İçmekân, sanatın sığınağıdır. Koleksiyoncu ise, içmekânın gerçek sakinidir. Nesneleri yüceltmeyi görev edinmiştir. Nesneler üzerindeki mülkiyeti aracılığıyla, onları mal olma niteliklerinden arındırma gibi umutsuz bir işlevi de üstlenmiştir. Sonuçta yaptığı, yalnızca mala kullanım değeri yerine koleksiyoncu değerini kazandırmak olur. Koleksiyoncu yalnızca uzak ya da artık geçmişe karışmış bir dünyayı değil, daha iyi bir dünyayı da düşleyen insandır; insanlar, günlük yaşamlarının dünyasında olduğu gibi, düşlenen dünyada da gereksindikleriyle donatılmış olmaktan uzaktırlar, ama nesneler açısından da yararlılık niteliğini taşımak diye bir yükümlülük, söz konusu değildir.
Yaptıklarının değerinin bilinmediği hayat, alkışsız bir sahnede ayakta kalmaya benzer; gerçek alkış başkalarının ellerinden değil, yüreğinin derinliklerinden yükselir.
ONLARI SEVMEK EN KUDSİ BİR VAZİFEDİR
Allah'ın bütün âlemlere rahmet diye gönderdiği resûlü, alınlarında bir ışık hâlinde kendilerine kadar nebi nebi gelen ve kendilerinde temelleşen nûru, kendilerinden sonra da nesil nesil kıvılcımlandırmak ve kararan insanlığa saçmakta vazifeli torunlarını bu ümmete emanet etmiştir. O saadet incileri, ruh arıtıcı bulvarlar gibi mü'min gönülleri hakikat elmaslarıyla doldurmuşlardır.
Kâinatın Tacı buyuruyorlar:
"Kim Hasan Hüseyin'i severse beni sevmiş olur. Kim onların düşmanıysa benim düşmanımdır!.."
"Beni ve benimle beraber Hasan ve Hüseyin'i, babaları Ali ve anneleri Fâtıma'yı sevenler, kıyamet günü yakınlarımdır..."
Evet, her Müslümanın, her gerçek insanın ciğerine taşıması ve mezarında ciğeri çürüyünce ruhuna teslim edip tâ arşa yükseltmesi gereken bu sevgiyi kaybedenler cihanın en bedbaht insanlardır...
Şunu kat'iyetle söyleyebiliriz ki: Hiçbir şey insan kadar yükselemez ve yine hiçbir şey insan kadar, alçalamaz...
Bu nâçiz eserimle muhterem mü'min kardeşlerime Allah Resûlü'nün muazzez torunlarını tanıtmaya çalıştım... Onları can-ı gönülden sevmek iman icabıdır... Karanlık dünya ufukları bu sevgiyle aydınlanacak; insanlığın hasretle beklediği yeni saadet sabahları bu sevgiyle doğacak... Kalpler bu sevgiyle...
“İnsan olarak aldığınız eğitimin bir kısmı acı çekmek değil midir?”
“Bir tarafının acı çekmek olduğunu göremediğiniz bir model var mıdır, gerçek bir lütuf, ya da bir rastlantı?”