan türleri neredeyse hiçbir şekilde önlenememekte ve bu nedenle, maalesef dünya çapında pek çok kitapçı ve sahaflarda çok farklı, çoğu tarihsel açıklaması olmayan türleri de bulunmaktadır.

Elinizde ne varsa onun kıymetini bilin, ama elinizde şöyle bir 1925 ve 1929 basımı orijinal 1. ve 2. cilt mevcut ise, işte o zaman daha da yukarılarda bir yerde saklayınız. 28.02 2014 Tarihinde ABD’nin Los Angels şehrinde bulunan, Nate Sanders Müzayede evinde 1925 yılına ait özel imzalı olan iki cilt Kavgam eseri 64.850 Amerikan dolarına satıldı. Gel de şimdi korkudan bu eserler yakılıyordu detayına takılma!!! Kim korkmadan yıllarca sakladı bu güzelim iki cildi? Hem de özel imzalı!!!

Şimdiden keyifli okumalar dilerim arkadaşlar.

Bir sonraki kitap yorumu ve değerlendirmesin de görüşmek dileğiyle. Esen kalınız!

~ A.Y. ~
928 syf.
·26 günde·Beğendi·10/10 puan
HEIL HİTLER

Nasıl başlanır bilmiyorım; ama bir yerden başlamak lazım anlatmaya . İnceleme yazısı mı olacak emin değilim; fakat belli bir kitlenin hoşuna gitmeyeceği kesin. Günümüzde 10 insandan 9' u Hitler'i sevmiyor. Sebebi ise yahudilere (insanlara değil) yaptığı zulm. Sanki bir tek yahudiler öldürüldü. Ya da yakılan kitaplar. Belki saldırganlık politikası hatta dünyayı süreklediği kaos(!) gibi sebepler. Neyseki Hitler bu kitabında kimseye bir gül bahçesi vaadetmiyor. O zamanın Alman halkı da bir gül bahçesi istemeyor olacak ki milyonlar, tereddütsüz bir şekilde Hitlerin izinden gidiyor ve zamanında Alman halkı Hitler'i, kendi duygularının tercümanı olarak gördüğüde aşikardır. Söylenilecek en güzel şeyde aslında Hitler'i yaratan yine bu milyonlar oldu.

"Ben bugün yalnız şu anlayışa göre hareket ediyorum: Kaybedilen topraklar yaygaracı parlamenterlerin keskin dilleri ile geri alınmaz, bu topraklar ancak keskin kılıçlarla, kanlı kavgalarla geri alınabilir."

İnsanların yaptığı duygu politikası, büyük bir hızla kitleleri ele geçirmiş bulunmakta. Günümüzde Hitler hakkında hiçbir bilgisi olmayan bir insan bile, bugün Schindler'in Listesi filmini izlediğinde "Katil Hitler", diye bağırabilir. Hepimiz biliriz o vurucu sahneyi. "Bu saat iki yahudi eder. Bununla iki yahudi daha kurtarabilirdim." ya da Hayat Güzeldir filminde Roberto Benigni'nin canlandırdığı Yahudi baba rolü ve çocuğuna gösterdiği ilgi, hepimizin ciğeri parçalanmıştır eminim; ama mesele bu mu değil! Bugün Hitlerin katil(!) olması ya da Yahudilerin sabun yapılması değil mesele. Yerlerini, bulundukları mevki ve topraklarda ki kendi konumlarını ebedi kılmak. Sadece yahudiler mi öldürüldü? İnsanlardan bahsetmemin sebebi bu işte. Önemli olan insan diyebilmemiz. Kimse Hitlerin katlettiği zencilerden bahsetmiyor ya da sakatlardan ya da çingenelerden varsa yoksa yahudi. Sanki dünyada bir tek yahudi zulme uğradı. Sizin yalan duygularınız sahte yaşlarınız bomboş ve değersiz emin olun. Hitlerin katlettiği 17 milyon insanın 6 milyonu yahudi. Buna kızıyorum işte ben. Neden diyorum yaa neden insanlar sürekli gözümüze yahudiler sokuyor? Hitler bundan propaganda da bahsediyor. Sanırsam Yahudileri gözümüze sokanlar "Kavgam'ı" çok önceden okuyup kullanıyorlar.

