Kamuda da durum çok farklı değildir; kamu kurumlarında öğle tatili diye bir şey yoktur. Ofiste çalışanlar öğle ye­meğine çıkabilir ama bir kişi mutlaka nöbetçi olarak kalır, iş için gelenleri karşılayıp ihtiyaçlarını giderir veya yönlendirir. Japon iş kültüründe, "şimdi git, sonra gel" diye bir yaklaşım söz konusu değildir.
Sana Bir Tanrı Getirdim
Hani sen git demeyecektin bana Ve her şeye rağmen gelecektim İçimde bir umut
Sayfa 61·Kitabı okuyor
Alıntı
Reklam
Islık çalamam...
... polisle de bazı enteresan vakalarımız oldu. Bir gün be­ni 1. Şube’ye çağırdılar. Zartlı zurtlu bir girişten sonra, konser ve­ren “Ulan pikabınız yok mu?” dedi. “Var” dedim. Komiser, “Peki bu kadar güzel plak varken, ne diye Kürtçe ıslık çalıyorsunuz?” diye sordu. Şaşırdım. “Ben ıslık çalmasını bilmem ama çalan ar­kadaşlara nasıl mani olabilirim ki” dedim. Lütfetti, beni dövüp gözaltına almadı. “Haydi, bu seferlik siktir ol git ama bir daha duymayayım; yoksa sen bilirsin” dedi.
Sayfa 65 - Aram Yayınları, 4.Baskı: Nisan 2016·Kitabı okuyor
Kitap Alıntısı
Devlet kapısında hacet sahiplerine “Bugün git, yarın gel...” denilmesini istemezdi, işte bir emri: Yarına salmayın fakirin kârın Ne bilirsin nice olur yarın...
Doğan Kitap·Kitabı okuyor
Öldüm işte, Soldum işte; şimdi ruhum göklerde Dilim artık söndür ışığını, Ay sen de dön git artık!
«Ses dedi ki: uyan Elisabeth, çok geç oldu, git uyu. Şef garson gelmişti, suyun içindeki ayaklarıma baktı, talih kötüydü, çünkü yazı suyun içindeydi, batmıştı. Şef garson diz çöktü, 2 gözyaşı damlası elime damladı. Ben ayağa kalktım. Ben hiz­metçilerin yatakhanesine gittim. Şef garson Com­mager odasının kapısından şöyle bağırdı: iyi uyu, Elisabeth Jones. Gülümsedi. Ben de gülümsedi, bu benim birinci gülümseyişimdi.»
Sayfa 52
Edebiyat
Reklam
Reklam