Merhaba arkadaşlar. Hayatınızı tek bir şeye adamış olsaydınız, bu ne olurdu? Direkt bu soruyla giriş yaptım ama yazarın gerçek hayatta bütün hayatını adadığı ve adeta bu eseri oluşturmak için çabaladığını öğrendikten sonra başka bir soru da soramazdım. Sevmeyi bilmeyen, sevilmenin ne olduğundan haberi dahi olmayan insanların var olduğu bir dünyada gerçek anlamda bir mutluluğun da olmayacağını anlatır yazar. Doğrudur da. Fark ettiniz mi bilmiyorum ama bunlar çoktan unutulan, hatırlayanların da dikkate alınmayan insanlar olduğu bir dünyada yaşıyoruz artık. Tek eşlilik çoktan bitti ve herkes en az birkaç kişiyle beraber. İlişkiye de kişilere de herhangi bir saygı görmüyoruz. Ne yazık ki bu durumun değişeceği de yok gibi görünüyor.
Hayatta şansım yok diyenlerin tanışacağı ve kendine rahmet okuyacağı karakter ise Connie karakteri oldu diyebilirim. Kendisi epey rahat, modern ve özgür yetiştirilen bir kız. Hava almak için Avrupa turu yapan insanlar bunlar. E şanssızlık bunun neresinde dediğinizi duyar gibiyim. Önce geziden dönüyor, bu sırada savaş patlıyor, Alman olan sevgilisi savaşın daha başında hayatını kaybediyor. O da Clifford Chatterley ile evleniyor. O adam da savaştan iki bacağını kaybetmiş halde dönüyor. Çevresinde ise kendine göre birini bulması konusunda saçma konuşmalar yapılıyor.
Kadın ise her şeye rağmen kocasının yanında durmak için epey çabalıyor. Günler okuyarak, düşünerek, tartışarak ve bir de kitap yazarak geçiyor. Yine de bu monotonluk bir yerden sonra Connie’nin içinde boşluk oluşturmaya başlıyor. Hep bir şeyler eksik veya yanlış gibi hissediyor. Hangimiz bunu hissetmedik? Babası bir yandan ablası bir yandan ona sürekli baskı yapıyor başka birini bulması için ve sonunda kadının aklına giriyorlar. Ama o da ne? Bu defa Mellors adında birini bulsa da bu adam önceden bir subay olmasına rağmen tüm unvanları reddetmiş, parayı önemsemeyen birisi olmuş ve ne oldu dersiniz? Babası ve ablası bu adamı soylu biri olmadığı için istemiyor. Sanki sipariş vermişler de soğuk geldi diye şikayetleniyorlar. Bu yüzden gerçek hayatta da yuvaların yıkıldığını düşünüyorum ve biliyorum da böyle benzer durumları. Herkes her şeyin en iyisine, en mükemmeline sahip olmak istiyor. Garip olanı ise kendisi mutlu olmasına rağmen yanındaki kıskanç kişiliksizler yüzünden kendi kendini mutluluğundan ediyor. Özellikle kadınların kendi arasındaki gizli mücadeleler bazen işleri bu noktaya getiriyor ve tam bu noktada bir sorum olacak. Kadınlar, sizin birbirinizle gizli bir mücadeleniz varmış. Nedir bu tam olarak? Açıklayabilecek biri var mı?
Sanırım bir diğer anlatılan konu da sınıflar mücadelesi diyebilirim. Ama bu konuda eskisi kadar karşı çıkmıyorum artık. Yani iki gönül bir olunca diye başlayan felsefe yerine davul dengi dengine felsefesinin ardından gitmeyi uygun buluyorum. Günümüz şartlarında da oturup 2 kelime konuşamayacağın, benzer zevklere sahip olmadığın, apayrı dünyaların insanı olduğun, aynı evde iki yabancı gibi yaşadığın biriyle ömür geçer mi? Geçmediği için boşanmalar rekor düzeyde zaten. Kitapta verilen alt mesajlarda cinselliğin utanılacak değil zevk alınacak bir mesele olmasına ben de sonuna kadar katılıyorum ancak önüne gelenle yapmak koşuluyla değil. Bu kısımda sanırım yazarla anlaşamıyoruz ama olsun. Herkes kendine yakışanı yapar.
Bizlerin yine karşısına çıkan en önemli detaylardan biri de hala günümüzde de –maalesef- var olan ve olmaya da devam edecek İşçi Sınıfı ile kendini yüksek gören herhangi bir X sınıfı arasındaki çatışmadır. Günümüzde bunu işçi sınıfına atfetmek yerine kendini yüksek gören birinin kendinden daha düşük gördüğü birine olan değişmeyen davranışları olarak niteleyebiliriz. Erkekler kadınlara, kadınlar erkeklere, patronlar çalışanına, esnaf çırağına yani kim kime ne yapabiliyorsa ne kadar ezebiliyorsa o kadar eziyor. Ancak biz özellikle ilişkiler için şunu kullanırız, amacımız cinsiyetçilik değildir, köle gibi davranırsan kölenin karısı; kral gibi davranırsak da kralın karısı olursun deriz. Burada amaç kadını kötülemek değil ikili ilişkilerde davranışların önemini vurgulamaktır.
İncelemeler:
#44393159#290427507#290939181#291133155#291803527#292324097#292499264#292860126#292918843#293508755#293726130#293902467#294258287#294448326#294665018
Okumalar:
Aaron’ın Asası
Adaları Seven Adam
Ak Tavus Kuşu
Anka Kuşu
Aşık Kadınlar (Brangwen Ailesi Serisi 2)
Atını Sürüp Giden Kadın
-İki Mavi Kuş
-Güneş
-Atını Sürüp Giden Kadın
-Gülümseme
-Sınır Hattı
-Jimmy ile Umutsuz Kadın
-Son Kahkaha
-Aşık
-Adaları Seven Adam
-Mutlu Hayaletler
-Hiçbiri
-Şampiyon Sallanan At
-Hoş Hanımefendi
Bakire ile Çingene
Çizgiyi Aşmak
Deniz ve Sardinya Adası
Gökkuşağı (Brangwen Ailesi Serisi 1)
Harman Yerinde Aşk
-Harman Yerinde Aşk
-Uğur Böceği
-Tilki
-Yüzbaşının Bebeği
İtalya’da Alacakaranlık
Kayıp Kız
Kıyamet
Klasik Amerikan Edebiyatı Üzerine İncelemeler
Lady Chatterley'in Sevgilisi (Lady Chatterley’in Aşığı - Kadın Aşık Olursa)
Hepimize iyi okumalar dilerim..