"Maraz beden diyarına gıda vasıtasıyla girer' der Üstad Fuzuli. Ziyadesiyle haklıdır. Lakin, sadece gıdalar değil, gördüklerimiz, duyduklarımız, kokladıklarımız, hatta dokunduklarımız ve tecrübe ettiklerimiz de sıhhatin bozulmasına sebep olabilir.
“Rüsvâylarından ol meh saymaz beni Fuzûlî
Divâne olmayam mı dünyâda yok mı ârım”
Fuzuli
“O dolunay sevgili, yazık ki beni aşkıyla rüsva olanlar arasında saymıyor. Ey Fuzûlî, bu tutum karşısında nasıl çıldırmam; dünyada benim ar ve namus duygularım kalmadı mı yani?!..”
Bir insan aşk Divanesi olduktan sonra zaten rezil rüsva olmuş dolayısıyla ar ve namusudan sıyrılmış demektir. Buna rağmen sevgilisi onu görmezden gelip uğruna çektiklerini hiçe sayıyorsa, ona hakaret ediyor demektir aşığı çıldırtan onun namusuna dokunan da işte budur… Şair… o ay sevgiliyi gördükten sonra nasıl çıldırmayayım, diye yakınmaktadır. Dolunay, deliliğin artmasına yol açar. Dolunaya direkt muhatap olan eşyanın tabiatı değişir, keten çürür, şarap bozulur, insanların duyguları çılgınlığa varır. O halde Fuzuli‘nin de dolunay gibi olan güzel sevgilisiyle direkt temas halindeyken delirmemesi imkan dışıdır. (İşte) Buna aşk cinneti derler.
(O vakit bizimde dememiz gerekir ki) Cinnetini artıran aşkına aşk olsun ey büyük âşık!..