Merhaba arkadaşlar, mutlu pazarlar. Birebir çeviri ile devam ediyoruz. İki kitap üst üste geldi bu şekilde. Hayret ediyoruz. Hep beraber kitabı ve konusunu inceleyelim. Perry Mason kendisini acil telefona isteyen ve kendisine içinde para olan bir zarf gelip gelmediğini soran bir kadın ile görüşüyor ve bizim de hikayemiz başlıyor. İlk başlar biraz karışık gelebilir bunu da kabul edelim yani ilginç ve korku dolu bir telefon görüşmesi, gazeteden küçük bir kağıt parçası, bir şifre, hatta 1$ para alıp üstünü kendisine bahşiş bırakan Mason’a içini döken sigaracı bir kız, ilerleyen süreçte karşımıza çıkan bir emlak komisyoncusu, hepsinin sonunda ortaya çıkan bir cinayet.
Tabii polisiye okurlarının aklına bu davadan hatta bu başlangıçla aynı anda şu soru gelecektir. Kadın, Perry Mason’un aradığı yerde olacağını nasıl biliyordu? Çünkü Mason yemekte, diğer yandan kadın telefona gidip direkt kendisine ulaşıyor. Kadının da dışarıda olduğunu yanına başka bir adamın gelip onu götürmesinden anlıyoruz. Devam eden süreçte Medford Carlin adlı yaşlı bir kitap kurdu ile röportaj yapılıyor ve akabinde onun evi yanıyor kendisi de içindeyken. Biz bağlantıyı çözmeye çalışırken arka planda ilerleyen bir hikaye var ki gerek kitaplarda gerek filmlerde bir olay yaşanırken arka planda ilerleyen başka hikayeler bende etkileyiciliğini kaybediyor. Günümüzde pek çoğumuzda da benzer bir durum var ki, sahne geçişleriyle sinema dünyası diğer sahneleri de sırayla veriyor artık. Bu tarz keskin geçişler geriye dönük çok fazla soru bıraktığı gibi ilgiyi de kaybettiriyor diye düşünüyorum.
Diğer yandan buraya kadar 2 cinayet işlenmiş oluyor böylece. Çünkü bu yaşlı adamın ölümü basit bir yangın gibi geliyor. Konu cinayet romanı olunca ve ölen kişi de Mason ile konuşan kişi olunca aklımıza direkt olarak bu durum geliyor diyebilirim. Perry Mason ancak bu olaylardan sonra kendisini arayan kadının kim olduğunu tahmin ederken kadın ise pek çok konu gibi bunu da reddediyor. İdam cezasına gitmesine ramak kala bile inadından vazgeçmeyip sustuğunda biraz kızsak da ne saklandığını, kimin neyi neden sakladığını öğrenme merakımız bizi cezbediyor desek yeridir. Diğer yandan yine küçük ayrıntılar önemli ancak bunlara anlam yüklemek de gerekiyor. Mesela bu 36 numaralı macera. Yani daha önce 35 macera yaşanmış. Mason’un çıkıp da Drake karakterine gelip emirler yağdırması ve işini doğru yapmasına benzer sözler söylemesi onun aslında bu vakada ne kadar stresli olduğunu bizlere gösterme çabası olarak düşünüyorum ama yine de bu şekilde davranması onun da stres içinde olduğunu ve bu noktada ne kadar çaresiz kalabileceğini bizlere gösteriyor. Drake olmasa pek çok vaka çözülemezdi zaten. Kendisinin bir dedektiflik ajansı olduğunu da bilmeyenler için hatırlatalım.
Bu defa mahkeme sahnesini ise iple çektiğimi belirteyim. Çünkü hikaye çok karmaşık biçimde ilerliyordu ve artık mahkeme sahnesi gelse de neyin ne olduğunu öğrensek, taşlar yerine otursun diye bekledim. Çok fazla kafa karıştırıcı olan kitaplar biraz yoruyor diye düşünüyorum. Ancak yine ufak detayların çok önemli olduğunu düşünüyorum. Neden? 1941 yılındaki Pearl Harbor baskınının üzerinden oldukça uzun yıllar geçmişken 1950’de bu kitap basıldığında yalnızca 9 sene olmuştu. Bu da Japonlara ve hatta Asya kökenli insanlara nasıl bakıldığını görmemiz açısından ilginç noktalar içeren bir eserdi. Hatta epey ırkçılık olduğunu söylesem haksızlık etmiş olmam.
Diğer yandan Mason’un yanına yanaşan kızın ona anlattığı, içini döktüğü meselelerden birinin de çocuğunun çalınması ve evlatlık verilmesi olduğunu açıklayalım. Bu neden önemli. Çünkü bizim az önce çok karmaşık diye serzenişte bulunduğumuz mesele kitabın 2 farklı dava şeklinde ilerlemeye başlaması. Çünkü bebek dolandırıcılığı meselesi de kitapta ayrı bir vaka olarak karşımıza çıkıyor. Hatta çocukları alıp başka çiftlere satmak sonra onlardan epey para koparmak ve çok daha fazlasını yapanlar yani kısaca büyük bir sorun daha var ortada ve bu, aslında çok iğrenç bir mesele.
Son olarak Perry Mason çılgınlığının, yazıldığı dönemde çok büyük bir kitleye sahip olduğunu söylemek mümkün. Yoksa adalet dağıttığına inanılan birinin (Mason) kim olduğunu dahi tam olarak bilmediğini birini var gücüyle savunmasının başka bir açıklaması olamaz ve bu bana çok yanlış geliyor. İnsanlar olarak arkadaşlık ilişkilerimizde bile, kim olduğunu bilmediğimiz birini nasıl savunacağız ki diye düşünürken Mason’un hiç tanımadığı ve kendisinden emin olmadığı birini savunmaya çalışması biraz mantık hatası olarak geldi bana.
İncelemeler:
#54080005#81013469#81346276#84407532#85307635#87829552#88739286#89546521#90897283#134189056#262745858#262953941#264244614#265224602#265373021#265480708#265729097#265794717#265892133#266122620#267390300#267919812#268713686#269020100#269594785#269824894#270076859#271163376#271306690#271420551#271535184#271969709
Okumalar:
Amber Denen Kedi
Apandisit
Arsenik
Bir Çift Güzel Bacak Gördüm
Cesur Dul
Çığlık
Çıplak Hayalet
Çıplak Kız
Gorile Dikkat
Gör Duy Sus
Hayalet Koca
Her Kombinezon İçini Göstermez
Kabus
Kan
Kızıl Saçlı Kımıldandı
Kördüğüm
Kurnaz Kadın (Kaçak Hemşire)
Kürkü Güve Yemişti
Öleceksin
Ölen Kim
Ölüm Odası
Ölümün Yüzü
Öp Beni
Öteki Silah
Pusudaki Kurt
Seks Yok
Serseri Bakire
Sıhhat Servet Aşk ve Annesi Ölmüş Bir Eş
Siyah Otomobil
Soğuk Eller
Şantaj
Tek Gözlü Şahit
Tuzak İçinde Tuzak
Hepimize iyi okumalar dilerim..
Tek Gözlü ŞahitErle Stanley Gardner · Akba Yayınları · 19719 okunma