W. A. Schabas, Preventing Genocide and Mass Killing: The Challenge for the United Nations
Ekim 1946'da, Nürnberg Mahkemesi davasından yalnızca bir kaç gün onra, Küba, Hindistan, Panama ve Suudi Arabistan Genel Kurul'un ilk toplantısında dört büyük gücün insanlığa karşı işlenen suçlar kavramına getirilmiş sınırlandırmaların düzeltilmesir talep etti... Fakat büyük güçlerin barış zamanında kendi vatandaşlarına karşı uyguladıkları zulmün sorumluluğunu üstlenmelerini sağlamanın da bir bedeli vardı-insarılığa karşı suçlardan esirgedikleri bir şey. Birincisi, soykırım suçunun tanımının daraltılmasıydı. Soykırım suçu için düşünülen kategoriler "ulusal, etnik, ırksal ya da ddinsel gruplarla sınırlandırılırken insanlığa karşı işlenmiş suçlar da siyasal gruplar gibi diğer ayrımcı ölçüt biçimlerini kapsamaktaydı.
Ulus-devletleşme süreci insanlık tarihinin en kanlı ve yassı dönüşümlerinden birisi oldu. İnsanların sırf ettiği veya milli kökenleri nedeniyle öldürülmesi, başka topraklara sürülmesi bu dönemde siz tematikleşti.
Genocide yani soykırım kavramı bu yüzyılın insanlığa hazırladığı en kötü sürprizlerden biriydi.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“Değmiş miydi? Golyn Niis’in öcünü almaya yeter miydi? Speer’ın? Kaybedilen hayatları nasıl kıyaslardı? Soykırıma karışılık soykırım adalet terazisinde nasıl birbirini dengelerdi? Ve o kim oluyordu da bu kıyaslamayı yapabileceğini düşünmüştü?”
Aah ah. Şimdi senin kitabından söz etmiyorum ama, soykırım hakkında ne kadar kitap yayınlandı, bir bak. Ne işe yaradı? İnsanlar değişmedi ki... Belki de yeni ve daha büyük bir soykırım istiyorlar.