10/10
·176 syf.··
2026 48. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 23 Şubat 2026 23:29
“Bu dünyaya alışan şiir yazamaz” İsmet Özel Bülent Parlak bu dünyaya bir türlü alışamayan şair.. Belki de bu yüzden bu dünyadan erkenden göçüp giden şair.. “Ne kadar geç kalırsak kalalım, hepimiz kıyamete yetişeceğiz.” derken bu kadar erken gideceğini bilmiyordu muhtemelen. Sevgili Huzursuzluğum , şairin bütün şiirlerinin toplandığı şiir kitabıdır. Kitabın son bölümü “Yalvaç” kendisinin şiir kitaplarına girmeyen şiirlerinden oluşmaktadır. “Yaşadığı Coğrafya ve Kendi Hayatı” temelinde; şiirlerinin genel temaları: Kentli duyarlılık, Ölüm, Yalnızlık, Politika, Protesto, Adalet, Özlem ve Sevgi diye uzayıp gider. Zira o kısacık hayatının adımlarını bir İzdiham tadında aksettiriyor bizlere. Burdan bir adam geçti diyor Bülent Parlak İbrahim Tenekeci nin deyimiyle şöyle bir adam: Yetimler gibiyim ziyafetten aç dönen Ters yakılan sigara ve hemen söndürülen Hatta şair kendisini dünyaya öyle iğreti hissetmiş ki, yazmış: Nereye gitsem yakışmadım beni kim aklayacak ne büyük bir yanılgıyım bu şehrin ortasında Kendi hayatının otobiyografik çoğu unsurunu da cesurca yansıtıyor mısralarına: ben baba olsaydım diyorum, ölmezdim mesela 1984’te tek kalıyorum bütün savaşları kazanmak için Memleketine olan sevgisiyle eleştirisini yarıştırdığı bir şiirinde geçen şu dizeler kadim sorunlarımıza parmak basar: coğrafyanın başımıza açtığı beladır bize verilen ormanı şehre ve paraya metres çekenler Yaşadığı toplumla bağı sıkı olan kişi ancak gerçek şairdir. Yarayı kaşıyan, yarayı bağırmadan açandır şair: bütün halkları birer müşteriye dönüştüren dünyaya artık yüz çeviriyorum
Alıntı
Sevgili HuzursuzluğumBülent Parlak · Ketebe Yayınları · 2025651 okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2026 29. kitabı
·
13 saatte okudu
·
Okunma: 23 Şubat 2026 00:00
İlahiyat gözlüğüyle Gazzali, mühendis gözlüğüyle Gazzali... Bu adam acayip bir adam. Bu dönem aldığım Tasavvuf ve Din Psikolojisi derslerinin uygulama kılavuzu gibi bir adam benim zihnimde. Teoride bildiğimiz nefs-i emmare kavramının gündelik hayatta, soframızda ve arzularımızda nasıl ete kemiğe büründüğünü bizzat Gazzali’nin kaleminden okumak olayları yerinde tespit gibi bir his. Onun dışında mühendis gözüyle de özellikle bu iki meseleye yazdıklarına şöyle bakacağım; Bir sistemin verimli çalışması için girdi kontrolü şart. Öyle her bişeyi yemekle aklen ruhen bedenen sağlıklı kalmak diye bir şey yok. Gazzali’nin mideyi dizginleme tavsiyelerini, ruhsal bir sistemin optimizasyonu olarak görüyorum. Gereksiz veri (yani gereksiz gıda) sistemi yavaşlatır, kalbin(yani işlemcinin) nurunu(hızını-verimini her şey olabilir) azaltır. Bence reçete basit gel gelelim bu asla ama aslaaaaaa böyle yaşanmıyor. Ya burada bana öyle bir söz hakkı doğuyor ki ufff neler neler yazarım. Hele hele ramazanda. Ama ne dersem diyeyim herkes bildiğini okudu-okuyor-okuyacak. Artık kimse benim dediklerime ikna olmadı ise de ben oldum bunun değişmeyeceğine, en azından benim dememle. Söylediğim şeyi uygulamasam o yüzden tesiri yok derdim, yok bu böyle bir şey değil, tamamen bazılarımızın nefsi bazılarımızdan farklı işliyor. Bir öncelik meselesi diyorum. Yoksa kınarım dağnarım yargılarım. Bu kadar yemek bu kadar israf akıl karı gelmiyor. Elimde değil. Bir tabak çorba ile doyabilecek bir mideye bu kadar zulum vallahi akıl karı gelmiyor, ayrıca hepsini ben yemişim gibi de zor geliyor. Ramazandan umulan şey olmuyor, görüyorum, nasıl olsun? Bu sofralarla bu halle nasıl olsun? Şu israfın dolup taşan sofraların yanında orucu uykuyla geçirenler daha masum geliyor. Bu bir kıyas asla güzelleme yapmıyorum. Ve bu
Din
İki Şehveti Dizginlemek - Mide ve Cinsellikİmam Gazali · Çelik Yayınevi · 2022958 okunma
