• Aile kuşatıldı;
    - Babaları siyaset ve futbol
    - Anneleri magazin
    - Gençleri Instagram ve Twitter
    - Ergenleri Tiktok
    - Bebek ve çocukları YouTube kuşattı.
    Unutmayın, toplumlar değil, önce aile çöker.
    Aileler çökünce toplum zaten ayakta kalamaz.
  • Aile kuşatıldı;
    - Babaları siyaset ve futbol
    - Anneleri magazin
    - Gençleri Instagram
    - Ergenleri Tiktok
    - Bebek ve çocukları YouTube kuşattı.
    Unutmayın, toplumlar değil, önce aile çöker. Aileler çökünce toplum zaten ayakta kalamaz.
  • MUTLU YILLAR! 😊

    2019 YILINDA OKUDUĞUM KİTAPLAR
    1. Mağaradakiler-Cemil Meriç
    2. Çakıcı'nın İlk Kurşunu (Sabahattin Ali)-Hazırlayan: Nüket Esen
    3. Kırk Ambar 2: Lehçe-t-ül Hakayık-Cemil Meriç
    4. Canım Aliye Ruhum Filiz (Sabahattin Ali)-Hazırlayan: Sevengül Sönmez
    5. Mahkemelerde (Sabahattin Ali)-Hazırlayanlar: Nüket Esen-Nezihe Seyhan
    6. Kırk Ambar 1: Rümuz-ül Edeb-Cemil Meriç
    7. Hz. Muhammed (S.A.V.)'in Mektupları-İbrahim Halil Er
    8. Jurnal 2-Cemil Meriç
    9. ŞEHİT MEKTUPLARI (Bizden Size Selam Olsun)-Koray GÜRBÜZ-Hüseyin ÖZLÜK
    10. Jurnal 1-Cemil Meriç
    11. Bir Milletin Yeniden Dirilişi ÇANAKKALE-Yayın Koordinatörü:Yunus AKKAYA
    12. Işık Doğudan Gelir-Cemil Meriç
    13. İYİLİK -Bu Ramazan ve Her Zaman-Yayın Yönetmeni: Dr. Yüksel Salman
    14. Bir Dünyanın Eşiğinde-Cemil Meriç
    15. Çürümenin Kitabı-Emil Michel Cioran
    16.Bu Ülke-Cemil Meriç
    17. Türkiye'yi Bekleyen Tehlikeler: UYAN TÜRKİYE-İsmail Şefik Aydın
    18. Çanakkale Unutulmasın (Diriliş Destanı)-Sezgin Çevik
    19. Sporda Toplam Kalite Yönetimi ve Futbol Uygulamaları-Prof.Dr. Turgay Biçer
    20. Cesur Yeni Dünya-Aldous Huxley
    21.Âmâk-ı Hayal-Filibeli Ahmed Hilmi
    22. Huzursuzluk-Zülfü Livaneli
    23.Galileo'nun Buyruğu-Edmund Blair Bolles
    24. İtiraf-İskender Pala
    25. Babil'de Ölüm İstanbul'da Aşk-İskender Pala
    26. Aslını Arayan İnsan-Dr. Vesile Bolaç
    27. Hayat Üzerine Düşünceler-Tolstoy
    28. Metastaz-Barış Pehlivan-Barış Terkoğlu
    29. Sıkıntı ve Umut (Şiir)-Cahit Külebi
    30. Tarçın Dükkanları-Bruno Schulz
    31.Şehvetiye Tarikatı-İsmail Saymaz
    32.Yaratılış Ve Gayelilik (İlim Felsefe Ve Din Açısından Yaratılış Ve Gayelilik)-Prof.Dr.Hüseyin Aydın
    33.Kutsal Çemberler - Phil Jackson, Hugh Delehanty
    34.Toplum Sözleşmesi-Jean-Jacques Rousseau
    35.Kalede 1 Başına-Sunay Akın
