"Ama aşk, bir cenin gibi bedenin karanlıklarında acıyla dönüp durmaktan kurtulduğu, nefes ve dudak aracılığıyla kendini zikir ve itiraf edebildiği zaman gerçek aşktır."
Sayfa 11·Kitabı okudu
Alıntı
"öznesi kendisi olan ve gerçek hayatta gücü yetmediği için asla edinemediği binbir türlü statü ve başarılara eriştiği sanrısını yaratan bereketsiz hayallerin fantazyası içinde yitmeye yüz tutmuştu. Böylece yavaş yavaş çökmeye, bir aylağa dönüşmeye başladı."
Sayfa 12·Kitabı okudu
Alıntı
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
"Bazı kayıplar, insanın yükünü değil, ağırlığını azaltır." İnsan aynaya baktığında tanıdık bir yüz görür ama o yüzle kurduğu bağ kopmuştur çünkü artık mesele yüz değil, yüzün arkasındaki sessizliktir. Maskeler bu noktada işe yaramaz. Maskeler, hâlâ anlatacak bir hikâyesi olanlar içindir. Oysa kaybolan insan, hikâyenin kendisini askıya almıştır. Bu aşamada güçlü görünmek, toparlamak, açıklamak gereksizleşir. İnsan ilk kez nedenini aramaktan vazgeçer. "Neden böyle oldum?" sorusu anlamını yitirir. Onun yerine daha ağır ama daha gerçek bir soru belirir: "Ben, kendimle ne zamandır yan yana değilim?" Bu soru cevap istemez çünkü kaybolmanın özü cevapta değil, dayanabilmekte yatar. Kadim metinlerde bilgelik, insanın bu sorunun ağırlığıyla kaçmadan durabilmesi olarak anlatılır. Ne çözmeye çalışır ne de susturur. İnsan, içindeki iki sesi aynı anda duymayı öğrenir: İlerlemek isteyen sesi ve durmak isteyen sesi.
Alıntı
Ve kendisinin umutsuzluğu, olmak istediği kişi olamamanın ve o kişinin yapacağı şeyleri asla yapamayacak olmanın umutsuzluğu. Tüm yaşamının bir düş olması, gerçek olanın ise bu olması mümkün müydü?
Sayfa 19 - İletişim yayınları·Kitabı okuyor
İnsan ve Duygular
Mağduriyet zihninde odak noktası hep dışarıdadır: Bana ne yapıldı, kim yaptı, neden yaptı? "Annem böyle yaptığı için ben böyleyim". "Babam gittiği için yakınlık kuramıyorum". "Toplum bana bunu dayattığı için başarısızım". Bunların hepsi gerçek olabilir bu arada ama mağduriyet zihni burada kalır ve ilerleyemez. "Peki ben şimdi ne yapacağım?" sorusuna geçmez.
"Ama gerçek, aziz dostum, can sıkıcıdır."
Sayfa 73
Alıntı