Onu, yıllar önce başkent’te bir kafeteryada garson olarak çalışırken keşfetmiştim. Öylesine kırılgan, öylesine yaralı ve yuvadan atılmış bir yavru kuş gibi duruyordu ki, yüreğimdeki olanca şefkat ona doğru akmaya başlamıştı.
İçinizde sizi mutlu edecek bir sebep yoksa en parlak ışıklar bile sönükleşir, coşkuyla cıvıldayan kuşların sesi her gün duyduğunuz sıradan ötüşler gibi gelir.
Sayfa 63 - 4. Bölüm- Kırmızıya Çalan Bir Turuncu·Kitabı okuyor
Alıntı
Reklam
Yalnız içimde müthiş bir boşluk hissi vardı. Hayatımın en dolu, en manalı zannettiğim bir devresi birdenbire boşalmış, bütün manasını kaybetmişti. En tatlı emellerinin tahakkukunu gördüğü bir rüyadan acı hakikate uyanan bir insan gibi içim çekiliyordu.
Alıntı
Mesela herhangi bir gün müthiş bir iç sıkıntısı seni boğar. Hayat sana karanlık, manasız gelir. İnsan, biraz evvel senin zırvaladığın gibi felsefeler yapmaya başlar. Hatta yavaş yavaş onu da yapamaz ve canı ağzını açmayı bile istemez. Hiçbir insanın, hiçbir eğlencenin seni canlandıramayacağını sanırsın. Hava sıkıcı ve manasızdır.
Ey sevgili, kim söyler yol bilmediğimi? Yol dendi mi aşıkların yolunu bilirim ben. İspata hazırım daha ölmediğimi, Işıktan bir gölge gibi usulca Sen çağır, derya-deniz aşar gelirim ben...
Sayfa 377·Kitabı okuyor
Şiir
yalnızca hatırlamak, duygusunu yaşamak için, yoksa hiçbir şeyi temize çekmek gibi bir derdi yoktu.bir kapıyı kaparken yeni bir kapıyı açtığını bilmenin düşüncesi her şeye katlanma gücünü verebilirdi insana.
Sayfa 17 - Can yayınları
Alıntı
Reklam
Reklam