Kamuda da durum çok farklı değildir; kamu kurumlarında öğle tatili diye bir şey yoktur. Ofiste çalışanlar öğle yemeğine çıkabilir ama bir kişi mutlaka nöbetçi olarak kalır, iş için gelenleri karşılayıp ihtiyaçlarını giderir veya yönlendirir. Japon iş kültüründe, "şimdi git, sonra gel" diye bir yaklaşım söz konusu değildir.
... polisle de bazı enteresan vakalarımız oldu. Bir gün beni 1. Şube’ye çağırdılar. Zartlı zurtlu bir girişten sonra, konser veren “Ulan pikabınız yok mu?” dedi. “Var” dedim. Komiser, “Peki bu kadar güzel plak varken, ne diye Kürtçe ıslık çalıyorsunuz?” diye sordu. Şaşırdım. “Ben ıslık çalmasını bilmem ama çalan arkadaşlara nasıl mani olabilirim ki” dedim. Lütfetti, beni dövüp gözaltına almadı. “Haydi, bu seferlik siktir ol git ama bir daha duymayayım; yoksa sen bilirsin” dedi.
Sayfa 65 - Aram Yayınları, 4.Baskı: Nisan 2016·Kitabı okuyor
«Ses dedi ki: uyan Elisabeth, çok geç oldu, git uyu. Şef garson gelmişti, suyun içindeki ayaklarıma baktı, talih kötüydü, çünkü yazı suyun içindeydi, batmıştı. Şef garson diz çöktü, 2 gözyaşı damlası elime damladı. Ben ayağa kalktım. Ben hizmetçilerin yatakhanesine gittim. Şef garson Commager odasının kapısından şöyle bağırdı: iyi uyu, Elisabeth Jones. Gülümsedi. Ben de gülümsedi, bu benim birinci gülümseyişimdi.»