Evet, her şey uzaktan güzel. Evet, her şeyi özlemek güzel. Ve galiba, Ayşe, dedikleri kadar var, nereye gidersen git kendini de götürüyorsun yanında, ve beraberinde bütün hıyarlıklarını, bütün rezilliklerini, bütün pişmanlıklarını.
O sıcak yazdan önceki bahar, tiyatroda Yaban Ördeği’ni seyrettim ve sanki hayatımın yalanı elimden alındı. Yalanı taşımak ağırdı ama kaybetmek de çok zordu - onsuz nasıl yaşanır ki? Kimileri kendini yeterli hissetmek için yalana ihtiyaç duyar, ancak bazı insanların hayatının yalanı diğerlerinin başına bela olabilir, yani Gregers Werle'nin insanların aslında hangi çevrede yaşadıklarını görme, dolayısıyla da yaşamlarını değiştirme imkânı elde etmeleri için örtüyü kaldırmak istemesini anlıyorum. Ama insanın hayatını değiştirmesi cesaret ister, bedeller ödenir ve bazılarında ne cesaret ne de bedel ödeme niyeti vardır. Yaban Ördeği'nde de işler iyi gitmez, o yüzden Hedvig'in niyetlendiği şeyi yapmak üzere olduğunu anladığımda karşı çıkmak, bağırmak istedim: O buna değmez, çek git, kendi hayatını yaşa! Ve aynı yaz ben de çekip gittim, ama kurtarıcım Mark'la ve şimdi geri döndüm - peki ben şimdi Hedvig miyim yoksa Gregers Werle mi?
Alper Gencer – Ah!
sen şimdi sabrımın taşını yuvarlarsın
**
kırışır seni beklemekle geçen zaman
belki hiç
gelmezsin!
**
yuvası zindan olan bir mahpus haykırışı:
bir renksiz kanatlı kelebek olmak!
neyin temrinisin ey hayat?
kösnüdüğüm yağmurlar hangi otlara karşı?
**
kıyam et! bağrımdan alıp da yürü
sesimin şeriki olmuş bu çocuk
bir çocuk bezmi elestten beri
yürürlüğe konulmuş temsili bir pak.
**
al işte bedenimden söküp de çıkar
bulamadım nerede saklıdır o dert?
**
güneş gözlerine bandı mı ışığı
vakit aydınlıktır renginle o sıra
ve afyonlu gülüşündür hayalimdeki...
**
tozu dumana katmanın becerisinde:
“yine hangi rüzgârın emrine amadesin?”
**
bu gelincik bu rüzgâra fazla dayanmaz
dertler giderek silahlanıyor
Alper Gencer - Şarkısızın Şarkısı
susamıyorum sevgilim
çünkü havada sesimi doğuran bir esir var
bütün çilingirleri sofralara çekerek
kapıda kalanlarla konuşmak istiyorum
kapısında kaldıkları sahiden evleri mi?
bir kilidi açmak kolay değil o kadar
hırsızın belki de yoktur kabahati!
**
selam ile insan insana iliklenir
başında ortasında ve sonunda yine selam
çünkü aranızda selamı yayın demiş efendim
**
bu sonucu beğenmedim sebebi neyse kov!
kes iplerini gel beraber vuralım kuklacıları
vuralım ve bir tren yırtsın dünyanın perdelerini
devrilsin ışık ve gerçek rengini giyinsin gül
**
ben trenin içindeyim git kendine bir istasyon bak
bırak onlar kendi koydukları kurallara inansınlar
**
çektirdiğin fotoğraf neden hiç konuşmuyor
**
bütün randevulara düzenli olarak geç kalmakta haklıydım
gök bana göre değildi yeri zaten hiç sorma
gök de kendine göreydi yerde zaten hiç durma
çıktım bir kapısını bulup yaşadıklarımdan
vardım ki seni sevdim
seni sevdim evler arasından bir evdin
Neşeyle gel veya git neşeyle:
Yüreğin sana gösterse de kederi,
Küçük vadileri, batmış güneşleri,
Bırak dans etsin gülüşlerin, dağperisi,
Saygısız dağ rüzgârları
Dağıtıncaya kadar uçuşan saçlarını.
Neşeyle, neşeyle -hep neşeyle:
Aşağıdaki vadileri sarmalayan bulutlar
Akşam yıldızı yükseldiği zamanlar
Gösterişsiz arkadaştırlar;
Aşk ve gülüşler şarkılar söyler
Yürek ümitsizlik içindeyken.
Sayfa 31 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
"Hayatın en hüzünlü anı, mevsimine kapıldığın kişinin bahçesinde açabilecek bir çiçek olmadığını anladığın andır. Bırak gitsin, bırak git."
-Vladimir Mayakovski