Gönderi

Huzurunuzu kaçıracak bir kitap! /764. İnceleme
9/10
·312 syf.··
2026 5. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 14 Şubat 2026 09:45
“Hayatımı mahvettim. Üstelik bunu yaparken aklım başımdaydı.” Kimi kitapların öyle başlangıç cümleleri var ki daha ilk sayfadan “doğru yere geldiğini, kendinden bir şeyler bulacağını ve artık istesen de o dünyadan ayrılamayacağını” anlarsın. “Bütün mutlu aileler birbirine benzer, her mutsuz ailenin mutsuzluğu kendine göredir,” diye başlar Lev Tolstoy Anna Karenina’sına. Ne mümkün burada Franz Kafka’nın Dönüşüm’ünü anmamak, “Gregor Samsa bir sabah bunaltıcı düşlerden uyandığında, kendini yatağında dev bir böceğe dönüşmüş olarak buldu.” “Hayatımın en mutlu anıymış, bilmiyordum,” der Orhan Pamuk, o andan itibaren kendi hayatınızda var olabilecek en mutlu anı kaçırmamak için okumaya başlarsınız. Ve Şimdi Tarık Tufan, Hayatımı mahvettim. Üstelik bunu yaparken aklım başımdaydı. “Hatıraların tümü acı verir; bazıları yaşandığı için, bazıları bir daha asla yaşanamayacağı için.” Ah, sakın... Sakın ismine aldanıp bunun bir aşk hikâyesi olduğunu düşünmeyin! Başkahraman Orhan, “Hayatımı bile bile mahvetmemin tek bir sebebi vardı: Âşıktım,” dese de, kitabın arka kapağında “gerçeklikle hayalin iç içe geçtiği olağanüstü bir aşk ve tutku hikayesi,” diye yazsa da kitaba asla bir aşk hikayesi diyemem! Bazen kahramanlar da yanılırlar, bazen tanıtımlarda yok satar aşk kelimesi! Kahraman ne kadar uzaklaşırsa uzaklaşsın bir kaçış öyküsü de değil. Olsa olsa, Ne kadar uzağa gidersen git kendinden kaçamayacağının, Ne kadar okursan oku çocukluğundan bir adım fazlası olamayacağının, Kaçmak istediklerine yakalanmanın hikâyesi… “Yeni bir hayata başlayabilmek için sadece istemek yetmez. Daha ilk adımda musallat olan umut kırıcı karamsarlıkla da baş edebilmek gerekir.” Yeniden başlamak mümkün mü? Hangi kahraman yeniden başlayabildi peki? O kadar kolay mıydı geçmiş yaraların üzerine yeni hayatlar kurmak? Romandaki her kahramanın yarası farklı, hepsinin ortak noktası çocukluklarından kalan aile yaraları, "Babasız kadınların ömür boyu peşini bırakmayan o şiddetli kalp ağrısı." Ve hemen hepsi o yaraların üzerlerine tırnaklarıyla kazıya kazıya inşa etmişler hayatlarını. Lakin geçmiş ismiyle en tezat kelime, geçmeyen ne varsa, ruhumuzda neyin izini taşıyorsak adını “geçmiş” koymuşlar. Babasının gölgesinden kaçmak isterken Firdevs’e bağlanıyor Orhan, oysa Firdevs de babasından yaralı, babasından yaralı kadınlar, babası gibi olmayan erkeklere sığınmak isterken tam da onlar gibi olana denk düşerler bazen. Ve Defne… En çok o yaktı içimi okurken, ruhumda kitabın başkahramanı ilan ettim onu. Oysa o da yaralıydı babasından, tıpkı babası da babasından yaralı olduğu gibi… Yaralarımızla bağlanmaya çalışan hasta ruhlardan ibaretiz belki de. Ne diyor bir Şilan Avcı şiirinde, “Bu memlekette insanlar belki de en çok baba sancısıyla inliyor, en çok baba deyince aklımıza gelir çocukluğumuz!” youtube.com/watch?v=EPJ1Efy... “En çok baba yokluğunun hüsranıyla kızıyormuş zaman ayrılığın yarasını!” İşte, burada başlıyor kahramanların bağlanma hikâyesi… Böyle düşüyor Firdevs Orhan’ın yüreğine. Ve Defne, bir kitabın izinde kayıp babasının peşine. Böyle düşüyor Orhan Saklıkuyu’daki