Dünyanın politikası büyük bir başarıyla işlendi. Stalin, Mao Zedong bugün dünyada daha çok insanı katletti; ama katledilenlerin filmi yapılmadı, kimse duymadı, ağlamadı da. Lanet olası asyalalılar canları cehenneme. Yahudiler kadar değerli değil miydi canları? Değildi. Çünkü yahudiler, geleceğin topraklarında büyük bir hakka sahip ve finansal başarıları var. Yani kimse kalkıpta bir Yahudinin ticari zekasını yadsıyamaz.. Günümüz siyasetinde önemli bir güç demektir bu ki zamanında da öyleydi. Bugün sadece yahudiler için ağlayanlara, ABD ve Avrupa tarafından uygulanan güzel bir reklam ya da parazit diyebiliriz. Filmin en güzel yerinde reklam girer ya ha işte onlar bunlar. Bizler insanlar için ağlayalım. Ve bugün her varlığa sonsuz bir saygıyla sarılalım. Yahudi Arap Türk Kürd ya da diğer neyse demeden, insan deyip sarılalım. Eh böylelikle bir şeyler değişir. Gibi.

Hitler büyük bir politika adamı devlet adamı. Hem de nasıl bak tarihin gördüğü ve göreceği en yüksek zeka. Bunun farkındaydı o yüzden kaybetti; çünkü bunu dinginliyecek yüce bir ruha sahip değildi. Zeka da ruh olmadıktan sonra bir işe yaramıyor; ama yine de saygı duyuyorum. Sen yok olmuş bir milleti gör. Versayı yoksay, işin kitlelerden geçtiğini fark et onlara seslen. Politikanı yavaş yavaş uygula. İş kur, istihdam yarat, aç olan milleti doyur. Milyonlar senin karşına gelsin, Hitler diye bağırsın, yerde sürünen milletten vezir yarat sen kral. Sonra bugün, klavye veleti gelsin sana küfür etsin Hülo Hitler diye bağırsın. Hele o kadar yıllık dünya zamanından denk geldiğim çağa bak, rezillik. Yaşından büyük sitelerde gezen, yaşamında ki tek başarısı yönetenin en iyi paspaslığını yapması olan bir velet bugün kalkmış zamanında, "Ülkemi nasıl kurtarırım, davamı nasıl sürdürürüm, ırkımı nasıl yüceltirim," diyen bir adama küfür ediyor. Sebebi ise bizim lanet olası eğitim sistemimiz. Günümüzde hiçbir eğitimci Hitler hakkında kendi düşüncesinden bahsedemez. Yapamaz bunu. Adam diyor Hitler kötü. Bitti bu kadar. Bu eğitimle büyüyen çocuk Hitler kötü diyor. Daha sonra ise ne okursa okusun değişmiyor bu. Nasıl değişsin? İntnreti açıyorum Jojo Rabbit, Hayat Güzeldir , Piyanist, Çizgi Pijamalı Çocuk, Schindler'in Listesi. Eee ne olacaktı başka? Tabii kötü Hitler dersin, onlarda bunu istiyor. Sen farklı düşünme. Müsaade yok buna. Tüm insanlık yahudilere yapılanı kabul etmeli. Dünyada zulm gören tek millet yahudi. Acı çeken, ezilen, örselenen, hakkı yenilen tek millet onlar. Hatta dünyada da bir tek yahudiler var........ nerede nerede ki.

NSDAP üzerine:
Çok güçlük çekiyorduk. Hareketin pek az üyesi vardı. Bu üyeler arasından, kendi asgari ihtiyaçlarını temin ettikten sonra hareketin değişik ihtiyaçlarını karşılayabilecek bir kişi bulmak imkansızdı.


Bugün hâlâ rant peşinde koşup yok bebek katili Hitler, yok kitap düşmanı Hitler, diye bağıran insanlar tabii var ; çünkü onlar popülaritenin kurbanı. Hitleri hedef olarak göstermelerinin tek sebebi, toplum tarafından beğenilme ve onlardan biri olduğunu gösterme isteği. Çoğunluk onlara, o kurbanlara Hitler den nefret etmesini söylüyor etmezsen bizi kaybedersin. Adam ne yapsın yazık, garip nefret ediyor. Bir de komik olan taraf şu ki kendi fikriymiş gibi beyan ediyor. Yahu anlamıyorda. Anlayamaz çünkü kurban. O istenileni yapar ve kendisi istiyormuş gibi algılatılır. Bakmayın kitap okuduklarına. Okumaları lazım çünkü rant bu, popülarite burada.
Biz yinede kalame rağmen hitabet diyoruz.

Bir komünist-Marksist, davası gereği her zaman kendisine destekçi bulur; ama bir faşist asla bunu başaramaz. Bir komünist-Marksist, ne kadar masum insanı öldürürse öldürsün davası gereği haklıdır; ama bir faşist her zaman suçludur. Bu da günümüzde Stalin'i, Mao'yu, Pal Pot'u, Kim İl Sung'u ve daha nicelerini haklı kılar.
Neyseki ümit ediyorum, bir gün bu dünyada "ırkı milleti", değilde insanların öldürülmesinin suç oluğunu söyleyebileceğiz.

