"Zenginle yoksul kardeş değil midir?" diye sordu genç Kral. "Öyledir," dedi adam, "zengin kardeşin adı da Kabil'dir."
Sayfa 69 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okuyor
Edebiyat
Kızlar kentten buraya gelip su taşıyorlar, bir zamanlar kral kızlarının bile yaptığı en masum ve gerekli işmiş bu. Orada otururken ataerkil dünya canlı bir biçimde etrafımı sarıyor, çeşme başında tanışıp evlenen gelmiş geçmiş tüm atalar, çeşmenin ve su kaynağının etrafını saran iyiliksever periler.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Kral Moabdar zamanında Babil'de doğuştan gelen gü­zelliği aldığı eğitimle pekişen Sadık adında genç bir adam yaşardı.
Sayfa 3·Kitabı okudu
Alaca bulaca milyonlarca suratın dansettiği bu maskeli baloda sen bana «hakikate yaklaşalım» diyorsun. Hakikat nerede? Bizim önümüzden geçen bu maskeli kim? Kül rengi pelerini altında ne saklıyor? Bir kral mı, bir dilenci mi? Herkesi kendisine hayran bırakan yakışıklı bir genç mi, yoksa sayrılıklı, her yanını yaralar kaplamış bir yaşlı mı? Hakikat, bu bilinmedik şeyler kaosunda işlemeyen deli bir pusula.
Edebiyat
Burun sızlatan 18. yüzyıl Fransası:)
Caddeler gübre kokardı, avlular sidik, merdivenler çürümüş tahta ve sıçan yağı, havalandırılmayan odalar küflü toz, yatak odaları yağlı çarşaf ve nemli kuştüyü yorgan kokar, lazımlıkların o keskin tatlı rayihasıyla dolardı. Bacalardan kükürt, tabakhanelerden yakıcı soda, mezbahalardan pıhtılaşmış kan kokusu gelirdi. İnsanlar ter ve yıkanmamış elbise kokardı. Ağızları çürük diş, mideleri soğan suyu, gövdeleri, artık pek genç de değillerse, bayat peynir, ekşi süt, urlu hastalık kokuları yayardı. Irmaklar kokar, meydanlar kokar, kiliseler kokar, köprü altları ve saray içleri kokardı. Çiftçi de, rahip de, zanaatçı kalfası da, ustanın karısı da kokar, bütün soylu tabaka, hatta kral bile yırtıcı bir hayvan gibi kokar, kraliçeyse ihtiyar bir domuz gibi kokardı, yaz olsun kış olsun. Çünkü bakterilerin çürütücü etkinliğine daha dur diyen olmamıştı on sekizinci yüzyılda; bu yüzden gerek serpilmekte gerekse sönmekte olan hayatta, pis kokuların eşlik etmediği bir görünüm, yapıcı veya yıkıcı bir insan eylemi yoktu.
Sayfa 9·Kitabı okudu
Hep aynı şey olur genç adam. İnsanlar hayatlarını kaybederler, kimi kral kıyafetiyle dolaştığını düşünen bir soytarıya dönüşür, kimi dilenci kılığını bir asilzade gibi taşır, kimi kısa kulaklı bir merkep olur da şarkı söylüyorum diye anırır, kimi dünyanın en önemli işiymiş gibi kafasındaki biti ayıklayamayıp da etraftakilerin alkışlarıyla sırıtır. Ama sadece özel insanlar hayatlarını kaybettiklerini fark eder. O özel insanlardan daha da özel olanları sadece hayatlarını bulmak için bir çaba içine girer.
Sayfa 108·Kitabı okudu