Reklam
Müthiş Bir Kolektif Sendrom Hikayesi
9/10
·104 syf.··
2025 29. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2025 00:11
Gerçek olmasa da toplumların bu şekilde başkaldırılarının anlatıldığı kitapları seviyorum. Böyle kolektif hareketler kolektif bilince vurgu yapıyor. Bu hayatta amaçsız yaşamayan, bazı şeyler uğruna bir şeyleri hatta kendilerini bile feda edebilen insanlara derin bir saygı duyuyorum. Bazen keşke ben de böyle hareketlerin içinde bulunsam da şu hayata iz bırakarak göçüp gitsem diyorum ama sonra yine de Allah korusun diyip vazgeçiyorum. Evet, topluca bir sessiz çığlık olmak güzel. Ya da topluca bir çığlığı susturmak güzel. Ancak bu kitaptaki gibi sonu toplu katliama dönüşürse kötü… Şunu fark etmemek mümkün değildi kitapta: Din adamları hangi din hangi toplum olursa olsun, bir şekilde insanların felaketine yol açmışlar bir zamanlar. Hep aynı terane taa o zamanlarda da o toplumlarda da yaşanmış ki kitaplara kurgu versiyonuyla işlenmiş. Hep çalıp çırpan, yoksulun malını zorla ele geçiren ama onları ‘cennet vaadi’ ile susturan bir din adamı kitlesi ve sorgusuz sualsiz buna boyun eğen cahil topluluk. Bir şekilde başkaldıran insanlar ve ölümle biten hikayeler…. Ne kadar tanıdık ne kadar… Halk açlıktan susuzluktan kırılırken gününü gün eden papazlar, piskoposlar, belediye başkanları vs vs… Yanmaz kefenlerle, cennet vaatleriyle kandırılmaya çok müsait halk… Kitap küçücük hacmiyle öyle müthiş eleştirilerle dolu ki, okuyup anlamlandırmam kitabın hacminden 2 kat daha fazla sürdü. Yaşantılarının b*ktanlığını, açlıktan ölmek üzere olan ve çocuklarını yememek için nehre atan bir çiftin hikayesiyle başlıyor bu ‘dansın daveti’. Sonra kolektif bir sendroma dönüyor ve sonrasında da ‘dans vebası’ olarak adlandırılıyor… Vebayı çıkaran kendileri, yayan kendileri, adını koyan kendileri. Ama; ‘Sizinkisi yangını çıkarıp dumanı suçlamak’ …. Keyifli okumalar.
1000Kitap
Dansa DavetJean Teule · Sel Yayıncılık · 202011,1bin okunma
10/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2021 26. kitabı
Behlül Tokur İmtihan Psikolojisi Var olmanın hakkın vermek : İmtihan [Behlül TOKUR, Fecr Yayınları, 1. Baskı, 144 sayfa] Kitap Hakkında: Eser okuduğum nitelikli kitaplardan biri oldu. Yazar eserinde cümlelerini özenle etkili bir şekilde kurmuş ve daha önce tanıtımını yaptığımız "insanın anlam arayışı "kitabının yazarı Viktor E. Frankl, Erich Fromm, Soren Kierkegaard gibi alanında önemli isimlerden alıntılar aktararak içeriği zenginleştirmiş... Kitabın özellikle din eğitimi ile ilgilenen herkes için faydalı olacağını düşüyorum. Zira insan öncelikle psikolojik bir varlık. Bu yüzden din eğitiminde insan psikolojisini tanımak bu alanda okumalar yapmak, insan psikolojisi ile dinin anlam dünyasını buluşturmak büyük önem arz ediyor. Kitap aynı zamanda down sendromlu aile ve çocuklara dikkat çekmek adına da önemli bir farkındalık oluşturuyor. Kitap iki bölümden oluşuyor. Birinci bölümde imtihan psikolojisi, imtihan kavramı, en üst otorite Allah, iman ve imtihan, iman ve bilişsel, duygusal, davranışsal yapı, anlam ve iman, dünya hayatı ve iman, insan ve anlam, imtihanın konusu, imtihan edilen varlık alt başlıkları ile inceleniyor. Konunun iyi yapılandırıldığını düşünüyorum. Bu bölüm bile başlı basına bir eser olabilirdi. İkinci bölümde ise down sendromlu 57 aile, toplam 100 kişi ile yapılan mülakat görüşmelerinden içerikler sunuluyor. Bu ailelerin çocuklarıyla yaşadığı bu çok özel ve zor durumu karşılamalarında inancın, imtihan psikolojisinin önemini birebir görüşmelerle ele alıyor. Bu bölümü okurken duygulanmamak elde değil ama down sendromlu aile ve çocuklara adına farkındalık oluşturması da insanı teselli ediyor Kitabın altı çizilecek o kadar çok yeri var ki ben bazı alıntılarla yetiniyorum *Arapçada “me-ha-ne” kökünden gelen imtihan kelimesi, “altının özünün ortaya çıkması için
