Biliyorum, çok geciktim anlamakta. Ama görüyorsunuz, dilin içinden geçiyorum ben. Ben onu değil o beni icat ediyor. Bakın kaç tane cümle kurdum geçmişi ardımda bırakamıyorum. Dönüp dönüp vardığım yerden geleceği şimdiden geriye büküyorum.
düşlerimize katran sağan düşünceden,
kuduruyor cehennem!
ey yekiniş! yürek taşkını
ey yekiniş! imkânsız delta
ben sana gelsem, sevişsek
yenilesek yerle bir edilen düşlerimizi
imlasını şaşıran heceden
gün eğrisidir,tutulur nutku
dağların, ovaların, kuşların
akışını aşkınlaştıran ırmak
damlanın itişi, meneviş sağanağı
imkânsız şelale
ne zaman seni istesem
karşı çelme siyah tehlike
ey büyük aldanış;
büyülü elma, gizemli cazibe
derinliğine yoruldum.
hep ötekinin öznesine çalışmaktan
geciktim kendime
yetinmedim; 'yandı yürek döndü köze'
yenildim! Herkes kendi hayatını tamamlıyor
kuşatılmış dil, direnen heceden
sağdım aklın ışığını imge bahçesine
uç verir nar çiçekleri, ince mercan bilgisi
ne/densiz neden: tirşe tehlike...
ey unutuş! çelikteki pasın gürültüsü
ey unutuş! bellek tutulması gece
içki içsem ağzımda cam kırıkları
denize girsem sıra sıra boğulmuşlar
binmeyi kurduğum gemiler batıyor
önünden geçtiklerim beni görmüyorlar
yanlışım mı var yoksa geciktim mi
Kederle dolu gözlerine ve çevresindeki derin çizgilere hayatımla barışmanın bir yolu kalmadı mı diye sordu, çok mu geciktim normal bir adam olabilmek için?