İnsan şoka girdiğinde çok aklı başında birine dönüşüyor. Lakin böyle bir şey neden normal olsun? Doğru olabilir tabii ama neden normal? Her şey yolundaysa insan yoldan çıkmış demektir. Böyle bir şey normal olabilir mi? Doğru yolda olan insanın hayatında da her şey yolunda değildir.
Yolda olmak bazen bir şeyleri eksiltmeyi, bazen de tamamen hayattan eksilmeyi gerektirir. Zaten hepimizin derdi belası başından aşkın; bir de bunlara gerek yok demek istiyorum.
Mesela ben şimdi iki adım yol yürümeye kalksam, kafamda iki saatlik tantana koparırım. Ama gel gör ki Şamil, evini bir gecede zart diye toparladı. Hem de hiçbir şey düşünmeden. Demek ki böyle şeyler için yeterli enerjim var. Fakat kimilerine her daim iki saatlik tantana gerekir. Rica edersin, vermezler. Sormazsın, alırsın; fakat bir bakarsın sana ait değildir o tantana.
Sen hariç yolunda ilerleyen her şeyin tantanasıdır o.
“Ölüm! Ah ölüm!.. Hayatla birlikte varsın sen ey ölüm, yokluğunsa insanla birlikte… Bütün canları kuşatırsın, titretir ve üşütürsün. Gel şimdi de beni kuşat , sevindir ruhumu. Başkası için ayrılık sayılsan da benim için vuslatsın …Ölüm, gir koluma, götür beni nuruma!”
Çağırmak, ille de gel demek değil ya. Sen üzgün göründüğünde ben zaten kendimi çağrılmış sayıyorum. Arkadaşlık bu değil mi? Beni sen çağırdın. Çünkü üzgün görünüyordun. O zaman benim yanım senin yanın.