İmtihan PsikolojisiBehlül Tokur · Fecr Yayınları · 201855 okunma
10/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2025 43. kitabı
·
17 saatte okudu
·
Okunma: 27 Ocak 2025 22:40
Miraç Çağrı Aktaş'ın kim ne derse desin insana çok iyi gelen bir yanı var ya :D Hem de öyle böyle değil. Kitapta ilk defa Miraç'ın bu kadar argo ve küfür kullandığını gördüm ancak her ne kadar gram sevmesem de söz konusu o ve onun samimi sitemleri olunca asla gözüme batmadılar. Bir de sonlarında "Oh be rahatladım," demeleri yok muydu? :) Gerçekten çok alemdi, gülmeden edemedim. Onunla beraber rahatlamış gibi hissettim. :D Bana Seni Seviyorum Deme Sev adlı eserimizin içinde zaten kendi yazılarından almış olduğu kısa alıntılar dolu. Alıntıların her biri birbirinden güzel. Çok yaratıcı, çok özgün şeyler buluyor ve her defasında hayrete düşüyorum. Yazarımızın bu huyunu gerçekten çok seviyorum. Bir de Miraç okurken hikâyelerini o kadar güzel anlattığını fark ediyoruz ki, daha önce "Sen On Yedi Yaşımsın" okumuştum ve resmen roman gibiydi. Çok heyecanla okuyup bitirmiştim. Ne olacağını hep merak ede ede, başından kalkamadan ve her bir olay karşısında, "E yuh ama artık! Bu kadarı da olmamıştır" diye diye şoklardan şoklara girerek okumuş ve bitirmiştim. Bu kitaptaki sitemlerinin ne kadar haklı olduğunu bildiğim için argoları ya da sansürlediği küfürleri hiç absürt durmadı. :D Diyorum ya, onunla birlikte rahatladım resmen. Her zamanki gibi, muhteşem bir kitaptı. Sizlere yine kitabımızdan birkaç beğendiğim alıntıyı bırakarak yazımı sonlandırmak istiyorum. ~ "Çok büyük bir suç işleyip gözlerine teslim olsam, ömür boyu içeriye atar mısın beni?" ~ İnanır mısınız? Kendim diye demiyorum, Çok güzel yalnız kalırım... ~ Ben senin kalbinde Aşkgari ücretle çalışan Sigortasız bir işçiydim oysa... ~ Sen bana farzdın, Ben sana sünnet.
1000Kitap
Bana Seni Seviyorum Deme SevMiraç Çağrı Aktaş · Dokuz Yayınları · 20142,922 okunma
cinnetin eşiğinde!
10/10
·102 syf.··
2024 4. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2024 00:00
Spoiler ile karışık sanıyorum, fakat kitabın ilk sayfasını okuyunca spoiler spoiler olmaktan çıkıyor yani pek spoiler sayılmaz ama takıntılılar için uyarı tabelası. Hasan aile onuru uğruna akrabaları ve köylülerin baskılarıyla annesini öldürmek zorunda kalır. Dokuz yaşında işlediği bu cinayeti hiçbir zaman aklı almayacak, kabullenemeyecek ve anlamlandıramayacaktır. Toplumsal cinnetin bir çocuğu katil olmaya sürüklemesinin romanı: Yılanı Öldürseler. Yaşar Kemal'in kalemi öylesine güçlü ki bazı paragrafların bağırışları kulağımı acıttı. Büyükana'nın ağıtları kulağımda çınlıyor adeta. köy yerine çıkmış kusuyor nefretini. Kucağına almış, dizlerine oturtmuş ciğerini sökercesine zehirliyor, zehirleniyorum. Öldür esme'yi kurtar kendini hasan derken buluyorum kendimi. Ama diyorlar, "Güzele düşman, Allah'a düşman." Esme'nin güzelliği diyorum içim içime sığmıyor öylesine heyecanlandırıyor insanı esme. Hiç bilmem, görmem hayal bile edemem utanırım -yeterince güzel olmazsa diye-. Nereye gitsem kiminle konuşsam ağızlarından yalnızca esme'nin güzelliğini anlatan cümleler akıyor. Toplumun bir çocuğu 7 yaşından itibaren zehirleyişinin, bu Anadolu'nun hikayesi. Toplumsal baskıyı okurken iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Boğuluyorsunuz oturduğunuz yerden kaçmak istiyorsunuz. Küçücük çocuk olduğunu düşününce iyice bir ateş basıyor yüreğinizi, yanıyorsunuz. cinnet geçirecek gibi hissediyorsunuz. Yılanı Öldürseler Yaşar Kemal
Edebiyat
Yılanı ÖldürselerYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202028,2bin okunma
Reklam
Reklam