Hitler'e olan ilgim 15 sene önce neyse bugünde öyle ve korkarım ki 50 sene sonrada aynısı olacak. Büyük bir dehaydı Hitler, kitlelerin üstünde liderlerin üstünde bir lider. Yaptıkları zulümleri doğru bulmuyorum ama Hitler bunları yapacağını söylemişti. Ben öldüreceğim demişti, yapacağım, göreceksiniz demişti. Kavgam kitabı ne anlatıyor arkdaşlar? Hitlerin hayatını mı? Askerliğini mi? Neyi? Yarını. Haklı davasını. Nefretini. Kuracağı ırkçı devleti. Eee kitleler bunu istedii. Tabii bu Hitler'i haklı göstermez  bugünkü Yahudiler'e bakıpta Hitler haklıdır da diyemeyiz; ama daha kötüleri varken tüm günahı Hitler'e yüklemekte ne bilim düşünmekten kaçmak gibi.

Irkçı Devlet üzerine:
Irkçı devlet ırkı toplum hayatının merkezi haline getirecektir, onun saf kalması için çalışacak, çocuğun bir millet için en kıymetli varlık olduğunu ilan edecektir.

Ve kitap meselesine gelecek olursam. Bugün her Hitler karşıtı 5 filmin 3 ünde yakılan kitapları görüyoruz. Bu neden yanlış olsun? Adam insanlardan sabun yapıyor, kitapların yakılması mı sorun? Adam diyor ki: "Alman olmayan her şeyi ateşe veriyorum." Yahudi yazarların kitaplarını ateşe attı; ama Schopenhauer ya da Schiller'in kitaplarını ve bu yazarları yüceltti. Schiller'den bahsederken "Milletimizin En Büyük Hürriyet Kahraman" ı olarak anlatıyor. Hitler kitap düşmanı değildi. Hitler Alman olmayan kitaplara düşmandı.
Günümüzde insanlar Hitler'in okuyan-yazan insana düşman olduğundan bahsediyor komedi.

Hitler üzerine yıllarca konuşurum; ama kitleler ufakken acz ediliyor. TİME dergisi tarafından yılın Adamı seçilen Hitler'den daha fazla bahsetmek istemiyorum.
Bir insanı, bir tarihi ya da bir milleti kötülemek çok kolaydır. Özellikle böyle bir zamanda dünyanın en basit hareketidir.
Önemli olan o zümreyi süzgeçten geçirebilmektir.
544 syf.
·Puan vermedi
İlk 200 sayfasında kendi milleti için bir şeyler yapmaya çalışan bir adam gördüm ancak sonra çığırından çıktı . Bu kitabı izlediğim bir filmden sonra bu adam bunları nasıl yapmış olabilir ne düşündü acaba diyerek okumaya başladım . Kitabı okuduğumda gördüm ki anlamak mümkün değil . Bu nasıl mantık dedirtti sık sık bana . Zamanında Almanlar tarafından katliama uğrayan bir milletin bugün başka bir topluma katliam yapması da anlaşılır şey değil . Demek ki ya insanlık unutuldu ya da insanlık aslında hiç var olmadı .
544 syf.
·6 günde·10/10 puan
Lütfen kitabı okuyun. Hemen ön yargılı olmayın. Bu benim fikrimden değil karşıyım demeyin. Tarafsız okuyun olayları bilmiyormuş gibi ve Adolf Hitler'i bir de onun gözünden bakarak okuyun arkadaşlar...
Kitabın dili oldukça sade ve kolayca anlaşılabilirdi.
Daha önce göz atmıştım ama şimdi güzelce sindirerek okuma fırsatı buldum. Çok ama çok zeki bir adam Adolf Hitler. Hani Onun için deli diyorlar ya zeki büyük liderlerin muhakkak biraz deliliği vardı normal diye düşünüyorum.
Kitapta Adolf Hitler çocukluğundan, hayallerinden bahsediyor, sonra partiye üye olması ve o günkü Almanya'nın içinde bulunduğu durumu, yönetimde olanların basiretsizliğini ve Yahudileri anlatmaktadır. Adam gerçekten de ileriyi görmüş . Şuan ki dünyayı kim yönetiyor. Tabi ki Yahudiler. O önceden olacakları tahmin etmiş ve kendince önlem almak istemiş. O anki şartların gerektiğini ve yapabileceklerini yapmış Hitler. Bunun gibi tarihte bir sürü örnekler vardır. Kabul edelim ya da etmeyelim o anda yaşamadık ancak yaşayıp görebilirdik. Kesin bir hüküm sürmek için. Osmanlıda padişahlar kardeş katli yapmadı mı? Mecburdular. Osmanlı imparatorluğunun devamı için. Cumhuriyetin ilk yıllarında İstiklal mahkemeleri kurulup idamlar olmadı mı? Mecburdular. Vatanın bekası için. Şartlar ne gerekiyorsa yapılması gerektiği ve ileri görüşlü liderlerin yaptıkları gibi mecburdular.
Hitler kitabında bir de kafasında tasarladığı Almanyayı anlatmakta ve yapılmasının mecburi olduğu yeni savaşlara gönderim yapmaktadır.
Lütfen tarafsız olun ve okumak için şans verin kitaba
İyi okumalar..
538 syf.
·15 günde·Beğendi·10/10 puan
Bu kitap Hitler'in başarısız darbe girişimi sonrasında parmaklıklar ardında yazdığı muazzam bir kitaptır. Kitapta fikirlerini, yapmış ve yapacaklarını harikulade şekilde ele alır. DİKKAT! Bazı ülkelerde bu kitap yasaklıdır. Sebebi ise Nasyonel Sosyalizmi benimsetmesi ve insanların ideolojik açısını değiştirmesidir. Olur da başka ülkelere ziyarete giderseniz sırf bu kitap yanınızda diye parmaklıklar ardına girebilirsiniz :) Belki siz de parmaklıklar ardında iken kendi ideolojik yansımanızı sayfalara dökebilirsiniz kim bilir :)))
648 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Yahudi, bugün dünyada ve Türkiye'de en kuvvetli demlerini yaşamaktadır ve esrarlı bir kahin çadırı içinde, her milletin meselelerini, her millete gaipten haber verici ve istikbal tayin edici bir eda ile telkin etmektedir.