    36.Kutlar - Gök Tanrı'nın Mühürü-Ali Çırak
    37.Beklenen Kıyamet (İslam Alimlerine Göre Kıyamet Yaklaştı mı?)-Ömer Çelakıl
    38.Kısıtlı Demokrasi Sancılı Hukuk-Sami Selçuk
    39.İstiklal Marşının Tahlili-Yaşar Çağbayır
    40.Kağnı - Ses - Esirler (Sabahattin Ali)
    41.Hayat ve Biz-Ahmed Şahin
    42.Fahrenheit 451-Ray Bradbury
    43.Kırmızı ve Siyah-Stendhal
    44.İletişim Nedir-Merih Zıllıoğlu
    45.Henüz Vakit Varken Gülüm (Seçme Şiirler)-Nazım Hikmet Ran
    46.Mezarlar Ne Söyler?-Halil Cibran
    47.Rüzgar Gülü-Halil Cibran
    48.Kendini Arayan Adam-Halit Ertuğrul
    49.Ecinniler-Dostoyevski
    50.Futbolda Altyapı Eğitimi-İsmail Topkaya
    51.Öyküler 2-Edgar Allan Poe
    52.Öyküler 1-Edgar Allan Poe
    53.Nasıl Yapmalı-Nikolay Gavriloviç Çernişevskiy
    54.Nutuk-Mustafa Kemal Atatürk
    55.Geç Ödenen Bedel-Stefan Zweig
    56.Kuş Kapanı-Stefan Zweig
    57.Gora-Rabindranath Tagore
    58.Altıncı Koğuş-Anton Çehov
    59.Hayatın Mucizeleri-Stefan Zweig
    60.Dadı-Stefan Zweig
    61.Hayatın Bilgeliği-Arthur Schopenhauer
    62.İnsan Doğası-Alfred Adler
    63.Kaçak-Stefan Zweig
    64.Böyle Söyledi Zerdüşt-Friedrich Nietzsche
    65.Türk Askeri İçin Savaş Şiirlerinden Seçmeler (1914-1918)-Sadri Karakoyunlu
    66.Kum ve Köpük-Halil Cibran
    67.İnsan Ne ile Yaşar-Lev Nikolayeviç Tolstoy
    68.Öyküler 2-Anton Çehov
    69.Öyküler 1-Anton Çehov
    70.Virata ya da Ölümsüz Bir Kardeşin Gözleri-Stefan Zweig
    71.Tek Gayemiz İnsan Olmak-Yavuzkan Duman
    72.Sokrates'in Savunması-Platon
    73.Görünmez Koleksiyon-Stefan Zweig
    74.Gezgin-Halil Cibran
    75.Bir İdam Mahkumunun Son Günü-Victor Hugo
    76.Puslu Kıtalar Atlası-İhsan Oktay Anar
    77.Meczup-Halil Cibran
    78.Türklerin Altın Çağı-İlber Ortaylı
    79.Ermişin Bahçesi-Halil Cibran
    80.Ermiş-Halil Cibran
    81.Rahel Tanrıyla Hesaplaşıyor-Stefan Zweig
    82.Alacakaranlıkta Bir Öykü-Stefan Zweig
    83.Kızıl-Stefan Zweig
    84.Bir Kalbin Çöküşü-Stefan Zweig
    85.Mecburiyet-Stefan Zweig
    86.İntibah-Namık Kemal
    87.Genç Werther'in Acıları-Goethe
    88.Milena'ya Mektuplar-Franz Kafka
    89.Korku-Stefan Zweig
    90.Babaya Mektup-Franz Kafka
    91.Konstantiniyye Oteli-Zülfü Livaneli
    92.Çavdar Tarlasında Çocuklar-J. D. Salinger
    93.Kırmızı Saçlı Kadın-Orhan Pamuk
    94.Çakırcalı Efe-Yaşar Kemal
    95.Acaib-i Alem-Ahmet Mithat Efendi

