Sena

Sena
@gezginokur7
İyi dostlar, iyi kitaplar ve bir de huzurlu bir vicdan; işte ideal hayat…/ Mark Twain
Oyun bitti. İnsanlığı sahneden alalım.(Spoiler içerir!)
8/10
·479 syf.··
2023 9. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 19 Eylül 2023 22:34
Hayat dev bir sahneyse bizler de bu sahnedeki başrol oyuncuları değil miyiz? İncelememe tiyatral bir soruyla başlıyorum çünkü “ Tehlikeli Oyunlar" dan yeni çıktım. Oyunun türünü pek anlayamadım bir monolog gibiydi ama piyes havası da vardı. Yalnızlığın oyunuydu ama çokça hayal kırıklığı ve sevgisizlik de vardı. Oğuz Atay ’ın derin ve felsefik bir anlatımı olduğunu biliyordum, fakat bu kadarını beklemiyordum açıkçası. Tehlikeli Oyunlar yazarın okuduğum ilk romanı oldu ve beni derinden etkiledi. Aynı sayfayı defalarca okuduğum, düşle gerçeği ayırt etmekte zorlandığım zamanlar oldu. Hikmet Benol için pes etmedim. İyi bir hayat yerine sadece yalnızlık yaşamış bu 20.yy aydınını ben de yarı yolda bırakıp gitmek istemedim. İyi ki de öyle yapmışım. Oğuz Atay ’ın oluşturduğu karakter toplum içinde varolan ve görünmezlik peleriniyle dolaşan insanlardan sadece bir tanesi. Hikmet Benol, insanlara ve yaşadığı topluma çok öfkeli olan genç, tahsilli bir adam. Kalabalıklar onu cezbetmiyor. Varoluşsal problemler çekiyor ve yalnızlığı dibine kadar yaşıyor. Hayallerinde bile korkuyor, sanrılarda boğuluyor. En kötüsü de asla hayır diyemeyip herkesi memnun etmeye çabalıyor. Böyle bir insanın mutlu olması beklenebilir mi gerçekten? Keşke toplumda böylesine acı çeken insanları bir şekilde görebilsek ve bencilce, hırs içinde yaşadığımız monoton oyunlarımızdan çıkıp farklı senaryolarda biraz yürekli oyunlar oynasak. Bu eserden çıkarılacak çok fazla ders var. Batıya olan özentinin yersizliği, insanların birbirini dinlememesi, anlamaması, bütün gün asık suratla aynı oyunu provasız oynayıp durması, para hırsı, dünyadaki sevgisizlik ve daha nicesi. Gözümüzün önünde olan şeyleri idrak edebilmek için illaki bir hayat mı yitirmemiz gerekiyor? En acısı da aslında yitip giden her hayatın hepimizin hayatından bir parça
İnceleme
Tehlikeli OyunlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202538,9bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Ruhun Aşkla Solan Çiçekleri - Spoiler içerir!
8/10
·352 syf.··
2023 7. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 03 Eylül 2023 14:40
Honore de Balzac, Fransız edebiyatının tüm inceliklerini gözler önüne seren bir mihenk taşıdır adeta. O sadece yazmakla yetinen bir yazar değildir. Maddi ve manevi olana dokunmayı, aşkın esir aldığı ruhların yüceliğini gözler önüne sermeyi çok sever ve bu konuda oldukça başarılıdır. Sözleri her zaman beni derinden etkileyen, genç yaşımda hayatıma ışık tutan yazarlardandır Balzac. Vadideki Zambak, böylesine sevdiğim fakat hayatına dair pek az şey bildiğim bu yazarı yakından incelememe olanak sağladı. Fransız Devrimi’nin etkilerinin en yoğun hissetildiği dönemde, 18. yüzyılda doğmuş Balzac. Monarşi, Cumhuriyet gibi farklı siyasi rejimlerin hakim olduğu bu dönem Napolyon’un tahta çıkışıyla ve esir alındıktan sonra sürgüne gönderilmesiyle Fransa için tam bir yönetim karmaşası dönemi diyebiliriz. Bir dönem Paris’te hukuk eğitimi alan Balzac, bu karmaşadan dolayı gençliğinin çoğunu ailesinden uzakta, sevgiye muhtaç bir şekilde geçirmiş. Yalnızlıkla harmanlanmış hayatında yazmak onun en büyük tesellisi ve adanmışlığı olmuş. Vadideki Zambak’ın genç Felix’i de öğrencilik