Tarihte onu korkutan tek mana İslamiyet olmuş, şahıslar da İkinci Abdülhamit ve Hitler'den ibaret kalmıştır.

İkinci Abdülhamid, şiddetten nefret eder melek hilkatli bir hükümdar, Hitler ise, sadece gözü kara, deli mizaçlı bir hesapsız olduğu için muvaffak olamadı. İslamiyet ise şahıslardan münezzeh bir sonsuzluk davası olduğuna göre, yahudinin en medeni şekilde tasfiyesini ona ve onun hız verdiği ruhlara ısmarlamak lazımdır.

Necip Fazıl Kısakürek / Çerçeve 5 / YAHUDİ (Varan- 3)
512 syf.
·9 günde·Puan vermedi
İyi günler arkadaşlar. Çok detaylı bir inceleme yapmayacağım. Kısa bir görüş ve ardından kitabın basımıyla ilgili eleştireceğim. İlk olarak yazım hataları, noktalama hataları ve bence çevirideki bazı düzensizliklerin yanında sayfanın sıkışıklığı okuma isteğimin ve zevkinin körelmesine sebebiyet verdi. Kitabı bitirdim. Bu kitabı bu yayından okumanızı asla tavsiye etmem ama insanlığın katil diye isimlendirdiği -ki öyle- Adolf HİTLER'in ağzından yaşanılanı ve onun hayatına dair bilgi sahibi olmanıza yardımcı olabilecek bu kitabı okumanızı tavsiye ederim.

Size bir tane daha tavsiye vermek istiyorum bu tavsiye; kitabı okurken, kitaba başlarken ve kitabın son sayfasına kadar elinizden geldiğince objektifliğinizi korumanız. Bunun sebebi ise tarafsız bakış açısıyla size gerçekten yorum yapma ya da fikir eleştirisi yapacak kadar donanım sağlayacak cümlelere sahip olmanıza yardımcı olabileceğini düşünmem.

Bu ilk eleştirimdi. Aslında daha çok sizlere bu yayına-en azından bu kitabına-vakit ve nakit harcamamanız konusunda fikir sahibi olmanıza yardımcı olmaya çalıştım.