bimarhaneye. Osmanlı’da akıl hastalarının kaldığı o hastane, zamanla ev olup içinde barındırıyor insanları. Peki niteliği değişti diye kimliği değişir mi binaların? “Bir yetimhanenin sadece içinde kalanlar değil, binası da yetimdir.” “Gitmek insanın iradesi değil, yazgısıdır.” Bir mekânın sizi çağırdığı oldu mu hiç? Peki ya hiç, her şeyden kaçıp gitmek istediniz mi? Gitmekle gitmiş olur mu insan? “İnsan, kaldıkça küflenir, gidemedikçe çürür,” diyor Özdemir Asaf, Sabah sabah içimizi okuyor İbrahim Tenekeci, “Bir sabah sahiden gitmek istersin.” Hepsinin yorgunluğunu taşır John Steinbeck, “Kalkmak da istemiyorum, yatmak da. Kalmak da istemiyorum, gitmek de.” İlhan Berk, “Şöyle başımı alıp gitmek istiyorum,” derken Attila İlhan daha dolu… “Bir trene binmek, rastgele defolup gitmek istiyorum.” Hepsinin nihai noktası Şükrü Erbaş’tan, “Gitmek hangi acıyı onarır ki?” Ve herkesin buluştuğu yer: Saklıkuyu. Aslında kaçışın değil yakalanışın, insanın acılarıyla yüzleşmesinin mekânı. İyi olmak için önce yüzleşmeli, arınmalı, varoluş sancılarının kaynağına inmelisin. Üzerini kapatarak mutlu olamazsın. Hastalıklı bağlanmayı aşk sanamazsın! Acını keşfet, acınla yüzleş ve iyi ol! Bin yalana inanmak bir gerçekle yüzleşmekten daha zor geliyor değil mi? Huzurun kaçacak, daha mutsuz olacaksın, sığındığın konfor alanı yerle bir olacak. Öyleyse bu kitabı bir aşkın ardından yaşanan acının hikâyesi olarak görmeye devam edebilir, bitirdiğinde kapağını kapayıp huzurla yaşayıp gidebilirsin.
Âşıklara Yer YokTarık Tufan · Doğan Kitap · 20234,528 okunma
·
4.890 Gösterim
16 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Mikail Balcı
Gönderi Sahibi
Nasıl bir kitapsa tatil günü sabahın 6'sında uyandırdı beni. Bitirip yazmak istedim.
O kadar güzel bir inceleme olmuş ki daha okumadan yüreğim sızladı incelemenizi okurken. Hemen sipariş veriliyor.🍀🌸
Mikail Balcı
Gönderi Sahibi
Şimdiden duyguyla...
Zaten okumak istediğim bir kitaptı, bu incelemeden sonra kesinlikle okumalıyım dedim. Yüreğinize, kaleminize sağlık. Muhteşem bir inceleme olmuş 🌸
Mikail Balcı
Gönderi Sahibi
Pişman olmazsınız. Şimdiden keyifle...
Bende okudum bu kitabı gerçekten incelemeniz tam da içimden geçenler olmuş Bazen kızdım bazen üzüldüm Orhana ama böyle Aşk denilen şeye bu şekilde düşmek istemem,baş etmek çok zor
Mikail Balcı
Gönderi Sahibi
Kendine etti biraz da...
Merhaba Tarık Tufan'ın mutlaka okunması gerekir dediğiniz kitap hangisi ya da hangileri olur?
Mikail Balcı
Gönderi Sahibi
Merhaba, Gece Açan Çiçekler çok güzeldi.
Reklam
Gece Açan Çiçekler yeni okudum. Tarık Tufan la tanışma kitabım oldu. Sizin yorumunuzu da okuyunca yazarın tüm kitaplarını almak bana farz oldu ✨Emeğinize sağlık
Mikail Balcı
Gönderi Sahibi
Hiçbir kitabından pişman oldum. Tavsiye ederim.
Muhteşem, muhteşem, muhteşem... Tek kelimeyle muhteşem bir inceleme olmuş. Yüreğine sağlık. Ve evet sana katılıyorum kesinlikle bir aşk hikayesi değil. "Olsa olsa ne kadar uzağa gidersen git kendinden kaçamayacağının, ne kadar okursan oku çocukluğundan bir adım fazla olamayacağının, kaçmak istediklerine yakalanmanın hikayesi." O kadar güzel ifade etmişsin ki tek bu cümle bile kitabın özeti olabilir.
Mikail Balcı
Gönderi Sahibi
Teşekkür ediyorum, katkınız ve eşliğiniz için.