    2019 YILINDA E-KİTAP OKUDUKLARIM

    1-Seçme Şiirler-Emily Dickinson
    2-Küçük Kara Balık (Öykü)-Samed Behrengi
    3-Martı Jonathan Livingston (Öykü)-Richard Bach
    4-Zaman Krallığı (Şiir)-Serkan Taşkın
    5-Özledim...(Şiir)-İpek Yançman Ayboran
    6-Hayatımın Kelimeleri (Şiir)-Mehmet Ali Şenel
    7-Garipçi'den Öfkeli Şiirler Antolojisi (Şiir)-Garipçi ve Kadir Bayata
    8-Aşk Rüyaları (Şiir)-Mustafa Sönmez
    9-Küçük Yürek (Öykü)-Hayalkatibi
    10-İki Uçurumlu Köprü (Öykü)-Hayalkatibi
    11-İnsan Manzaraları (Şiir)-Ahmet Ulukaya
    12-İnsanım Benim (Şiir)-Ahmet Ulukaya
    13-Bir Samimi Diyalog (Şiir)-Ozan Ekici
    14-Artık Şairin Dediği Gibi Değilsin (Şiir)-Uygar Yeni
    15-Sevmek Sadece Olmak mı Yanında (Şiir)-Murat Kavşut
    16-Geride Kalanlara Tavsiyeler (Kişisel Gelişim)-Zeynel A. Çift
    17-Bilgiyle Yaşam Güzeldir (Deneme)-Bayram Alaca
    18-Kolu Kırık Kahraman (Şiir)-Ege Sarıaltın
    19. Hikaye Mezarlığı (Öykü)-Cihat Furkan Şendil
    20-Kafiye Kokusu (Şiir)-Fuat Kırgıl
    21- Umut Ölmeden Önce (Psikolojik Roman)-Burak Toprak
  • Zalim taife insanların 3F formülüne mahkum olmasinı istiyor .
    Toplumun fuhuş,futbol ve faiz sarmalina girmesi gerekiyor. Toplum boyle bir sarmalin icine girmeli bunlardan baska bir sey düşünememeli .
    Beyinleri igdiş edilmeli,kalpleri boş kuruntularin pesinde seraba mahkum edilmeli beyler rahat rahat sömürebilsinler. Tüm mesele bu.
  • 724 syf.
    Turgut Özben evli ve iki kız çocuğu babası, mali durumu iyi düzeyde olan bir yüksek mühendistir. Bir kişiyi tanıtırken mesleğini cümlenin sonunda belirtmemiz elzemdir. Çünkü cümlede vurgu yüklemden önce veya yüklemdedir; yani sondadır.

    Turgut bir gün üniversiteden arkadaşı Selim Işık'ın kendi isteğiyle hayatına son vermesini haber alır. İntihar, insanın kanını çeken, tüylerini diken diken eden bir kelime olduğu için ilgili durumun 'kendi isteğiyle hayatına son verdi' şeklinde ifade edilmesi elzemdir. Yoksa insan huzursuz olur. Mesela daha dün haberlerde Çorum'da iki kişinin geçinemediği için 'kendi istekleriyle hayatlarına son verdiklerini' öğrendim. Ancak ilgili durumun bu şekilde ifade edilmesi, Turgut'un arkadaşı Selim'in intiharindan etkilenip; kanının çekilmesini, tüylerinin diken diken olmasını engelleyememistir. Bundan ötürü Turgut yaşadığı hayatı sorgulamaya başlamıştır.

    Turgut, toplum adı verilen tikel oluşumun kendisi gibi tekillerden beklentilerini bir bir yerine getirmiş, hemen girişteki özelliklere sahip biri olarak, bu oluşum içinde yerini almıştır. Bu beklentileri anlatırken kendinizi üç çember içine doğuyor olarak düşünmenizi istiyorum. Ilk çemberi tanımlamak için rengimiz mavi olsun.