Son olarak söylemek istediğim bu yazıyı okuyan arkadaşım, yazımda üslup veya imla bakımından bulduğun hataları benimle paylaşırsan mutlu olurum.
512 syf.
·5 günde·Beğendi·3/10 puan
İmanı sarsmak, ilmi sarsmaktan daha zordur, aşk sayıya nazaran daha az değişir, nefret antipatiden daha süreklidir. Dünyada en şiddetli ihtilâlleri doğuran kuvvet, daima, ilmî bir fikirden ziyade, kitleyi harekete geçiren bir taasup ve çılgınlığa gerçek bir isteri olmuştur. Kitleyi kazanmak isteyen kimse onun gönül kapısını açan anahtarın ne olduğunu bilmelidir. Bu durumda objektiflik zaaftır, irade ise kuvvettir.
592 syf.
·7 günde·Puan vermedi
Almanya da 1934'ten 1945'e kadar devlet başkanlığı yapan, İkinci Dünya Savaşı'nın başlamasına ve Holokost sırasında 17 milyondan fazla insanın ölümüne neden olan, diktatör Adolf Hitler 20 Nisan 1889 tarihinde Avusturya'da doğdu. Bilinenin aksine kendisi Alman değil, bir Avusturya vatandaşıydı.
Hitler in ailesi ve aile içinde ki ilişkileri çocukluğunda ve tüm yaşamında, üzerinde nasıl bir psikolojik etki yarattığına ilişkin, ayrıca büyük babasının biyolojik belirsizliği gibi durumlar nedeniyle, tarihçilerin ve soybilimcilerin her zaman ilgi odağında oldu.
Başarısız bir eğitim hayatı geçiren Hitler in babası , gümrük memuruydu. Kendi gibi oğlunun da ısrarla memur olmasını istedi. Hitler’ se asla memur olup masa başında bir hayat yaşamayı istemedi. Okulda ise klasik derslere hiçbir zaman ilgi duymadı. Hitler resim yapmayı çok sevdi. Ressam olmak ise en büyük arzusu oldu. Babası ve annesi onun ressam olmasına, şiddetle karşı çıktı.
1903 yılında babasını kaybetti . Babasından annesine kalan emekli maaşı ile tutumlu bir hayat yaşadılar. Bu arada, Viyana da Güzel Sanatlar Akademisine kayıt olmak için girdiği sınavı kazanamadı. 1914’te Birinci Dünya Savaşı çıkınca, gönüllü olarak Bavyera ordusuna katılıp, Onbaşı oldu.

