ㅤ
‘’Beni ele geçiren ve düş gücümü besleyen, bilimdeki sonsuz olasılıklardır.’’ — J H Rosny Aine
Günümüz bilimkurgu algısında büyük payı olan isimlerin başında şüphesiz ki Amerikalı editör ve dergi yayımcısı Hugo Gernsback gelir. Gernsback’in 1926’da yayımladığı ve bilimkurgu tarihinin bir köşe taşı olarak görülebilecek olan ve türe bugünkü anlam ve içeriğini takdim eden ‘’Amazing Stories’’ adlı derginin ilk sayısında H. G. Wells, Edgar Allan Poe, Jules Verne gibi yazarların hikâyelerine de yer verildi. Tamamen bilimkurgu odaklı ilk ‘pulp magazine’ olma özelliğini de taşıyan bu dergi Amerika’da bilimkurgu türünü ‘’scientifiction’’ adıyla anıyordu… Ama bundan tam 17 yıl önce, yani 1909 yılında; 1875 Fransa’sında dünyaya gelmiş ve kendini bilimkurguya adamış bir adam vardı. Fransız yazar ve teorisyen Maurice Renard, Amerikalıların ‘’scientifiction’’ olarak andığı bu edebi türü kendi tabiriyle ‘’du roman merveilleux-scientifique’’ yani ‘’olağanüstü-bilimsel roman’’ ve ‘’le roman d’hypothèse’’ yani ‘’varsayım romanı’’ olarak işleyip hakkında yazılar kaleme alıyordu. Kendisi bilimkurgunun yalnızca büyük bir uygulayıcısı değil, aynı zamanda, yazdığı bir dizi denemeyle de öncü ve yenilikçi bir kuramcısıydı.
‘’Hayatını bilimkurguya adadı ve bilimkurgu onu, o bilimkurguyu şekillendirdi…’’
Bilimkurgu Manifestosu ise Renard’ın ‘’olağanüstü-bilimsel roman’’ ve ‘’varsayım romanı’’ olarak andığı bilimkurgu türü hakkında 1909-28 yılları arasında kaleme aldığı üç ayrı makaleden oluşan bir seçki olarak karşımıza çıkıyor. Bilimkurgunun kuramsallaştırılmasına yönelik çalışmalarındaki hırsı ve heyecanı yazdığı makalelere de yansıyan Renard’a göre olağanüstü-bilimsel roman, en amiyane tabirle ‘’bilimsel zemin üzerine sağlam bir şekilde oturtulmuş yenilikçi bir masal’’dır. Bir makalesinde yine bilimkurguyu ‘’fanteziye duyduğumuz ebedi ihtiyacı söndürmeden, bilimin hüküm sürdüğü bir dönemin ürünü olan yeni bir tür’’ olarak tanımlamıştır. Renard’ın makalelerinde ısrarla üstüne bastığı ‘’bilinmeyen’’ mefhumu, isim babası da olduğu ‘’olağanüstü-bilimsel’’ romanın en ayrıksı özelliğidir. Bilinmeyenin ve kesin olmayanın kapsamlı bir şekilde incelenmesi yoluyla bilimsel yöntemleri kullanan bir kurmaca olarak gördüğü olağanüstü-bilimsel roman, okuru gerçeğe daha yakın bir evren algısına taşımayı amaç edinmiştir. Hatta Renard bu hususta, eksikliklerinden dem vurarak hem H. G. Wells’i hem de yurttaşı Jules Verne’ü bolca topa tutmuştur. Daha da ileri giderek hem yaptığı tanımın örneğini vermek hem de Wells’in eksik yanlarını göstermek amaçlı Doktor Moreau’nun daha da sapkın halini anlatan ‘Doktor Lerne: Alt-Tanrı’ karakterini yaratmıştır.
‘’Can suyunu söylencelerden alan bilimkurgunun var oluş serüveni, düşünen ve düşleyen insanın ortaya çıkışına değin uzanır.’’
Bilimkurguyu tanımlamak ve kuramsallaştırmak gibi entelektüel açıdan oldukça zor bir görev üstelenen Maurice Renard, kaleme almış olduğu yazılarında Voltaire’den Jonathan Swift’e, Jules Verne’den J H Rosny Aine’ye, Edgar Allan Poe’dan H. G. Wells’e birçok yazarı ve eserlerini bilimkurgu sınırlarında gezerek irdeliyor. Birçok farklı bakış açıları ve eserle tanıştığım için bu manifestoyu fazlasıyla beğendiğimi rahatlıkla söyleyebilirim. Ve yine makalelerin başlıklarını ve bu makalelerde geçen eserleri yazımın sonunda sizlerle paylaşacağım.
Edebî dilde yetkin olduğu açıkça belli olan, çetrefilli ve süslü bir dil kullanmayı tercih eden Renard’ın yazılarının Türkçeleşmesini ise Utku Haspulat gerçekleştiriyor. Gerek kullandığı arkaik kelimeler gerek yapmış olduğu komplike betimlemeler başarılı bir şekilde Renard’ın dilinin orijinalliğini ve ruhunu koruyor diyebilirim. Sırf bu çeviri için dahi büyük teşekkürleri hak ediyor Haspulat.
‘’Ortaya koyduğum değerlendirmeyi size daha basite indirgeyerek sunamamış olmamdan dolayı affınıza sığınmaktayım. Malumunuz olduğu üzere bu konu hafife alınmayacak kadar karmaşık bir yapıdadır; bu bağlamda bu hususu ele almanın tek yolu, benim de teşebbüs ettiğim şekilde dolambaçlı yollardan mülhem bir usul takip etmektir; bu yol da ancak meseleye bodoslama dalmayı bir kenara bırakıp ona dışarıdan, usul usul yaklaşarak nihayet tanımı daraltmaktan geçer. ‘’ (s. 71)
Maurice Renard’ın üç farklı makalesinden oluşan ve bir manifesto/bildiri özelliği taşıyan bu seçki, bilimkurgu türüne kendini yakın hisseden okurları ve kuramsal boyutlarda kaybolmayı seven araştırmacı-okurları ‘bilinmeyen’in ışığında imgesel bir yolculuğa çıkarıyor.
Keyifli okumalar.
Bilimkurgu Manifestosu’nda yer alan makaleler:
1) Olağanüstü-Bilimsel Roman ve İlerleme Tasavvuruna Olan Etkisi, 1909
2) Varsayım Romanı, 1928
3) Sinematografın Öncüsü, 1914
Eserde üzerinde durulan kitaplar:
PhaidonXipehuz: ŞekillerXipehuzler - Kızıl SuUzay SeyyahlarıDoğanın ÖlümüIn the AbyssTanrıların TohumuDünyalar SavaşıDoktor Moreau’nun AdasıGörünmez AdamAy'daki İlk İnsanlarZaman MakinesiGeleceğin Havva'sıMicromegasSomnium ya da Ay AstronomisiÖteki Dünya: Ay Devletleri ve İmparatorlukGüneş Devletleri ve İmparatorluklarıAy'daki AdamGerçek Bir Hikayeİnsan Anlığı Üzerine Bir Deneme