‘Kefenimizden evvel çürüyoruz’ sözü üzerine saatlerce konuşulabilir. ruhun bedenden önce yorulmasını çok naif ama sarsıcı bir şekilde anlatmışsınız hocam, hem çok etkileyici hem de merak uyandırıcı.. kaleminize emeğinize sağlık..
Mikail Balcı Hocam’a şükranlarımı nasıl ifade edebilirim, bilemiyorum…
Kelimelerin kifayetsizliğinden, kendisinin hoşgörüsüne sığınmayı tercih ediyorum.
“Kaleminize sağlık” demek az kalıyor;
çünkü siz bu eseri anlatmamışsınız… yaşamışsınız. Ve anlıyorum ki hâlâ yaşamaya devam ediyorsunuz…
Satırlarınızda bir okurun değil, bir metnin içine düşmüş bir insanın izlerini gördüm.
En çok da şu hâl dikkatimi çekti: Okurken bitmeyen değil, okuduktan sonra da dinmeyen bir sancı…
Hani doğumun sancısı doğumla diner derler ya;
sizinki, doğumdan sonra devam eden bir hâl gibi…
“Kefenimizden evvel çürüyoruz” cümlesi hepimizin içinden geçti belki, ama siz o cümlenin içinde yaşamışsınız.
Necip Fazıl’ı anlamak başka, onunla birlikte düşünmenin ağırlığını taşımak başka… Siz o yükü taşıdınız demekten ziyade, o yükün farkına varmış bir gönül olarak hayran bıraktınız…
İncir ağacını bir metafor olarak değil, insanın içine büyüyen bir kader gibi anlatmanız; okuyanı da o ağacın gölgesine çekiyor… Ocağımıza incir ağacı dikmediniz belki,
ama düşünce dünyamıza bir tohum bıraktınız…
Ve en kıymetlisi:
Bu kadar derin bir metnin ardından bile, yorumlarınızdaki o tevazu… İşte orada, metni okuyan değil;
hakkını veren bir hasbî gönül görüyoruz.
Mevlâ kaleminize yorgunluk düşürmesin hocam… Böyle incelemeler insanı sadece kitaba değil,
kendine de döndürüyor.
Teşekkür ederim…
Sadece bir kitabı değil,
bir hâli hatırlattığınız için…
…🖋️ biR’ münZ’evi üstâd