1907 yılında kanser olan annesini de kaybetti. Annesinin ölümü onu çok sarstı. Annesinin emekli maaşı ona kaldı. Yeterli olmayan bu gelir karşısında bir müddet daha resim yaparak geçimine destek sağladı.
1.Dünya Savaşını kaybeden ittifak devletleri için, itilaf devletleri Versay Antlaşmasını düzenledi. Almanya için ağır şartları içeren bu antlaşma ile. İtilaf devletleri savaşın bedelini Almanya ya ödettirmek istedi. Versay antlaşmas 2. Dünya savaşının da başlamasının nedenlerinden biri oldu. Antlaşma, faşist , ırkçı lideri Adolf Hitler'in ortaya çıkıp etkili olması zeminini hazırladı. Berlin'de aşırı sağcılar tarafından vurulan Dışişleri Bakanı Walter Rathenau o dönemin suikast kurbanlarından biri oldu. Liberal demokrat Bakan, Birinci Dünya Savaşı galiplerinin istediklerini yerine getirdiği için nefret edilen biriydi..
Hitler, Almanların aldığı büyük yenilginin ardından arkadaşlarıyla bir araya gelerek Alman İşçi Partisini kurdu ve başına geçti. Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi (NSDAP) taraftarlarına, komünistler ve sosyal demokratlar tarafından (1921)kısaca ‘Nazi’ ismi verildi.
Hitler propagandasını yaparken kendilerinin , Marksist bir sosyalist olmadığını, Alman milliyetçisi olduğunu özellikle vurguladı. Almanya nın bu zor durumundan yararlanmayı iyi bildi. Orta ve alt kesimdeki insanlara ekonomik vaatler sunarken, bir taraftan da da ırkçılık duygularla Almanlara seslenerek , hareketlenmelerini sağladı. Bu kriz ortamında olumsuz etkilenen, umutsuz insanları etkiliyerek partisine geniş bir taban kazandırmayı başardı.
Hitler, İtalya’nın faşist diktatörü Benito Mussolini’nin Roma Yürüyüşü’nü taklit ederek 8-9 Kasım 1923’te Münih’teki Bavyera hükümetini devirmeye yönelik Birahane Darbesi’ni düzenledi. Düzenli orduya karşı güçler oluşturmak ve meşru yönetimi yıkmak suçundan yargılanarak 1 Nisan 1924’te 5 yıl hapis cezası aldı. Ancak 20 Aralık 1924’te ‘suçsuz’ bulunarak serbest bırakıldı.
Hitler hapisten çıktıktan sonra partisini toparlamaya çalışsa da uzun süre başarılı olamadı. Dünya çapında etkili olan 1929 yılındaki büyük ekonomik kriz ise ona istediği fırsatı verdi. Nazi partisi, 1930 seçimlerinde SPD’den (Sosyal Demokrat Parti) sonra ikinci sırayı elde etti.
1889’da Avusturya’da doğumlu Hitler, bu tarihte hâlen Alman vatandaşı değildi ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinde adaylığını bile koyamaması ihtimali vardı. 25 Şubat 1932’de Brunswick Devleti’nin Nazi olan İçişleri Bakanı, Hitler’i Berlin’deki Brunswick temsilciliğine Ataşe tayin ettiğini açıkladı. Alman vatandaşı olma hakkını böylece kazanmış oldu.
Hitler kitap boyunca parlemontoyu eleştirir. Meclis ve milletvekilleri devlet için çalışmadıklarını, milletvekillerinin hangi partide çıkarları varsa, hemen o partiye transfer yaptıkları elbette çok haklı yerinde bir eleştiri. Yaşadığımız sözde demokrasi ile yönetilen ülkelerde de genellikle yaşanan bir durum değil mi zaten? Almanyanın yaşadığı bu bunalım dolu günlerinden ancak, ırkçılık anlayışına gereken önemin verilmesi ile aşılacağının propagandasını yapar. Nasıl bir mantıksa Alman ırkı kendi gücünü dünyada ispat edip, yayıldıkça, dünya barışının da ancak bu şekilde gerçekleşeceği düşüncesindedir. Ayrıca Yahudilerin ve Marksistlerinde yok edilmesinin gerekliliğini kendi faşist zihniyetine göre kitap buyunca anlatır. Birde şu var ki, parlementer sistem için yaptığı haklı eleştirileri okuyunca, kendisinin iktidara geldiğinde çok adil ve demokrat bir yönetim sergilediği zannedilmemeli.
Hitler, İlk zamanlarda siyasete ve partileşmeye uzak durur. Daha sonra düşüncelerini uygulamak için başka bir yol olmadığını anlayınca , siyasete ve parti kurma olayına ilgi duyar. Eleştirdiği her şeyi kat be kat daha fazlasını partisinde kendi yaşar ve yaşatır. Parti üyelerinin sınırlı sayıda olmasına dikkat eder. Neden? Çünkü parti üyesi çok olursa, görüşlerde çoğalabilir. Üyeler az fakat desteğin çok olması onun hedefidir. Partileşme çalışmalarını arkadaşlar ve yakınları ile birlikte yürütür.
Tam itaat şart önemli olan çok üye değil. Sorgusuz sualsiz halkın yoğun desteğidir.
Sendikalaşmaya da karşı. Emekten ve ezilenden yana değil. Onun için önemli olan devletin gücü, Alman ırkının güçlenip sınırlarını genişletmesi Güçlü iktidar, güçlü yönetim, güçlü devlet. Sendikaların talepleri devletin duruşunu etkilemeyecek şekilde olmalı. İşveren ve işçiler devletin varlığına zarar vermeden, yani grev olayı yaşanmadan fedakarlıklarla çözümlenmeli. Tabiiki en büyük fedakarlıklar nedense hep işçilere düşer. Hitlerin sınıfsal bir bakış açısı yok. Var olan sistemin güçlü ve etkili bir biçimde devamından başka istediği yeni bir şey olmamış. Ne kadar kendisinin var olan partilerden farklı Almanya için büyük yenilikler getireceğini söyleyerek, iktidara gelmiş de olsa, farklı ve halktan, ezilenden yana yaptığı en ufak bir şey olmadığı gibi hep karşısında olmuştur. Evet farklı oluşu onun emeğe saygısızlığı, kişisel hak ve özgürlükleri yok sayması. Basına uyguladığı sansür, cinsiyet ayrımcılığı, üstün ırk diye kafayı yemesi, Irkcılığı, aydınlara yaptığı baskılar, İnsan kayırma ve yozlaşma, Çok eleştirdiği seçim sistemlerinde kendisinin de hileli seçimler yapması.
Kısaca faşist diktatör oluşudur farklılığı. Ezen sınıfın yanında emeğin karşısına bir diktatörden başkası değil. Katlettiği Yahudiler, Çingeneler ve kötü ırk diye dışladığı engelliler ve kendi anlayışının dışında kalan cinsel kimlikler.
Marksizm ve Leninizmin yeni bir şey söylemediğini, söylemesi ise oldukça komik. Kapitalizme, emperyalizme karşı olan sosyalistlerin emeğin iktıdarı için mücadele ettiklerini bildiği halde kitlelerin önünde onları küçük düşürmek için söylediği sözlerde bir o kadar gerçekleri çarpıtma özelliği.
Adolf Hitler, 21 Mart 1933’te oyların yüzde 44 ünü alarak göreve başladıktan 2 gün sonra, Almanya’da parlamenter demokrasiye son verdi. Ülkede seçim düzenlenmeyecekti. Parlamentoya kimin gireceğine ise Naziler karar verecekti.
Seçimlerden önce 81 komünist parlementerde göz altına alındı. Adolf Hitler iktidardayken Almanya'nın çekimser politrikası sona erdi. Yasak olmasına rağmen Nasyonel sosyalistler silahlanmaya, İtalya ve İspanya'daki faşist hükümetlerle müttefiklik ilişkisi kurdu.
1934'te, Şansölyelik ve Cumhurbaşkanlığı makamlarının birleştirilmesi hakkında Cumhurbaşkanı Paul von Hindenburg'un ölümünden on yedi gün sonra referandum düzenlendi.
Nazi Partisi referandum ile, Adolf Hitler'in tüm siyasi güçleri tek elde toplamasını hedefledi. Baskı altında gerçekleşen Referandum sonucu Hitler Almanya'nın Devlet Başkanı oldu. Cumhurbaşkanlığı yetkileri de artık Hitlerdeydi.