yılları sefaletle, beş parasız, sevgiden yoksun geçen bir genç. Yarattığı bu içedönük karakter Balzac’a ne kadar da benziyor değil mi? Gençliğin o ilk heyecanları Felix’i sarmaya başladığında Felix kendini kuşların bir başka öttüğü, Indre nehrinin ışıltılı sularının bir başka aktığı bir cennette, Clochegourde’de bulur. Bu vadi onun beyaz ve nefis kokulu zambağının da bulunduğu yerdir. Mortsauf ailesi onun tüm hayatı olur adeta. Madam de Mortsauf’un güzelliği bu genç adamı büyüler, fakat bu erdemli kadın ailesine oldukça sadık olduğundan tutkularına gem vurabilecek güçtedir. Her fırsatta Felix’i bir anne şefkatiyle sevdiğini dile getirir, soylu çevresiyle onun Paris’in sosyete hayatına atılmasına ve yüksek mevkilere
İnceleme
Vadideki ZambakHonore de Balzac · Koridor Yayıncılık · 202253bin okunma
İyilik ve Kötülük Üzerine
10/10
·168 syf.··
2023 5. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 20 Ağustos 2023 11:32
“Merhaba Beyaz Gemi, ben geldim!” Bir kitabın her kelimesi insanın yüreğine dokunabilir mi? Evet, fazlasıyla dokunabiliyormuş. Bunu “Beyaz Gemi” öğretti bana. Bu öyle bir gemi ki belki de dünyanın en ağır yükünü taşıyor. Ailesi tarafından terk edilmiş bir çocuğun umudu, hayalleri, saf ve temiz yüreği var onda. Yükü ağır, bırakın bir çayı koskoca bir okyanusun taşıyamayacağı kadar ağır. Ben de kitabı okurken bu yükün altında biraz ezildiğimi hissettim. Kitapta geçen Maral Ana efsanesi ve insanoğlunun doğa ile olan acımasız mücadelesi beni derinden etkiledi. Doğa, tüm canlıları sevgiyle beslemeye ve muazzam güzelliğini onlara sunmaya hazırken insanoğlunun ona karşı olan bu gaddarlığının sebebi nedir gerçekten? Beni derinden üzen, üzerine uzun uzun düşündüğüm ve tatmin edici bir cevap bulamadığım mühim bir sorudur bu. Cengiz Aytmatov gerçekten kalemi güçlü bir yazar. Onun kendine özgü sanat anlayışı ve yaşadığı kültürün yansımaları eserinde net bir şekilde görülüyor. Aytmatov, biz okurları düşünmeye ve anlamaya sevk ediyor. İyi ve kötü olanın savaşını önümüze serip, hayatta her zaman salt iyiliğin veya kötülüğün galip gelemeyeceğini bizlere hatırlatıyor. Oysaki neredeyse hepimiz tereddütsüz iyiliğin kazanmasını dileriz değil mi? Kötülükten ders almayıp üstüne bir de utanmadan onu görmezden gelmemizin sebebi iyiliğin varlığı mıdır yoksa? Salt iyilikçiyseniz, Beyaz Gemi’de dilediğiniz sonu bulamamanız muhtemel. Bense tam aksine tatmin edici bir son buldum. Kötülüğü çoğumuzdan daha iyi tanıyan ve masum yüreğinde onu her zerresine kadar hisseden bir çocuğun çaresizliğini buldum ve onun tercih ettiği sona bizzat şahit oldum. Elbette daha farklı bir son olabilirdi bunu yazar da dile getirmiş, fakat bu kadar dokunaklı ve gerçekçi olur muydu emin değilim. Bazen istemesek de bir balık
İnceleme
Beyaz GemiCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 202387,5bin okunma
Adım Adım Yitip Giden Bir Hayata Yolculuk
6/10
·128 syf.··
2023 4. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 16 Ağustos 2023 23:45