    Mavi çember ailedir. Turgut gözlerini Özben çiftinin olduğu aileye, onlardan aldığı genlerden oluşarak açtı. İlk kelimelerini burada söyledi, ilk adımını burada attı ve ilk eğitimini burada aldı. Aynı zamanda ileride arkadaşlarıyla uğruna uzun uzun tartışmalar yapacağı, eğer yeterince aptal ise uğruna kavga edeceği takımı buradan edindi. Sonra ilk siyasi fikrini de ve eğer bu ve benzeri siyasi fikirleri özgürce düşünmeye ve sorgulamaya tabi tutmazsa aynı zamanda son siyasi fikrini buradan edindi. Sonra tabiki dünya üzerindeki binlerce din ve dini inanç gruplarından hangisine mensup olacağının bilgisini yine buradan edindi. Bunlarla birlikte, bunlardan daha az kesinlikle şunlarla ilgili ilk fikirlerini de buradan edindi: Hangi okula gidecegini, hangi mesleği seçeceğini, hangi özellikte insanlarla arkadaşlık kuracağıni, hangi özellikte insanla evlenecegini....

    İkinci çember kırmızı olsun. Kırmızı çember toplumdur yani kültürdür. Buradan Turgut, edeceği ilk küfürleri, futbol maçı için hangi sırada seçildiğinden arkadaş grubunda ne kadar önemli olduğunu, sınıfta kopya çeken mi yoksa kopya veren mi olduğunu, kızlarla nasıl ilişki kuracağıni, camiide nasıl davranacagini veya teravihe gidiyorum diye evden çıkıp batak oynamaya gidileceğini, bunla beraber dini konuları fazla araştırmamasini gerektiğini ancak bir o kadar bu konulara bağlı olmasi gerektiğini, kızların akşam hava kararmadan evde olmasi gerektiğini, kendi cinsinin ise yaşı ilerledikçe bu kuraldan azat olduğunu, üniversitede gideceği bölümün sağlık veya hukuktan biri olmasi gerektiğini eğer bunlar olmazsa öğretmen ve diğerlerinden birini olmasi gerektiğini, içki ve sigaradan uzak durmasını telkin edenlerin önünde içki ve sigara içilmemesi gerektiğini, kahvede belli yaşa kadar baba veya amca nezaretinde bulunmayı ve bu masada yancı olarak oynanan oyunu sıkı takip etmesi gerektiğini; belli yaşa gelince de yancı olmamak için iyi taş veya kağıt çalması gerektiğini ve asla ama asla kağıt oynarken yavaş olmaması gerektiğini, boyundan büyük güzellikte veya popülerlikte kızlara aşık olmaması gerektiğini ama bir şekilde hep bu kızlara aşık olup, kızdan olumsuz yanıt alınca da hayatın sonuna geldim triplerine girip arkadaşlarıyla kafayı bulması gerektiğini, lisede hayali kurulan ve sohbetlere konu olduğu idealize edilmiş üniversitenin gerçekte olmadığını üniversiteye gidince bizzat öğrenmesi gerektigini, üniversite son sınıfa doğru hayatın gerçekleri adı verilen unsurları yavaş yavaş anlamaya başlayıp benim bu bölümde ne işim var sorusunu sormasinin gerektiğini, küçükken büyük değişim yaratacak bir başrol hayali kurarken artık belli yaşa gelince sadece bir yere kapak atıp ayin on beşi veya başka bir gününde alacağı maaşı bekleyerek günlerini geçireceğini ve bu beklediği maaşı da yine girmesi gerektiği borçlarına vereceğini, Sünni ise alevi alevi ise Sünni biriyle evlenmemesi gerektiğini yoksa hayatı boyunca sorun yaşayacağını ve aslında bu sorunu ailelerin yaşayacağını kendisinin ise arada harcanacagini, düğün adı verilen ve kendisinin eglenmesi gereken yerde hayatında hiç görmediği veya görse de içinden küfür ettiği akraba adı verilen ve zorunlu saygı duyması gerektiği insanların eglenmesi gerektigini ve bu serenomi uğruna yıllarca odemek zorunda kalacağı borcun altına girmesi gerektiğini, evlendikten sonra ailenin eline torun vermesi gerektiğini ve ömür boyu yalnız gecmeyecegini haliyle çocuğun şart olduğunu ve eğer çocuk yapmazsa az önce nitelikleri verilen akraba adı verilen ve bunlara benzer özellikteki komşu adı verilen kişilerin kendisi hakkında kısır gibi kötü sözler edeceğini ama bu kısır sözcüğünün neden dünyanın en kötü şeyi imiş gibi kısık sesle, yüzde büyük endişe belirtileriyle ifade edildiğini anlayamayacagini, hayatının her adımında ilk dikkat etmesi gerektiği etmenin elalem denilen ne idüğü belirsiz şey olduğunu, yazları tatile Ege veya Akdeniz'e değil köye gidilmesi gerektiğini çünkü düğün borcu odenmis olsa da hemen bir eve girilmesinin gerektiğini ve bunun borcun da ülkenin her daim calkantili ekonomik düzeni içerisinde emekliliğe doğru bitirilebilecegini, aynı dinde beş vakit namaz kılınması gerektiği de bulunmasına karşılık, Ramazan ayında oruç tutmanın ve kurban bayramında kurban kesmenin daha çok uyulması gerektiği hissinin duyulması gerektiğini, doğan çocuğa da kendinin geçtiği aşamaları bir bir gecirtmesi gerektiğini ve emekli olup sessizce kendi köşesinde ölmesi gerektiğini ögrenmistir.