Nazi kamplarını muhaliflerine bir baskı aracı olarak kullandı, Naziler önceleri sadece Komünist ve Sosyalistleri hapsederken, 1935 yıllarında, başta Yahudiler olmak üzere, ırkı nedeniyle ya da biyolojik açıdan yaşamalarını istemediği insanları da hapsetmeye başladı. II. Dünya Savaşı sırasında, bu kampların amacı sadece hapis olmaktan çıkıp, zorunlu çalıştırmayı ve katliamı dönüştürdü.
İşgali altındaki Avrupa'da insanlarıda kendi güçlerine karşı geldikleri ve ikinci sınıf gördüğü insanları ya da siyasi olarak karşısında olduğu özellikle Marksistleri tutukladı. Alman egemenliğine direnenleri de zorunlu çalıştırma ya da öldürmek için toplama kamplarına gönderdi. Savaş, kamp sayısında ve mahkûm sayısında büyük bir artışa neden oldu.
Nazi Almanya'sının ırkçı diktatörü Adolf Hitler İkinci Dünya Savaşı yenilgisi sonucunda Sovyet askerlerine yakalanma korkusu içinde kalınca, eşi Eva Braun'la birlikte intihar etti.
544 syf.
·16 günde·Puan vermedi
Çok merak ettiğim bir kitaptı. Hitler'in ideolojisini çok merak ediyorum. Sebep neydi, neden bunları yaptı? Kitabın içeriğinde hep bunları aradım. Buldum sayılır ama beni hiç mi hiç tatmin etmedi. Anladığım şey Hitler 'in ayağına taş değse yahudilerden bildiği. Öncesinde Hitler hakkında çok araştırma yaptığım için. Bütün yaptığı o işkenceleri, mide kaldıramayacak görüntüleri kitabın hiçbir zerresine bulamadım. Amacım neden yaptın neden Hitler? Bu sorularıma, bu yaptıklarına cevap bulamadım. Benim için sığ bir kitaptı diyebilirim.
544 syf.
·20 günde·Beğendi·Puan vermedi
Tarih sahnesi, iz bırakmış insanlarla, günümüze mesajlar yollamakta. Önemli olan, ders niteliğinde mesajları anlamalı ve aynı hatalara düşmemek. Bu kişilerden birisi de;Adolf Hitler.

Dünya tarihinde bıraktığı iz kuşkusuz, nesiller geçsede asla değişmeyecek kişilerden birisi. Kitaba başladıktan sonra, şaşırmadım diyemem,bir çok noktada günümüz politikacılarına ders niteliğinde tespitleri mevcut. Sanırım onu, bir noktaya kadar diğer diktatörlerde ayıran yanı. Kitleleri analiz etme, onları yönetebilme, devlet kademelerinin işleyişi, partilerin işlevleri gibi konularda, analiz yeteneği sayesinde geldiği seviye, Almanya’yı ,yaşadığı zamanın en önemli devletlerinde biri haline getirdi. Toplum ve devlet hakkındaki gözlem ve fikirlerini okurken,aradan altmış yıl gibi bir zaman geçmesine rağmen, benzer olayların tekrar ettiği görüyorum,özellikle kendi ülkemizde görmek ise üzüntü verici bir durum. Kişiler ve yerler değişmiş sadece. Olaylar ise hala aynı.