Melankoli bir edebi tür olsa “İnsanlığımı Yitirirken” şüphesiz bu türün klasik eserlerinden bir tanesi olurdu. Daha önce hiçbir kitabı okurken bu kadar kaos içerisine girdiğimi hatırlamıyorum. Kaos diyorum çünkü kitap insan aklında ve ruhunda içinden çıkılmaz bir karmaşa yaratıyor. Osamu Dazai her cümlesinde okuru cesurca kendi hayatının gizemlerini çözmeye davet ediyor. Bana sorarsanız her şeyi olduğu gibi aktarmıyor, tam aksine bazı olayları okurun hayal gücüne bırakıyor. Her fırsatta utanç dolu bir hayat yaşadığını ve soytarılıkla hayatını sürdürdüğünü dile getiren bir karakter var karşımızda; Yozo. Onu biz insanlardan ayıran nedir, hepimiz zaman zaman soytarıyı oynamıyor muyuz aslında? İçimiz hüngür hüngür ağlarken, dışımız kahkahalarla gülmüyor mu hiç? Bunlar cevabın apaçık evet olduğu sözde soru cümleleri. Hepimiz insanız en nihayetinde. Kitabı okurken zengin bir ailede büyümüş herkesin sevdiği, neşeli bir çocuğu, Yozo’yu bu hale getiren şeyin ne olduğunu sorguladım hep. Ona hak verdim. Haksız olduğu kadar haklı olduğu noktalar da vardı çünkü. “Hiçbir zaman adil yargılanmayacağımın çok iyi farkındaydım. Sonuç olarak, başkalarına yardım için başvurmanın bir faydası yoktu. Yapabileceğim tek şey, diye düşündüm, susmak, tahammül etmek ve soytarılığa devam etmek.” Adalet. Bir canlıya kainatta özgürce yaşadığını hissettiren en önemli değerlerden bir tanesi. Yozo sözde “insan” dünyasında bunu bulamayacağından o kadar emin ki. Belki de onu bu denli umutsuzluğa sürükleyen ve onun gözünde yaşamın kıymetini yitirmesine neden olan en önemli şey yoksun olduğu adalet duygusudur. En çok da kendisine karşı olan adaletsiz tutumudur. Yozo’nun insanlığını yitirdiği nokta yaşamına son verdiği nokta değil; hayır diyemediği, ahlaksızlık karşısında sessiz kaldığı, kendini baskıladığı
İnceleme
İnsanlığımı YitirirkenOsamu Dazai · İthaki Yayınları · 202560,3bin okunma
Saatlerin Efendisi Hayri İrdal
8/10
·382 syf.··
Beğendi
·
2023 3. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 10 Ağustos 2023 12:18
Birkaç kez okumaya yeltenip elimden bıraktığım bu kitapta harika bir yaşam dersi ve zamana dair ne çok şey varmış meğer. Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nde Ahmet Hamdi Tanpınar, zamanın bir ölçütü olarak saatlerin insan yaşamındaki değerini hem eleştirel hem de mizahi bir şekilde vurguluyor. Tanpınar’ın yaşadığı dönem itibariyle romanda sıklıkla kullandığı behemehal, mamafih, filhakika, muvakkithane gibi eski Türkçe kelimeler okurken insana apayrı bir zevk veriyor. Bu unutulmaz eserin konusunu özetlemem gerekirse, hayatı boyunca yaşadığı her türlü sefalete ve atlattığı nice badirelere rağmen çocukluğundan beri kurcalamaya pek meraklı olduğu saatlerle bambaşka bir hayatın kapılarını aralayan bir adam hayal edin. İşte o adam Hayri İrdal’dır. Kendini cahil olarak nitelendiren bu adam aksine zanımca fazlasıyla entelektüel bir zanaatkardır. Roman Hayri İrdal’ın yakın dostu, aziz velinimetim olarak nitelendirdiği Halit Ayarcı’nın ölümü üzerine kaleme aldığı hatıralardan oluşuyor. Halit Ayarcı şüphesiz romanda beni en derinden etkileyen karakterlerden bir tanesidir. Hayatı realist bir gözle gören, asla yenilgiyi kabul etmeyen, daima kafasında yeni projeler üreten atik ve rahat bir adam Halit Bey. Aynı zamanda Hayri İrdal’ın da hayatını büsbütün değiştiren ve onu sefaletten kurtaran kişi. Sıcak bir sohbet ve tanışıklık insanın talihini bu denli değiştirebilir mi? Neden olmasın kaderin cilvesi bu olsa gerek. Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nün tek öğretisi zaman değil, aksine hayatın ve çilekeşliğin bizzat kendisi mevcut bu enstitüde. Kendinizi kesinlikle bu öğretiden mahrum bırakmamanızı tavsiye ediyorum. Bir de şunu hiçbir zaman unutmayın: “Hakiki insan zaman şuurudur ve refahın yolu sağlam bir zaman anlayışından geçer.”
Saatleri Ayarlama EnstitüsüAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 202353bin okunma