    Üçüncü çember gri olsun. Gri çemberin varlığının farkina çoğu kez varilmaz. Çünkü burası anlam ve nedenler denizini barındırır. Buranin suyu oldukça soğuk ve ortamda sislidir. Haksız bir şekilde ugursuzlukla ozdeslestirilen baykuşlar tek bir yaprağı olmayan ölü ağaçlara konmuştur. Eğer iki çemberin varlığını fark edip ve bunlarla bir ölçü de olsa mücadele edenler bu gri çemberin varlığının farkına varirlar ve kendileri için hazırlanan sala binip bu denizde gitmeye başlarlar. Sorun şu ki nereye gittiği meçhuldür. Bununla birlikte bu denizde korkmayip ilerlendikçe yeni bir şeyler öğrenir ve bildiğini zannettigi veya bildiği birtakım şeylerin aslında ne olduğunu veya başka açılardan da nasıl göründüğünü öğrenilir. Sal ilerlerken "Sorgulanmayan hayat yaşanmaya değmez," "Beni öldürmeyen acı güçlendirir," "Ben varken ölüm yok, ölüm varken ben yokum," "İnanç, bir şeyi bilmemek istemektir," "İki kere iki dört eder mi," ... ve "Kendini bil," sesleri duyulur. Evet, kendini bil'melidir. Aslında bu en başta yani hayatının ilk adımı olmalıydı. Ama en dış çemberde bulunuyor daha doğrusu iteklene iteklene buraya taşınıyor.

