Fulya

Yalnızlık çökertmişse, insan sahteyi gerçekten nasıl ayırabilir? Birisine rastlıyorsun, onu ilginç kılmak istiyorsun, baştan yaratıyorsun, tepeden tırnağa güzelce giydiriyorsun, daha iyi görmek için gözlerini kapıyorsun, o oyun oynamak istiyor, siz de; güzel ve aptalsa akıllı bulursunuz onu, o sizi aptal bulursa kendini akıllı sanır, göğüslerinizin sarkmış olduğunu gözlemlemişse, kişilikli bulmuştur sizi, yavaş yavaş onun bir köylü olduğunu hissetmeye başlamışsanız, yardım etmem gerekir ona, diye düşünürsünüz, eğer bilgisizse, her ikiniz için yeterli bilginiz vardır, bunu her zaman yapmak istiyorsa beni seviyor, dersiniz kendi kendinize, pek fazla üstünüze düşmüyorsa, önemli olan bu değil, dersiniz, cimriyse, sebebi yoksul bir çocukluk dönemi geçirmiş olmasıdır, hıyarın biriyse, bunun bir huy olduğuna inandırırsınız kendinizi ve böyle apaçık ortada duran şeyleri yadsımak için var gücünüzle çalışmayı sürdürürsünüz, oysa göz çıkaracak kadar ortadadır her şey ve birlikteliğin sorunları denir buna, biri ya da öteki ciftin sorununu uyduramazsa o zaman hüzün, kin, nefret, çocuklar sebebiyle ya da yalnız kalmaktansa hala bok içinde birlikte olmayı yeğleyerek tutturulmaya çalışılan kalıntılar.
Edebiyat
Her şey geçer, her şey kırılır, her şey yorulur.
Edebiyat
Her mutlu aşk bizim renklerimizi taşır: Herhalde taraftarlarımızın sayısı milyonlara varır. Kardeşliğimiz bizi aydınlatan her şeyle birlikte zenginleşti. Bir çocuğun neşesi ya da bir çiftin sevecenliği herkes için parlar, bunların her zaman güneşte yerleri vardır. Ve aşk umutlarını söndüren mutsuz bir aşk çok tuhaf bir çelişkidir.
Edebiyat
İşin içinden tek başıma çıkabilmem için en küçük bir şansım yoktu ve sebebi de çok basitti: Hâlâ tek başıma yaşayamayacak kadar çok sevmiştim.
Edebiyat
Gözyaşlarını yanaklarımda hissettim. Hiçbir zaman ağlayamadım ben ve bu onun bana sunduğu bir avuntuydu.
Edebiyat