" Kaybeden Atsız değildir..."
.
Atsız'la ilgili böyle kısa biyografiler okuyunca aklıma bir şarkı sözü geliyor;
"Yazık ne mazi yazık, anlatmaya yoruldum..."
Gerçekten de Türk Tarihinin mazisi anlatmakla bitmeyecek ölçüde geniş bir yere sahip literatürde.
Bize bu Türk Tarihini sevdirmek en doğru şekilde aktarmak için çalışmış didinmiş uğrunda çileli yollar aşmış Zeki Velidi Togan'ların, Ziya Gökalp'lerin yolunda giden bir Türkolog.
Bilinen yanlışları düzeltmiş. En başta da ;
Türk tarihi İslamiyet'in kabulü ile başlar safsatasını bozmakla...
Atsız, çok yönlü bir şahsiyet. Eğitimci, yazar, şair, romancı, tarihçi, Türkolog, fakat bütün bunların ötesinde büyük bir ülkü ve mücadele adamı...
Kalemini nereye çevirse ağır yaralar bırakmadan dönmeyen bir üstad. Kalemiyle ateş eden gerçek bir ülkücü. Türkçü bir nefher. İnandığı dava uğruna ölümü göze alan. Izdırapları zaferin sarhoş edici bir afyonu misali sineye çeken kahraman...
Kalemi kelâmı bir olan er kişi. Hatta öyle ki kimi zaman buna romanlarında rastlamak mümkün. Bozkurtlar'da Böğü Alp, Kürşad, Tonyukuk ve Urungu'yu, Delikurt'ta Murad'ı zaman zaman kendi mizacının unsurları ile bezemiştir.
O ki Ruh Adam, O ki Kürşad, O ki bazen Alp Er Tunga, bazen Alp Urungu, bazen Deli Kurt, bazen de Çiçi Yabgu...
.
Ahmet Bican Ercilasun'un da dediği gibi ;
Türkçülüğün Mistik Önderi :)