Eser yayınlandığı yılda her ne kadar distopik bir eser olarak anılsa da okuduklarım bana gerçeklikten o kadar da uzak gelmedi. Evet, belki günümüzde itfaiyeciler kitapları yakmıyor ama kitapların yerini alan televizyon programları, internet, telefon uygulamaları kitaplarla aramıza mesafe koyuyor. Yıllar geçtikçe daha az okuyoruz. Sanki kitapların son kullanma tarihi varmış gibi davranıyoruz. Shakespeare yıllar geçtikçe daha çok okunan bir yazar mı yoksa tam tersi mi? Bu bir tartışma konusu, yazar zihnimde bunun gibi soruların canlanmasını sağladı.
Her ne kadar anlatımda kopukluklar hissetsem de genel olarak daha sık okumaya çalıştığım bir dönemde beni kitaplara teşvik eden bir eser oldu. Bilim kurgu türünde yazılıp başta endişe olmak üzere farklı duyguları da yaşatan, yer yer gerçekçi hissettiren tüm kitaplara atfedilmiş bir eser. Ray BradburyFahrenheit 451
Yazarı ilk olarak Doktor Moreau’nun adası eseriyle tanımama rağmen okuduğum ilk yapıtı bu oldu. Betimlemeler bana fazla uzun geldi belki de bilim kurgu türünde okumaya alışık olmadığım içindir.
Bu eser, insan evriminin tüm boyutlarını merak eden bir bilim insanının yaptığı zaman makinesiyle başlar. Bilim insanı yalnızca bu zorlu makineyi yapmakla kalmaz aynı zamanda bu makinenin gerçekliğini hem kendine hem de arkadaşlarına inandırmakla uğraşır. Kendi her ne kadar zamanda yolculuk yaptığından emin olsa da gelecekte yaşarken gördükleri karşısında şüpheye düşer ve bunun bi rüya olduğuna inanmak ister. Ne yazık ki gördükleri gerçektir, döndüğünde arkadaşlarına anlatacağı gerçekler okurken beni de çok şaşırtmadı. Nedense o zamanlara yakın hissettim kendimi.
Zaman MakinesiH. G. Wells
Yaşantısı, düşünceleri ve davranışlarıyla tam bir örnek bilge Sokrates’in kendini tanrılara inanmama, gençleri yanlış düşüncelerle saptırma gibi suçlamalara karşı yaptığı savunmayı içeren eser. Öğrencisi Platon tarafından kaleme alınmış.
Eser, Sokrates’in bu suçlamaları çeşitli savlarla reddetmesiyle başlayıp Sokrates’in kendine suç seçmesi ve mahkemenin kararıyla devam eder. Sokrates’in mahkemenin kararına karşı da görüşleri vardır, bu görüşleri usta bir dille ifade ederken kendi hayat felsefesine karşı da önemli görüşlere rastlarız. Platon (Eflatun)Sokrates’in SavunmasıAycan Özüpek
Gerçekten bu kadar ürkütücü müydü fiziksel olarak yaşlanmak? Dorian Gray’i devasa bir kibirle, uçsuz bucaksız bir endişeyle saran şey buydu. Güzelliğini zaman içinde kaybetmeyecek olan her şeyi kıskanıyordu, yetenekli bir ressamın elinden çıkan büyüleyici derecede güzel olan kendi portresini bile kıskanmadan edemiyordu. Zamanın, insan ve ruhu üzerinde bıraktığı etki korkulmayacak gibi değildi onun için.
Oldukça yetenekli ve Dorian’a karşı romantik hisleri olan ressam Basil bir gün Dorian’ı tüm büyüleyiciliğiyle resmetmişti. O gün ressamın atölyesinde geçen o konuşmalar, Dorian’ın kibirle dilediği o dilek herkesin hayatını bir noktada etkiledi. Zaten arkadaşı Henry’e göre hiçbir etki olumlu bir şekilde olmazdı, bunu yaşayarak öğrenecekti.
Çok beğendiğim ve özellikle klasik eser okuyucularına ayrıca tavsiye edeceğim bir roman, keyifli okumalar dilerim. Oscar WildeDorian Gray'in PortresiDidar Zeynep Batumlu
Alışık olmadığı yabani yaşamla tanışan evcil bir kızak köpeğinin macera dolu serüvenini ele alıyor Jack London’ın iyi bilinen bu eseri. Sevgisizlikti, kitabın kahramanı yarı kurt köpek Buck’ı yoran, güçsüz bırakan. Oysa sevgi gördüğünde iyileşmeyi, sadık bir dost olmayı, canını sevdikleri uğruna hiçe saymayı, onlar için var gücüyle savaşmayı da biliyordu. Jack London’ın bu eserinde insanların kendi hırsları uğruna kızak köpeklerini vahşice kullanmaları, yeri geldiğinde onlardan artık fayda göremeyeceğini anladıklarında kolayca, hissizce vazgeçebilmeleri gerçeğiyle en acımasız şekilde yüzleştik.
Vahşetin ÇağrısıJack London