    İşte Selim'in intihar haberi Turgut'un ilk iki çemberden çıkıp gri çemberi görmesine neden oldu ve o sala bindi. Aslında içten içe bu çemberin varlığından haberdardi hatta Selim'le üniversitedeyken de onunla aynı istikametteydi. Ancak okul bitti, evlendi çocuk sahibi oldu ve hayatını herkes gibi bir istikamete koyunca gri çemberi yoksaydi. Ama artık yoksayamayacagi bir noktaya geldi. Selim'in neden intihar ettiğini öğrenmek yani evlendikten kısa süre sonra arasına mesafe koyduğu için uzak kaldığı arkadaşlarından Selim'i daha iyi tanımak için onun diğer arkadaşlarıyla görüşmeye başlar. Selim'in askerdeyken tanıştığı arkadaşı Süleyman Kargi'da bulunan Selim'e ait notları bulur onları okur ve diger birçok kişiden Selim'i dinler. Bunların anlatıldığı kısımlar yer yer normal yazım tekniginden uzaklasilan niteliktedir, haliyle okuru zorlayabilir.

    Bu denizde yol alırken Turgut yer yer gerceklikten de kopmaya başlar ve dillere pelesenk olan hayali arkadaşı Olric'i yaratır. Olric'le beraber Selim'in günlüklerini okur. Bu günlüklerde adım adım Selim'in intihara gidişini görürüz. Selim o üç çemberi de geçmiştir. Karanlık içindedir. Zifiri bu karanlık içinde tek ışık sarildigi İsa'dan gelir ama o da zayıf bir ışıktir ve zamanla onun ışığı da tukenir. Selim de kendi isteğiyle hayatına son verir.

    Turgut, Selim'i ararken askıya aldığı kendisini bulmuştur. Onunla ilgili bulduğu her şeyin kendisi için de aşağı yukarı aynı olduğunu görmüştür. Selim kendisine ve kendisiyle aynı nitelikteki insanları tutunamayanlar olarak adlandirmistir. Turgut da bir tutunamayan olduğunu anlamış olur.


    İyi okumalar.
  • 174 syf.
    ·21 günde·9/10
    Bundan on sene önce aramızdan ayrılan yönetmen ve senarist olarak bilinen ama aslında bunlardan daha fazlası da olan halit refiğ’in 1971 yılında yayınlanan kitabı.

    Kitap, yazarın 1965-71 yılları arasında kaleme aldığı yazılarından oluşmakta. Kitap her ne kadar sinema üzerine gibi düşünülse de aslında içerdiği dönem ve ele aldığı konular itibariyle bir yakın tarih okuması gibi geldi bana. Yazar, adeta bir tarihçi ve sosyolog edasıyla kitapta batı toplumları ile türk toplumu arasındaki temel farklardan yola çıkarak, tepeden inmeci ve batının ferdiyetçiliğini temel alan sinema anlayışı yerine, bizim yapımıza uygun toplum gerçekçiliğine dayanan bir halk sineması yapılması gerektiğinden bahsetmektedir.

    halit refiğin bu kitabı yazarken, çok sıkı dost oldukları da bilinen kemal tahir’den, eserlerinden ve düşünce yapısından da çokça etkilendiği anlaşılmakta. Kemal tahir’le beraber yürüttükleri senaryo çalışmalarından, “devlet ana” romanının yayınlanması sonrası, aydın kesimin kitaba olan eleştiri ve ilgisizliğinden de bahsetmekte.

    Ayrıca yazar, tiyatro ve opera tarzı batı tandanslı gösteri sanatlarının devletin olanca desteğine rağmen halk tarafından neden benimsenmediğini, kültürel ve toplumsal yapımızdan kaynaklanan farklar ışığında ele almakta bu kitabında.

    Sinematek derneği ile zamanın batıcı bakış açısına sahip sinemacıları ile arasındaki tartışmalara da yer veren yazar, metin erksan, lütfi akad’ın halk sineması yaptığını, dönemin sinema sektörüne hakim batıcı yayın grubu ve Antalya festival komitesinin, “susuz yaz” ve “sevmek zamanı” gibi filmleri nasıl yerden yere vurulduğunu ve görmezden gelindiğini acı bir gerçek olarak yazmakta.

    Son olarak, bu kısa denilebilecek kitapla anlaşılıyor ki; futbol nasıl sadece futbol değilse, sinema da sadece sinema değil. :)