10/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2026 18. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 30 Mart 2026 00:29
Ocak ayından beri @pinuccias eşliğinde Gabo'nun her ay bir kitabını okuyorum. Kitaplarda yazarın yaşamından izler olduğu O'nu arastirmak için bu çizgi roman şeklindeki "Gabo Büyülü Bir Yaşamın Hatıraları" ni seçtim. Okumalarıma faydalı olacak birçok bilginin bu kitapta akılda kalacak şekilde islendigini gördüm. Listeme de yeni kitaplar ekledim. Çok kitap önerisi vardı.Keyifle de kitabı okudum. Her bölümün çizimlerinde ayrı renkler var. Birinci bölüm turuncu tonları ve siyahla çizilmiş.Bu bölüm Yüzyıllık Yalnızlık'in yazılmadan önce Gabo'nun hangi ruh halinde olduğu ,ailece yaptıkları geziyle ilhamınín gelmesi ve kitabın yazim sürecine başlanması ile başlıyor. Yüzyıllık Yalnızlık'ta ve diğer kitaplarında, yazarın hayatindan parçalar olduğu için Gabo' nun doğumundan beş yaşına kadar olan kısımla çizimler devam ediyor. O'nun kimlerle, nerede ve nasıl büyüdüğü;korkuları, endişeleri, ilgi duydukları;doğumundan önce ve sonra Arataca'da neler yaşandığı anlatılıyor. İkinci bölümde turkuaz tonları ve siyahla çizimler yapılmış. Bu bölümde lise, üniversite hayati;hayat arkadaşı Mercedes'in hayatına girişi, çalışma hayati, edebiyat dünyasına girişi, O'nu hangi yazarlar ve eserlerin etkilediği anlatılıyor. Üçüncü bölüm kırmızı tonları ve siyahla çizilmiş. Bu bölümde Mercedes ile evlenmesi, çocuklarınin doğumu, ülkenin politik durumu ve yaşanan siyasî olaylar, yazdığı eserler, ünlü yazarlarla tanışması ve arkadaşlığı,Meksika'da kurdukları yeni hayat anlatılıyor. Dördüncü bölüm yeşil tonları ve siyah renkten oluşuyor. Burada Nobel ödülünü alışı ve ününün Yüzyıllık Yalnizlik ile bütün dünyaya nasıl yayıldığı anlatılıyor. Gabo Büyülü Bir Yaşamın Hatıraları ile O'nun kitaplarını hangi sırayla okumak gerektiğini de bu kitapla öğrenmek mümkün. Tavsiye ederim
GaboOscar Pantoja · Desen Yayıncılık · 201584 okunma
Gerçekliğin Estetik İnşası Üzerine
Puan vermedi·346 syf.··
Beğendi
·
2026 60. kitabı
·
30 günde okudu
·
Okunma: 02 Mayıs 2026 16:30
“Sanatım için bu ölüm ve perişanlık sahnesinde ilham bulamadığımı itiraf ettiğimde suçlanacak mıyım?” (s. 280) Sanatın sınırını açığa çıkaran güzel bir soru. Sanat, genellikle estetik bir üretim alanı olarak düşünülür fakat ben bu kitabı okurken onun felsefi düşüncenin en yoğun biçimde göründüğü alanlardan biri olduğunu fark ettim. Kitap boyunca estetik tartışmaların aslında insan zihnine, algıya, bilinçdışına ve gerçeklik arayışına dair daha geniş sorgulamaların parçası hâline geldiği görünüyor. Bu nedenle metin beni sıradan bir sanat tarihi anlatısı olmaktan çok daha fazla etkiledi. Kitapta öne çıkan düşüncelerden biri, Read’in sanatı doğanın kopyası olarak gören anlayışa karşı çıkmasıydı: “Sanat insana özgüdür, tanrısal değildir; dünyevidir, kutsal değildir.” (s. 74) Bu cümlede anlatılana göre sanat, metafizik bir lütuf olmaktan öte; insan zihninin, algısının ve duyarlılığının ürünüdür. Sanat, doğayı olduğu gibi yeniden üretmek yerine onu dönüştürür ve başka bir düzlemde yeniden kurar. Read için sanatçı hem bir gözlemci hem de bir düzen kurucudur: “Bilginin sadece bizim inşa ettiğimiz bir şey olduğunu düşünüyorum; keşfettiklerimiz de bizim dışımızda mutlak bir gerçekliğe ait değiller.” (s. 104) Bu cümleyi sadece sanata dair düşünmeyelim, varoluşsal bir sorgulama olarak da okunabilir. Gerçeklik dediğimiz şey belirli bir bakış, algı ve bilinç biçimiyle kurulan bir yapıdır. Kitapta beni en çok etkileyen ve zihnimde en fazla yer eden bölüm, Read’in rüya ile şiir arasındaki ilişkiyi ele aldığı yerdi. Bu bölümde Read, Freud’un rüya kuramını dayanak göstererek şiirin oluşum sürecini açıklamış. Read, bir şairin rüyasından yola çıkarak yazdığı şiiri ve ardından bu şiirin çözümlemesini ele almış ve şiirin rüya gibi işleyen bir yapıya sahip olduğunu somut bir örnek
Sanat
Modern Sanatın FelsefesiHerbert Read · Hayalperest Yayınları · 202015 okunma
Reklam
Puan vermedi·94 syf.·
2026 33. kitabı
Ben Gabo’nun başka birçok kitabını severek okudum. Ancak bu kitapta beni rahatsız eden şeyler vardı, hatta sırf bu yüzden keşke okumasaydım da Gabo önceki gibi aklımda kalsaydı dedim. “Kız çocuğu doğmuş gibi sessizlik”, “kendi kızına aşık olan kral”, “90 yaşındaki adamın 14 yaşındaki kıza hissettiği saplantılı duygular” etrafına şekillenen bir kitap. Bunları okumak isterseniz, buyurun. Ben istemezdim… Sadece yazarın diğer eserlerini de sevdiğim için adını duyduğum bu kitaba bir şans vermek istemiştim. Şart değilmiş. Yaşlanmayı anlatmanın sayısız yolu var, bu da bir yolu. En iyi yolu mu, okuruna göre değişiyor.
Benim Hüzünlü OrospularımGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 201925bin okunma
Kolera Günlerinde Aşk
6/10
·448 syf.··
2026 6. kitabı
·
28 günde okudu
·
Okunma: 25 Şubat 2026 12:29
AŞK AŞK AŞK AŞK AŞK AŞK Kitabın baş kahramanı olan Florentino Ariza genç, şair ruhlu bir telgraf memurudur. Fermina Daza'yı ilk görüşünde ona delicesine aşık olur. İkili mektuplaşmaya başlarlar. İkisi de birbirine aşıktır ama bu aşka Fermina Daza'nın babası engel olur ve kızını başka bir şehre götürür ve 51 yıl 9 ay 4 gün sürecek olan o sürgün başlamış olur. Bu yıllar kolera salgınının da içinde olduğu yılları kapsar ve uzunn, upuzun soluklu bir aşk hikayesi okuruz. Kitap uzun olduğu için spoiler vermekten kaçıncam. Açıkcası diğer Gabo kitapları arasında beni zorlayan bir kitap oldu, kitap bende biraz süründü. Bilmiyorum belki de aşkın insanı aptallaştırma sürecine eşlik etmek beni yormuştur bilemicem. Aşık olurken ayaklarımızı yere sağlam basmamız gerektiğini düşünen bana 51yıl 9ay 4gün süren bir hasret gerçekten sürpriz oldu hahahaahaha. Kolera Günlerinde Aşk Gabriel Garcia Marquez
Edebiyat
Kolera Günlerinde AşkGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202011,2bin okunma
Puan vermedi·144 syf.·
2026 147. kitabı
“Bu, hayatımın en kahramanca eylemi olmayabilir, ama en onurlu eylemi olduğu kesin.”. S:12 1973 yılında, iriyarı, siyah saçlı, sakallı bir sinema yönetmeni, askerî darbenin hemen ardından Şili’den kaçtı. On iki yıl sonra, zayıf lamış, saçlarının rengi açılmış, sakalını kesmiş olarak geri döndü; sahte bir pasaportla, sahte bir ad, sahte bir geçmiş ve sahte bir eşle. Bu öykü, Pinochet yönetimi altındaki Şili’de hayatın nasıl olduğunu gerçek boyutlarıyla dünyanın gözleri önüne sermek uğruna özgürlüğünü tehlikeye atarak Şili’ye gizlice giren Miguel Littín’in öyküsüdür.. Ne senin ne de bir başkasının, beni kendi ülkemde, kendi kimliğim ve kendi yüzümle yaşamaktan alıkoyma hakkı yoktur!”. S:142 tüm Latin Amerika'da Gabo lakabıyla bilinen Nobel Edebiyat Ödüllü Kolombiyalı yazar, romancı, hikâyeci ve oyun yazarıdır.Gabriel García Márquez 20. yüzyılın en önemli yazarlarından birisi olarak nitelendirilen Márquez, 1972 yılında Neustadt Uluslararası Edebiyat Ödülü'nü ve 1982 yılında da Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazanmıştır. Ünlü yazar Gabriel García Márquez, Miguel Littín’le yaptığı tam on sekiz saatlik bir görüşmeden sonra bu öyküyü romanlarından tanıdığımız ustaca anlatımıyla kaleme aldı. Pinochet’nin Şili’sini, dışı cilalı, içi yozlaşan o diktatörlük yönetiminin gerçek yüzünü, bu yönetime karşı çıkan, kimi başarılı olan kimi de işkence gören, kaybolan sayısız Şililinin kahramanca direnişini, sürgünde yaşamanın acısını derinden hisseden Littín’in serüvenini Şili’de Gizlice adı altında kitaplaştırdı. Keyifle okuyun Şili'de Gizlice
Roman-Edebiyat
Şili'de GizliceGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 20231,131 okunma
GABO
4/10
·88 syf.··
2026 1. kitabı
Babamın oğlu gibi Gabo dediğimi sanmayın böyle kısaltıyorlar MarQuez’i. Marquez’i hangi salak Gabo diye kısaltır ben, yani Gabriel Garcia’yı Gabo diye kısaltıyorlar. Bir kısaltma ne kadar uzayabilirse o kadar uzattım :) kendisine aşığım aslında. Henüz okumadığım kitapları için de özellikle bekliyorum. Öylece heba edemem, bir şey olmalı bir mucize mesela ülkeme demokrasi gelirse öyle okumalıyım diye bekliyorum. Bu kitabı da ölümünden sonra iki oğlu toparlıyor kendi notlarından yola çıkarak. Nasıl bir cümle kurdum ya Gabo’dan önce devrilerek öldü resmen Yani oğulları Marquez’in ölmeden önce yazdığı notları derleyip yayınlıyorlar. (Niye babaları demiyorsam hoş Marquez’e de baba denmez ya sadece, batak oynarken evini barkını unutan adamlara da baba deniyor sonuçta gerçi bence Gabo’da oldukça seviyeyi düşüren bir kısaltma ama neyse sonuçta Gabriel kendisine Gabo dendiğini biliyordu. Baba dendiğini de biliyordu, belki de o yüzden Gabo iyi gelmiştir baba mı Gabo mu Gaboo Gaboo. Abooo bu nedir ya ben ne yazıyorum unutun buraları iç sesim zırvalıyor yine) ve aslında beş öykünün ilki olacakmış bu kitap. (Geberesice tamamlayamadın be adam of! Kendine Gabo dedirtirsen böyle konuşuruz işte gevşek gevşek ) Konu çok güzel gerçekten. Devamı nasıl olurdu acaba diye düşüne düşüne okudum. Bir kadın senede bir gün annesinin mezarını ziyaret ederken gerçek hayattaki kimliğinden bağımsız bir gün geçiriyor. Konu çok çok iyi ancak sonu bağlanmamış gibi. Gibi değil öyle yani çünkü bağlanmamış adam ölmüş ne yapsın. Yazarken sinirlendim. Marquez notlarımı imha edin demiş. Hafızasına güvenmediği için gidip geliyormuş hafızası ama maşallah farkındaymış yine de her şeyin. Evlatları dinlememiş (klasik çocuk davranışı) iyi de yapmışlar yarım kalan bir kitapla bile nasıl da şahane iş çıkarmış ölüsü
Duygu ve Düşünce
Ağustosta GörüşürüzGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 20251,810 okunma
Reklam
Reklam