Bir gün mecliste vekilim diyen biri ile karşı karşıya geldik.
Nedense yurttaş vekili olmayı başaramayanlar dersini almak için hep bana denk geliyor.
Ya da denk gelenler benim gibi dersini verip
"Doğrudan saplantımın üzerine git! Beni mahvediyor. Bütün hayatımı tüketiyor. Şimdide yaşamıyorum. Geçmişte ya da hiç olmayacak bir gelecekte yaşıyorum."
"Oraya git," dedim, kararlılıkla. "Roza seni affedecektir, Bronz. Senin yabancı olmadığını, o toprağın altında bile olsa hissediyordur artık." Durdum. Boğazımda bir yumru, kalbimde ise yılların yorgunluğu vardı.Bu kelimeleri ilk kez dile getirmenin, ruhumdaki o son kapıyı da açmanın ağırlığı omuzlarıma çöktü. Gözlerinin en derinindeki o yangına bakıp, "Çünkü.." diye fısıldadım. "Çünkü ben sana âşığım."
"Âşık mısın?" diye sordu.
bütün oyunlar bitti - bir sen kaldın yalnızlığımda
bir başka dünyadayım artık - beni çocuklar bile anlıyor
yıktım boğaları bir bir - bana gül atma yıkıldım
ne yapsam nasıl etsem nasıl boğsam öz