Hitleri tanımak ve yaptıklarının sebebini öğrenmek için,gençlik dönemine bakmak yeterli olacaktır. Gençlik çağının ne kadar önemli olduğunu ve nasıl değerlendirmemiz konusunda ders olmalı bizlere. “Gençlik çağı bir takım araçlar ve gelecek için plan yapar, olgunluk çağı ise bunları kullanır” der Hitler. Kendisi de sürekli okuyan ve araştıran bir insan olarak geçirmiş gençlik çağını. Buraya kadar sıradan, başarılı bir insanı anlatıyor ya da ona hayranlık duyuluyor gibi izlenim vermiş olabilirim. Çünkü, kitaba başlayıp yarısına gelene kadar “Hitler böyle birisimi miymiş, inanamıyorum” demiştim. Alman ırkının saf ve en yüce ırk olarak görmesi, yaşanılan çöküş ve problemlerin yegane sorumlusu, haklı yada haksız, Yahudileri gösterene kadar sürdü şaşkınlığım. Yaşadığın dönemde Yahudilerin ticaret, siyaset, edebiyat ve bir çok alanda söz sahibi olması onu etkilemiş belki de. Irkçılığın nasıl bir şey olabileceğini anlatmak için ,kaliteli ,ulusu için her şeyi göze almış bir devlet adamını ,nasıl bir canavara dönüştürdüğünü görmek yeterli olacaktır.
Bugün,farklı yeteneklerini saymazsak,bir insanın 30 yaşından önce politikaya girmemesi gerektiğine inanıyorum
Tarih derslerinin amacının sadece tarihleri ve olayları öğretmekten ibaret olmadığını maalesef tarih öğretmenlerinin bile çok azı anlayabilmektedir. Mesela, bir savaşın veya bir hükümdarın tahta çıkma tarihini öğrencilerin doğru olarak bilmesinin hiçbir önemi yoktur. Zaten önemli olan da bu değildir. Tarihin amacı tarihi olayları meydana getiren nedenleri araştırıp öğrenmektir.
Herkesin satın alamayacağı bir elbiseye sahip olmak değil, herkesin sahip olamayacağı bir vücuda sahip olmak için çalışılmalıdır.
...gençlik, mücadele yolunu, pek çok sıkıntıya rağmen kendini, kendi silahlarıyla idare etmesini bilecektir.
...Kendi milletinin yasaklanmış öz sembol ve işaretlerini taşıyacak, bu dava uğrunda ceza çekmekten ancak şeref duyacaktır.
Toplantılarımızı idare etmek için bizim kendimize has usüllerimiz vardı... Dinleyiciye toplantının sahibi ve hakimi olduğumuzu önceden açıklar ve ilan ederdik. Bir kere dahi olsun, hayat beni sözünü kesmeye cüret edecek bir kimsenin gözünün yaşına bakılmadan kapıdışarı edileceği haberi verilirdi...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kavgam
Baskı tarihi:
Kasım 2019
Sayfa sayısı:
600
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786057936301
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Agapi Yayınları
Çoğu kişi böyle bir kitap hazırlamam için beni zorluyordu, ben de davamız için bunun zamanı olduğunu düşünüyordum.Bu nedenle , bu kitapta sadece hedeflediğimi değil , onları oluşturan gerçekleri de belirleme , açıkca gözler önüne sermeye karar verdim.Böyle bir kitabın , tamamıyla doktrinlere dayalı bir kitaptan daha yararlı olacağını düşündüm. Bu , kendi formasyonumu gösterme fırsatını da sağlayacaktır.

Kitabın anlaşılması için olduğu kadar , Yahudi basınının benim hakkımdaki yalanlarını çökertmek için de bunun yapılması gerekiyordu.Ben burada yabancılara değil ,bize yürekten inanmı, hareketlerimize katılmış fakat daha geniş açıklama bekleyen yandaşlarımıza sesleniyorum.

İnsanların kitaplardan çok hitaplarla elde edilmiş olduklarını unutmuş değilim; Tarihte yaşanan tüm büyük hareketler , yazarlardan çok hatiplerin eseridir.Fakat bir doktrin özünün ve bütünlüğünün ancak yazılı olarak tespit edilerek korunabileceği de gerçektir ve bir kere yazılması yeterlidir. Bu kitap, ortak yapıya benim koyduğum bir taştır.

Kitabı okuyanlar 6,5bin okur

  • ❀ ℓανιηуα...ツ
  • Berkan
  • Neslihan
  • CZN BURAK
  • Hayat ben senin aq...
  • Fatih Yılmaz
  • Mesut özbudak
  • Nilay ATAY
  • Bsr

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0.1 (1)
9
%0
8
%0.1 (1)
7
%0
6
%0
5
%0.1 (2)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları