Kadının besleyici duyarlılığı yalnızca toplumun kökenlerinin değil, aynı zamanda -erkeğin kibirlilikle kendisine atfettiği- uygarlığın kökenlerinin de yaratılmasına yardımcı olmuştur. Kadının "uygarlığın oluşumundaki payı" yırtıcı erkeğinkinden daha farklıdır: Daha evcildir, daha barışçıldır ve daha önemseyicidir. Kadının duyarlılığı erkeğinkinden daha derinlere iner ve daha fazla umut yüklüdür, çünkü kadın mitolojinin kayıp "altın çağ"a ve bereketli doğaya ilişkin kadim mesajını kendi fiziksel varlığında cisimleştirir.
Doymak bilmez insanoğlunun iştahını kabartan yeni dünyanın nimetlerine ulaşmak gibi aptalca düşler uğruna acımasızlığın sınırlarını zorlayan bir avuç istilacının yarattığı kaosun içinden çıkıp,
Şunu ayırt etmek gerekir: Aşk anarşiktir, evlilik değil. Savaşçı anarşiktir, asker değil. Taksirle öldürme anarşiktir, kasten öldürme değil. İsa anarşiktir, Pavlus değil. Elbette anarşik olan normal olansa bu Pavlus'ta da vardır ve zaman zaman güçlü biçimde ortaya çıkar. Bunlar çelişki değil aşamalardır. Dünya tarihi anarşi sayesinde hareket eder. Özet olarak: Özgür insan anarşiktir, anarşist değil.
DİPÇE :
Prospero serisinin 6.kitabı Böcü'ye; yazarla ilgili bir detaydan bahsederek başlamak istiyorum: Tolstaya, Leo Tolstoy'un torununun yeğeni, bu bağlamda Rus diktasını irdelemesi